Spoiler içeriyor
Eugene Ionesco’yla ilk tanışmam oldu. Daha önce hiç eserini okumamıştım ve açıkçası bu kadar farklı bir tarzla karşılaşacağımı da beklemiyordum. Yazarla ilk buluşmamın böyle resimli, sade ama sembolik bir kitapla olması hoşuma gitti; çünkü hem onun dünyasına hafif bir adım…devamıEugene Ionesco’yla ilk tanışmam oldu. Daha önce hiç eserini okumamıştım ve açıkçası bu kadar farklı bir tarzla karşılaşacağımı da beklemiyordum. Yazarla ilk buluşmamın böyle resimli, sade ama sembolik bir kitapla olması hoşuma gitti; çünkü hem onun dünyasına hafif bir adım atmış gibi hissettirdi, hem de merak uyandırdı. Ionesco’nun diğer eserlerine de bakmam gerektiğini düşündüm.
Bu kitabı seçmemde biraz da yayın evinin etkisi vardı. Zaten bu yayınevinden çıkan kitapları hep seviyorum; ne zaman kitap alacak olsam elim otomatik olarak onların rafına gider. Tarzlarını, kapaklarını, dil tercihlerindeki özeni ve bastıkları kitapların genel atmosferini çok beğeniyorum. O yüzden Beyaz ve Siyahı görünce hiç tereddüt etmeden aldım. Yine yanılmadığımı hissettiren bir seçim oldu.
Kitabı ilk gördüğümde, kapağı ve adı yüzünden felsefi bir metin olduğunu düşündüm. Felsefi kitapları çok sevdiğim için daha okumadan bir sıcaklık duydum. Bu bana hitap edecek diye hissettim. Okumaya başlayınca, felsefi hava gerçekten vardı ama beklentimden daha farklı bir şekilde verildi. Ionesco burada uzun uzun düşünceler anlatmıyor; bunun yerine iki rengin beyaz ve siyahın basit görünen ama anlamı geniş sembolizmi üzerinden ilerliyor.
Kitabın en dikkat çekici tarafı, metinle çizimlerin bir arada olması. Sayfaları çevirirken her çizime ayrı ayrı baktım. Çoğu çocuk çizmiş gibi bir sadelikteydi ama o sadelik bence bilinçliydi. Basit bir çizgi bile bazen bir duyguyu, bir düşünceyi kelimeden daha açık söylüyor. Birkaç çizimi o kadar uzun inceledim ki, sanki yazar kalemi bana bırakmış da devamını sen düşün demiş gibi hissettim. Bu yönü çok hoşuma gitti.
Metin kısa ama hissi derin. Yine de kitabı 6 puan vermemin sebebi, tamamen kişisel bir beklentiden kaynaklanıyor. Ben daha edebi yoğunluğu olan, cümleleri ağırlık gibi oturan, biraz daha derin analizlerle ilerleyen metinleri seviyorum. beyaz ve Siyah güzel, sade, düşündürücü ama ben bir tık daha yoğun bir felsefi tat aradım. Belki de Ionesco burada sadeliğin gücünü tercih ettiği için, bilinçli olarak o yoğunluğu geri plana çekmişti.
Buna rağmen, altını çizdiğim yerler çoktu. Özellikle ilk 9. sayfadaki alıntı beni çok etkiledi. Hem anlamı hem sadeliği hem de vuruculuğuyla kitabın en güçlü bölümlerinden biri bence. Zaten kısa olmasına rağmen düşünsel bir tarafı hep var. Resimleriyle, sembolik anlatımıyla ve farklı yapısıyla hızlı ama keyifli bir okuma sunuyor. Yolda, molada, kısa bir yolculukta bir çırpıda bitirebileceğiniz ama yine de sizde birkaç soru, birkaç his ve birkaç çizim bırakabilecek bir kitap. Hem Ionesco’yla ilk tanışmam olduğu için hem de yayın evinin çizgisini yine sevdiğim için benim için hoş bir deneyim oldu.