Yazarın, Dansa Davet kitabı uzun süredir listemdeydi. Bu kitabı ile karşılaşınca, düşünmeden satın aldım ve bir günde bitirdim. Adı sizi yanıltmasın. Tam bir kara mizah kitabı. Kitap, intihar etmeyi hizmet sektörü haline dönüştüren, nesillerdir intihar malzemeleri satan bir aile işletmesini…devamıYazarın, Dansa Davet kitabı uzun süredir listemdeydi. Bu kitabı ile karşılaşınca, düşünmeden satın aldım ve bir günde bitirdim. Adı sizi yanıltmasın. Tam bir kara mizah kitabı.
Kitap, intihar etmeyi hizmet sektörü haline dönüştüren, nesillerdir intihar malzemeleri satan bir aile işletmesini anlatıyor. Gelecekte geçen bu distopik şehirde, intihar malzemeleri satan bir dükkan vardır. "İntihar dükkanı." Raflarda her türlü ip, zehirler, ustura, tabanca, şansınızı belirleyen zehirli ve zehirsiz şekerler, zehirli elmalar, ayağa bağlanan taşlar gibi bir sürü malzeme satılmaktadır. Yani ölüm kataloğu oldukça zengin ve yaratıcıdır.
Hatta sloganlari vardır. "Hayattan vazgeçtiniz mi? Biz vazgeçmenizi garantili ve şık hale getiriyoruz." En komiği de, ölmezseniz paranız iade.
Aile üyeleri Lucrece, Mishima, Vincent ve Marilyn tam bir karamsarlık abidesi. İsimleri bile intihar eden ünlü kişilerden esinlenilmiş. Hayatlarındaki herşey ölümle ilgili. Hepsi dükkanda çalışıyor ve dükkanın farklı bölümlerine hizmet ediyorlar. Onlar için her şey mükemmel, ta ki ailenin en küçüğü Alan doğana kadar. Onun dünyaya geliş şekli bile absürttür. Anne ve baba, cinsel hastalık bulaşıp ölmek isteyenler için ölüm garantili delikli prezervatif ürününü test ederlerken Alan dünyaya gelir. Alan, doğuştan iyimser, sevgi dolu, şarkı söyleyen, dans eden, kısaca karanlığın içindeki ışık gibidir. Ve onun bu hali aileyi alt üst eder. Alan'ı karamsar hale getirmenin yollarını arar tüm aile. Tam da buradan kara mizah fışkırıyor işte. Kitap, bu absürt çatışmanın etrafında dönüyor.
Teule' nin üslubu çok akıcı ve ironik. Depresyonu, tüketim kültürünü, modern hayat saçmalıklarını çok eğlenceli bir dille eleştiriyor. insanın karanlık tarafıyla alay ederek aslında o karanlığı küçültmeye çalışan bir roman. İntihar rehberi gibi duran kitabı, yaşama rehberine ustaca dönüştürüyor. İntihar gibi hassas bir konuyu anlatırken, yaşamı savunuyor. Bunu öyle bağıra çağıra değil de, ironi ile yapıyor.
Kitapta en çok sevdiğim şey, mizahın çok ince bir acı ile karışık olması. Gülüyorsun ama o gülüşün altında bir sızı var hissediyorsun. Kitap bitince aldığın mesaj; hayatınızı değiştirmek için büyük kahramanlıklara gerek yok, bazen tek bi gülümseme yetiyor oluyor.
📚" İntihar etmek isteyenler sıraya girsin. Acele etmeyin, herkese yetecek kadar ölüm var. ”
📚" İntihar bir sanattır. Biz de bu sanatın Picasso’suyuz. "
📚“ Anneme göre gülmek bulaşıcı bir hastalıktır. Alan doğduğundan beri karantinadayız. ”
📚" Buradan çıkan müşterilere "görüşmek üzere" denmez. "Elveda" denir çünkü bir daha gelmeyecekler. "