Türk Edebiyatımızın mutsuz sonla biten, hiç kimsenin muradına eremediği romanlarından biri daha. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın sonuna o kadar üzüldüm ki... Artık bu sonlar beni üzmüyor. Hoş hepsi de layığını buldu ya. Edebiyatımızda psikolojik romanın öncülerinden sayılan Zehra romanında karakterlerin…devamıTürk Edebiyatımızın mutsuz sonla biten, hiç kimsenin muradına eremediği romanlarından biri daha. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın sonuna o kadar üzüldüm ki... Artık bu sonlar beni üzmüyor. Hoş hepsi de layığını buldu ya.
Edebiyatımızda psikolojik romanın öncülerinden sayılan Zehra romanında karakterlerin dışsal ve içsel çatışmaları anlatılıyor. İhanet, intikam, ihtiras, hırs, aşk, para ve ölüm... Kitapta 4 karakter öne çıkıyor. İlki anne ve babasını kaybetmiş olan bir tüccar kızı Zehra. Kitabın en önemli karakteri. Zaten karakterinin adıyla kitabının adının aynı olması bunu destekliyor. Fakat diğer 3 karakterde kitapta oldukça önemli. Zira biri olmasa bu roman olmaz, çatışmalar bu kadar şiddetlenmezdi.
Öncelikle konudan bahsedip daha sonra karakterleri inceleyeceğim. Zehra'yı tanıtmıştım. Suphi ise onun kocası. Suphi eve gelen Sırrıcemal adlı bir hizmetçi kıza gönlünü kaptırıyor, Zehra'yı terk edip Sırrıcemal ile nikah kıyıyor. Fakat yine mutlu olamıyor, doyuma ulaşamıyor. Bir kere aldatan erkek, hep yapar. Zehra'nın başlarına sardığı Ürani adlı hafifmeşrep bir kıza gönlünü kaptırıyor bu sefer Suphi. Sırrıcemal'i terkedip ona gidiyor. Ürani de Suphi'yi sömürdükçe sömürüyor. Mutsuz sonla biteceği belli olan bir çatışma başlıyor.
Zehra, kıskançlığında haklıydı. Fakat aklı başında bir tepki değildi bu. Lâkin kalbi kırılmış her kadın bu intikamları düşünür, yalnızca bir kısmı harekete geçer. Zehra harekete geçenlerdendi. İhaneti yaşamış biri olarak Zehra'yı anlayabildim. Ancak hak verdiğimi söyleyemem. Ben yoluma bakardım. Zehra yoluna baksa bu eser ortaya çıkmazdı ya.
Suphi ise aklı havada, yönlendirme ve manipuleye açık, sadakatsiz bir erkekti. Kendisinden nefret ettirdi. Kitaplarda her karakterle bağ kurup onları anlamaya, haklı yönlerini bulmaya çalışsam da Suphi'nin haklı olduğu bir yönü yoktu. Daldan dala konan bir erkeğin hakedeceği sona ulaştı Suphi.
Sırrıcemal ise tamamıyla saflığının kurbanı oldu. 3. bir kadını, yuva yıkan bir karakteri kurban olarak nitelendirmekte pek doğru olmadı sanırım. Kendini geri çekebilirdi. Fakat o Zehra ve Suphi arasındaki çatışmayı avantaja çevirmeyi seçti. Kendi kaderini yazdı yani. Her insan gibi...
Ürani kitaptaki en masum karakterdi. Evet, Ürani gibi para düşkünü, erkeğini sömürmeyi hak gören bir kadın en masumuydu. Yuva yıkarak yapılan bir yuvayı yıkıp Suphi'yi sömüren bu karakterde bir kadına kızmayı mantıksız olarak görüyorum. Ürani kişiliğini en başından belli etti. Suphi ise aşkından kör oldu. Ürani başka bir erkekle olduktan sonra bile Suphi'nin peşinden koşması bunun bir göstergesi. Takıntılarının, sadakatsizliğinin cezasını ödedi Suphi.
Roman kıskançlık temasını öne sürüyor. Fakat tek teması bu değil. Evlilik kurumunun ufacık bir kıvılcımla ne denli kolay yıkılabileceğini anlatmış Nabızade Nazım. Aslında şunu da anlamak lazım. Sırrıcemal veya Ürani olmasa bile bu denli sağlıksız evlilikler illa ki yıkılır. Suphi gibi bir karakter evlilik adamı değil.
Roman kadınları kötü göstermeye çalışsa da -evet masum değiller, hepsinin de suçu, suçları var- haklı olduklarını tarafları da yok değil. Zaten Nabızade kadınları kötü göstermeye çalışmamış. Yaralı bir kadının ne denli şeytanlaşacağını anlatmak istemiş. Bunu da başarmış.
Sadece dışsal çatışmayı okuyor olsak kitap bu kadar etkileyici olmazdı bence. Karakterlerin iç dünyasını okumak, psikolojik çatışmaları görmek hem karakterleri daha iyi takımımıza yardımcı olmuş, hem de romanı daha etkili kılmış.
Kitap biraz ağır geldi bana. Bu kadar derin çatışmalar olduğu için sanırım. Başlarda okumakta zorlandım. Fakat Ürani hikâyeye, Suphi'nin hayatına dahil olduktan sonra kan geldi esere. Daha şevkle okudum o kısımları.
Kitabın finali ise beklediğimden farklı olmadı. Böyle bir trajedi bekliyordum. En başında dediğim gibi herkes hakkettiğini buldu.
Nabızade Nazım, ihanetin insanda yaratacağı tahribatı muazzam bir şekilde dökmüş kaleminden...