Sema Kaygusuz'un 2015 yılında yayımlanan romanı. İyi düşünülmüş ama tam anlamıyla beni içine çekmeyi başaramamış bir eser.. Garip birtakım olayları merkeze alsa da, kitabın temel amacı derin bir toplumsal eleştiri ve bir "medeniyet" sorgulamasıdır. Roman, tatil yapan bir grup insanın…devamıSema Kaygusuz'un 2015 yılında yayımlanan romanı.
İyi düşünülmüş ama tam anlamıyla beni içine çekmeyi başaramamış bir eser..
Garip birtakım olayları merkeze alsa da, kitabın temel amacı derin bir toplumsal eleştiri ve bir "medeniyet" sorgulamasıdır.
Roman, tatil yapan bir grup insanın huzurunun bozulması üzerinden, Türkiye'nin (ve genel anlamda modern toplum biçimlerinin) bilinçaltına, ötekileştirme pratiklerine ve şiddet eğilimine sert bir ayna tutuyor.
Roman, bir sahil kasabasındaki (Mavi kumru motel) bir otelde geçer. Her şeyin huzurlu ve nezih göründüğü bu ortam, bir sabah havuzun ortasında görülen sidik (kitapta bu durum bir "kirletme eylemi" olarak sunulur) ile sarsılır.
Kanımca havuz, modern, steril ve "yıkanmış/paklanmış" orta sınıf hayatını temsil ediyor. Bu suyun kirletilmesi sadece hijyenik bir sorun değil aynı zamanda toplumsal sözleşmenin ve yapay huzurun ihlalidir (konforları bozulduğunda ne kadar acımasızlaşabildiklerini gösteren orta-üst sınıf. Kendi küçük cennetlerini korumak için "öteki"ni kurban etmeye hazırdırlar).
Kitap boyunca sorduğumuz "Bu eylemi kimin gerçekleştirdiği" sorusu, romanın temel yapısını oluşturuyor. Ancak yazar, kimin yaptığından ziyade, bu olay karşısında diğerlerinin nasıl tepki verdiğine odaklanıyor..
Kitabın adı olan "Barbarın Kahkahası", romanın temel felsefi sorusunu barındırır. Klasik anlatıda "barbar", medeniyetin dışındaki, kuralsız ve vahşi olandır. Ancak Kaygusuz bu kavramı biraz tersyüz eder, Havuzu kirleten kişi "barbar" olarak etiketlenir, ancak asıl barbarlık, "faili bulmak" adına otel sakinlerinin ve yönetimin sergilediği tutumda ortaya çıkar -ki bu noktada Türk halkının (genel hatlarıyla) toplumsal olaylara yaklaşım biçimine benzetilebilir-. Otelin tipik benzetmesi, "Otoriteyi ve gücü korumak" için baskıyı meşrulaştıran devlet/iktidar metaforu olarak görebiliriz..
Suçluyu bulmak için çalışanların odalarının aranması, mahremiyetin ihlali, garsonların ve temizlikçilerin aşağılanması (birinin kovulması), "nezih" tatilcilerin içindeki faşizan dürtüleri açığa çıkarıyor..
Romanda "beden" ve "atık" kavramları eserin temel yapı taşını oluşturuyor.
Bütün bunlara rağmen eseri vasat buldum zira Kaygusuz, iyi (ve de özgün olmasına rağmen) anlatım biçimine rağmen bolca -bana göre- gereksizlik içeriyor. Öncelikli olarak tercih edilen üslup, iyi anlatımı gölgeliyor. Yersiz "müstehcen ve sokak ağzı" eseri olumsuz yönde etkileyen ilk etkenlerden biri. Buna hiç gerek yokmuş zira bazı karakterler özelinde -özellikle Eda- bu durum daha da komikleşiyor. Bir Henry Miller değilseniz ağzınızı bozmaya gerek yok diye düşünüyorum..
İkinci olarak -bu noktada biraz genel eleştiri yapacağım- eserin postmodern'e sarılması ve bunu abartıya kaçırması. Nevzat hocanın bu bağlamda önemli bir nokta atışı vardı. Batıdaki kültürden yoksun olduğumuz için bu tür temaları ancak "postmodernizm" ile aşık atabiliriz diyor.. Zira modernizm için güçlü kültür kodları gerekiyor (örnek olarak ilyada'yı veriyor ve batıda bunun yaklaşık 1700 yıl önce gerçekleştiğini söylüyor). Konuyu buraya bağlayacağım, Kaygusuz (tabi ki bu konudan bağımsız yine postmodern yazabilir) eserini postmodern nitelikleriyle donatmış olsa da, finalde başaramamış. Modernizm etkisini de arkasına alarak eser boyunca postmodern yaklaşımları -hikayeyi özgünleştirmek pahasına- fazla boğmuş. Buna eserdeki yetersiz karakter gelişimlerinden tutunda finalindeki açık uçlu son'a kadar örnek verebiliriz. Genel olarak bakıldığında, Türk sanatındaki temel sorunlarından biri bu; biz "postmodernizm"i eserin arkasına yerleştiriyoruz; eser, bütün iyi yönlerine rağmen sönük ve tartışmaya açık hale geliyor. 2015 yılındaki ülke eleştirisini, bir otel inşa ederek ve çeşitli statüden insanları buraya yerleştirerek Toplumsal bir eleştiri hedeflemek son derece iyi ama dediğim gibi bunun aktarılma süreci (teknik yönlerinin de zayıflığı ile birlikte) en az hikaye kadar çaba ister. İyi bir konunun oluşumunda postmodernizmin arkasına sığınmamalıyız..
Özetle iyi düşünülmüş ama iyi oluşturulamamış bir eser. Ancak özgünlüğünü takdir ettiğimden başka kitaplarını okuyacağım.