Bugünün imgesi kar olsun dedim ve kar ile ilgili aklıma gelen pek çok şeyi burada toparlamaya çalıştım. Biraz dağınık olabilir fakat geri dönüp okuduğumda ekleyeceklerim ya da hatırladıklarım olduğunda eminim zihnim berraklaşacaktır. Yani bu yazı daha çok benim için yazıldığından…devamıBugünün imgesi kar olsun dedim ve kar ile ilgili aklıma gelen pek çok şeyi burada toparlamaya çalıştım. Biraz dağınık olabilir fakat geri dönüp okuduğumda ekleyeceklerim ya da hatırladıklarım olduğunda eminim zihnim berraklaşacaktır. Yani bu yazı daha çok benim için yazıldığından dağınıklığı üzerine de çok şey etmeye lüzum yok diye düşünüyorum.
Kışın karla kaplı günleri, insan psikolojisinde bir metafor olarak sıkça beliriyor. Kar, yalnızca fiziksel bir doğa olayı değil, aynı zamanda arzu, zaman ve insan bilincinin etkileşimlerini somutlaştıran bir sembol. Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filminde Yusuf’un Mahmut’un evine gelişi, bu metaforu dramatik bir biçimde gösteriyor. Misafir, varlığıyla evde bir dinamik yaratır, ancak Mahmut’un içsel yalnızlığı ve sosyal izolasyonu nedeniyle bu varlık tam olarak algılanamaz veya kabul görmez. Kar, bu algısal bulanıklığın ve erişilemezliğin dışavurumudur. Psikolojik olarak bakıldığında, Mahmut’un durumu sosyal kaygı ve içsel güvenlik alanının ihlali ile açıklanabilir; misafirin gelişi, Mahmut’un içsel dünyasında bir huzursuzluk ve stres uyandırır.
Filmdeki huzursuzluk ve iftira sahnesi, Mahmut’un kendi benliğiyle dış dünya arasındaki çatışmayı görünür kılar. Kar ve beyaz körlük metaforu, burada arzuların erişilemezliği ve zamanın gecikmesi ile birleşir. Beyaz körlük, hem çevresel hem de bilişsel bir fenomen olarak, insanın gerçekliği tam olarak algılayamamasını ifade eder. Mahmut’un arzuları, sosyal etkileşimleri ve duygusal ihtiyaçları, beyazın yarattığı bulanıklık altında donuklaşır; geri dönüş arzusu vardır, fakat hem fiziksel hem psikolojik engeller nedeniyle gerçekleşemez.
Beyaz körlük, psikoloji literatüründe perseptüel bulanıklık ve bilişsel sınırlılık ile paralellik gösterir. Karın yoğunluğu, algısal filtreleri zorlar; birey, çevresindeki dünyayı net olarak göremez, arzularının yönünü kaybeder ve kendi içsel yalnızlığıyla yüzleşir. Mahmut’un yalnızlığı, hem eksik doyum hem de sosyal izolasyonun bir sonucudur ve kar bu izolasyonu somut bir mekân ve fenomen hâline getirir.
Bu metafor evrensel bir çerçevede James Joyce’un Ölüler öyküsünde de kendini gösterir. Dublin’i kaplayan kar, hem fiziksel hem de duygusal mesafe yaratır; karakterler, arzularına ulaşamaz ve geçmişle hesaplaşmak zorunda kalır. Gabriel’in yaşadığı algısal bulanıklık ve arzuların donukluğu, beyaz körlük metaforunun edebiyatla kesişimidir. İnsan, arzularının gerçekleşmesini beklerken, hem zaman hem de kendi psikolojik bariyerleri tarafından sınırlandırılır.
Türk edebiyatında da benzer motifler görülür. Cenap Şahabettin’in Kar şiirinde arzuların yanlış zamanlarda ortaya çıkması, beklentilerin karşılanmaması ve fırsatların sürekli ertelenmesi kar ve zaman metaforu ile dile getirilir. Tanpınar’ın Huzur’unda kar, zamanın gecikmesini ve ulaşılamayan mutluluğu simgelerken, Tezer Özlü metinlerinde kar ve içsel beyazlık, arzuların donmuş hâli olarak eksik kalan hayatların sessizliğine dönüşür. Kar, hem zaman hem de psikolojik mesafe yaratır; insan, arzularını gerçekleştiremeden kendi bilinçdışına gömülür.
Kar ve beyaz körlük metaforları, psikolojik olarak arzu-bastırma, bilişsel sınırlılık, zamanın gecikmesi ve sosyal izolasyon temalarını bir araya getirir. İnsan, arzularına ulaşma potansiyelini taşırken, kar ve beyazlık nedeniyle sürekli bir eksiklik ve hüzün deneyimler. Mahmut’un yalnızlığı, Gabriel’in Dublin’deki yüzleşmesi ve Cenap Şahabettin’in dizelerindeki gecikmiş arzular, bu fenomenin farklı bağlamlardaki tezahürleridir.
Sonuç olarak, kar ve beyaz körlük, insan psikolojisinin en temel dinamiklerini görünür kılan evrensel metaforlardır. Arzuların donması, geri dönüş potansiyelinin engellenmesi ve yalnızlığın içselleşmesi, karın sessiz beyazlığı altında somutlaşır. Kar, yalnızca bir doğa olayı değil; insanın iç dünyasının, zamanla çatışmasının ve arzularının evrensel yansımasıdır.
Dipnot: Kar'ı matematiksel bir harika olarak gören Orhan Pamuk var ki ona başka bir bağlamda yeniden değiniriz diye düşünüyorum.
Kendime not: sel sal eki kullanmak irite ediyor bir dahaki sefere yapma.
Dipnot 2: Bu metni okurken aklınıza Cenap gelmese dâhi Ahmet Muhip Dıranas'ın şu dizeleri:
"Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden"
geliyorsa iyi bir okursunuzdur -bana göre-