1 Karanlığın içimdeki ışıkla aydınlandığı bir gecede balkonda paketteki son kalan sigarayı da tüttürürken şehrin manzarasına bakıp iç çekmiştim. Bacalardan çıkan dumanlardan kaynaklanan sisin işgal etmiş olduğu gri gökdelenler, karanlık sokaklarda bir oraya bir buraya sallanan cesetler, taksilerin önünde kuyruk…devamı1
Karanlığın içimdeki ışıkla aydınlandığı bir gecede balkonda paketteki son kalan sigarayı da tüttürürken şehrin manzarasına bakıp iç çekmiştim. Bacalardan çıkan dumanlardan kaynaklanan sisin işgal etmiş olduğu gri gökdelenler, karanlık sokaklarda bir oraya bir buraya sallanan cesetler, taksilerin önünde kuyruk oluşturduğu loş lambalı oteller ve bahsetmeden geçemeyeceğim, öylesine soğuk bir havada içimin birkaç dakikalığına da olsa ısınmasına vesile olan, ellerinde poşetlerle kol kola gezen bir çift. Tüm bunların tam ortasında, gündüz–gece döngüsünü kaybetmiş, uykusunu bolca aldığı için uyuyamayan, yarasadan hallice görüntüsüyle bütün estetikleri katletmiş, ortamın verdiği melankoliyi de fırsat bilip yazı yazmak için hep cebinde tuttuğu, tıpkı sahibine benzeyen not defterini çıkarmaya hazırlanan ben. Neyse ki defterin içi sahibinden hallice bir durumdaydı ki o kadar karmaşaya rağmen boş bir sayfa bulabilmiştim. Peki ne yazacaktım? Sadece melankolik olma durumu bir şeyler yazmak için yeterli miydi? Daha öncesinde beni yazmaya iten durumları düşündüğümde bu sorunun cevabını verebilecek yeterliliği kendimde görüyordum. Yazmaya iten dediğim için yanlış anlaşılmak istemem. Yazmak elbette benim için hatrı sayılır bir eylemdir; ancak bazen, az sonra tekrar deneyimleyeceğim “zorlama” olarak adlandırdığımız hissi sezdiğimde yazı yazmak benim için bir ödevden farksız oluyor, ki ödevleri kimse sevmez. Zaten çoğu zaman not defterinde boş alan arayana kadar aklımdaki yazılar yok olup gidiyor. Bazen düşünüyorum da acaba onları yazabilseydim ortaya neler çıkardı? Neyse, asıl konumuza dönelim. Melankolik havanın yazma isteğimi körüklediği anda yazacak olduğum konunun esasen ortada olmayışı; ama bir o kadar da güçlü duygular hissetmemin sonucunda yazma arzumun giderek alevlenmesi tezatlığıyla karşı karşıyaydım. Elimdeki sigaranın bitmiş olduğunu fark ettiğim anda ikinci sigarayı yakma isteğimin gelmesi; ancak ortada öyle bir ihtimalin olmayışıyla hevesimin anında kaybolması gibi bir duyguydu. Artık ne yazacak bir konum ne de geceyi en hafif hasarla atlatmamda bana yardımcı olacak bir sigaram vardı. Şimdi bir karar vaktiydi: Sokağa inip sigara almak mı yoksa on dakika önce çekiciliğini çoktan kaybetmiş şehri izleyip uykuya dalmak mı?
03.56
26.11.25