İnsan için var olan ve olup biten her şey dolaysız olarak daima sadece onun bilincinde var olduğu ve olup bittiği için, apaçıktır ki öncelikle önemli olan bu bilincin yapısıdır ve çoğu durumda esas olan da bu bilincin içinde vücut bulan…devamıİnsan için var olan ve olup biten her şey dolaysız olarak daima sadece onun bilincinde var olduğu ve olup bittiği için, apaçıktır ki öncelikle önemli olan bu bilincin yapısıdır ve çoğu durumda esas olan da bu bilincin içinde vücut bulan şekillerden çok bu yapıdır. Bir zavallının sığ bilincinde yansıyan bütün gösteriş ve zevkler, rahatsız bir hapishanede Don Kişoťu yazan Cervantes'in bilinci karşısında çok fakirdir. Bugünün ve gerçekliğin nesnel yarısı kaderin elindedir ve buna göre değişkendir. Öznel olanlarsa kendimiziz, bu yüzden bunlar asıl olarak değişmezdir. Buna uygun olarak her insanın yaşamı, dışarı-dan gelen bütün değişikliklere rağmen genel olarak aynı karakteri taşır ve tek bir tema üzerindeki bir dizi çeşitlemeyle karşılaştırılabilir. Kimse bireyselliğinden çıkamaz. Ve içine konulduğu bütün koşullar altında, doğanın onun özüne geri dönülmez olarak çizdiği dar bir çember içinde sınırlı kalan bir hayvan gibi, ki sevdiğimiz bir hayvanı mutlu etme çabalarımız da, daima bu sınırlar içinde kalmak zorundadır; işte insanın hali de aynıdır. Onun için mümkün olan mutluluğun ölçüsü, bireyselliği aracılığıyla önceden belirlenmiştir. Özellikle de zihinsel güçlerinin sınırları, üstün zevkler duyma yeteneğini en baştan belirlemiştir. Bu sınırlar darsa, dışarıdan gelen bütün çabalar, insanların, talihin onun için yaptığı bütün her şey onu sıradan, yarı hayvansı mutluluğun ve rahatlığın ötesine sürüklemeyi başaramayacaktır. Bedensel zevklere, tanıdık ve neşeli aile hayatına, seviyesiz sohbetlere ve kaba meşgalelere muhtaçtır. Hatta bütün olarak eğitim bile bu çemberi genişletmeyi çok fazla olmasa da birazcık başarabilir. Çünkü en üstün, en çeşitli ve en kalıcı zevkler zihinseldir, gençlikte ne kadar bunun hakkında yarılsak da; fakat bu zevkler asıl olarak doğuştan gelen güce bağlıdır. Öyleyse buradan çıkarak mutluluğumuzun ne ölçüde kim olduğumuza, bireyselliğimize bağlı olduğu apaçıktır; oysa çoğunlukla sadece kaderimiz, sadece sahip olduklarımız veya kafamızdabcanlandırdıklarımız hesaba katılır. Ancak kader düzelebilir. Ayrıca insanın içi zenginse kaderden çok şey beklemeyecektir. Buna karşın bir zavallı sonuna kadar bir zavallı olarak, sığ bir hödük de sonuna kadar sığ bir hödük olarak kalır, isterse cennette hurilerle kuşatılmış olsun.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar