Spoiler içeriyor
Yine yeniden çeşitli hezeyanlarımla ben buraya bir kitap üzerine düşüncelerimi yazmaya geldim. Kobo Abe benim bayıldığım uzak doğu romancılarından biri ki, kendisi modern edebiyat tekniklerine çok hâkim ve gerçekten iyi uyarlıyor. Bildiğiniz gibi çeşitli romanları sinemaya uyarlanmış olsa da bu…devamıYine yeniden çeşitli hezeyanlarımla ben buraya bir kitap üzerine düşüncelerimi yazmaya geldim. Kobo Abe benim bayıldığım uzak doğu romancılarından biri ki, kendisi modern edebiyat tekniklerine çok hâkim ve gerçekten iyi uyarlıyor. Bildiğiniz gibi çeşitli romanları sinemaya uyarlanmış olsa da bu yazar özelinde bence beyaz perdeden ziyade okumak ve metnin yönetmen gözünden açılımını görmek değil de kendi gözlerinizle metinleri açmanızın çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Buradaki hezeyan sebebimi divan girişi gibi sebebi telifle açıklamayacağım fakat romanı önerdiğim ve birlikte okuduğumuz arkadaşım beğenmeyince bende ufak bir sükut u hayal peydah oluverdi zira ben romana bayılmıştım.
Fakat sanırım burada dikkat edilmesi gereken şeyin post-modern ve modern roman tekniklerini sevmeyen, durum hikâyeleriyle arası iyi olmayan, kronolojik bir ilerleme ve olay örgüsünü tercih eden okurlar için cazip olmadığı olsa gerek. Velhasıl kelam, Kobo Abe okurları bilirler ki romancı eserlerinde yoğun olarak kimlik bunalımı, yabancılaşma ve bireyin kendi benliğine yabancı düşmesi gibi temaları işler. Hatta çoğu zaman kahramanların isimlerinin verilmemesi bile Abe’nin kimliği anonimleştirerek okuru doğrudan varoluşsal boşluğa çekme yöntemlerinden biridir.
Virane Harita tam da bu duygu alanında ilerleyen, dedektiflik kurgusunu yalnızca bir çerçeve olarak kullanıp özünde bir benlik çözülmesi anlatısı kuran bir romandır. Kaybolan adamı aramakla görevlendirilen dedektif, daha ilk adımlardan itibaren aradığı kişiden çok kendisine doğru bir iz sürmeye başlar. Adamın izleri, dedektife yol göstermez; aksine onun kendi kimliğini silikleştiren bir girdaba dönüşür. Bu nedenle dedektif, kaybolan adamı ararken giderek kendini kaybeder. Her ipucu, onu çözüme değil, kendi iç karanlığına yaklaştırır. Böylece roman, klasik dedektiflik anlatılarının “bulma” heyecanından çok, modernist ve post-modernist tekniklere yakın bir “çözülme” deneyimi sunar.
Romanda yer alan kadının hamileliği, ilk bakışta yaşamı ve doğumu çağrıştırsa da Kobo Abe’nin elinde bu imge ters yüz olur. Hamilelik, yeni bir başlangıcın değil, dedektifin içsel karanlığının büyüyen, şekillenen, ağırlaşan hâlidir. Kadın adeta dedektifin zihnindeki kaosun beden bulmuş hâli gibidir. Bu metafor ile Abe, “oluşum”un umut değil, bunalım doğurabileceğini gösterir. Böylece hamilelik, romanın kimlik krizini besleyen bir yan damar hâline gelir.
Bu tematik yapıların tamamını çerçeveleyen en güçlü alegori ise romanın adı olan “Virane Harita”dır. Harita, normalde düzen ve yönü temsil eder; doğru yolu bulmayı, gerçekliği kavramayı sağlar. Ancak Abe’nin dünyasında harita artık harita değildir: bozuk, yanıltıcı, yanlış yönlere götüren, okunamaz bir yüzeye dönüşmüştür. Dedektifin elindeki harita, tıpkı onun kimliği gibi viranedir/çökmüştür. Doğruyu ararken bile hep yanlış sokağa girilir, her sokak yeni bir çıkmaz olur, pusula bozuk çalışır. Burada bozulan yalnızca şehir değil, dedektifin bilinç haritasıdır da. En sonunda anlarız ki dedektif kaybolan adamı bulamamıştır çünkü aslında kendi benliğinin enkazı arasında dolaşmaktadır.
Roman, bu nedenle yalnızca bir kayboluş hikâyesi değil; yanlış bir haritanın insanı nasıl sonsuz bir boşluğa sürüklediğinin, yön duygusu çökmüş bir ruhun içsel çölünde gezindiğinin anlatısıdır. “Virane Harita” sokakları değil, kahramanın zihnini temsil eder: Doğruyu arayan bir pusulanın bozulması, kişiyi en sonunda kendine bile yabancılaştırır.
Sonuç olarak Virane Harita, modernist tekniğin bireyi merkeze alan kırılgan yapısını post-modern kaybolmuşluk hissiyle birleştiren, kimlik bunalımı, yabancılaşma ve yönsüzlük temalarını ustalıkla işleyen bir Kobo Abe klasiğidir. Kimi okurların mesafeli durmasının sebebi de tam olarak budur: Roman düz bir yol çizmez; bilakis yolun kendisini ortadan kaldırır. Abe, okuru da dedektif gibi yanlış sokağa sokar, çıkmazlara sürükler ve en sonunda haritanın viraneliğiyle yüzleştirir.
Dipnot: Abe romanlarını okuyun lütfen, sinema uyarlamasını elbet izlersiniz.
Dipnot2: Romandan her okur kendince bir anlam çıkartabilir. Çünkü roman kafkaesk ve Camus yolundan giden, absürdist bir romandır. Yani okuduğunuz her şeyi sorgularken bulacaksınız kendinizi :) Sümer Ludingirra'sı okuyacaklara şimdiden bol şans diler 🕊