Sizlere değeri bilinmemiş 5 film önereceğim Değeri Bilinmemiş Filmler - 1 "Bakushū" Sinema tarihinin tartışmasız en büyük yönetmenlerinden biri olan Yasujirō Ozu'nun 1951 yapımı başyapıtı.. Savaş sonrası Japonya'sının geçirdiği sessiz ama derin sarsıntıyı anlatan zarif eserlerden biridir. Film, Amerikan işgali…devamıSizlere değeri bilinmemiş 5 film önereceğim
Değeri Bilinmemiş Filmler - 1
"Bakushū" Sinema tarihinin tartışmasız en büyük yönetmenlerinden biri olan Yasujirō Ozu'nun 1951 yapımı başyapıtı..
Savaş sonrası Japonya'sının geçirdiği sessiz ama derin sarsıntıyı anlatan zarif eserlerden biridir.
Film, Amerikan işgali altında Batılılaşmanın günlük hayata sızdığı bir dönemde geçer ve yönetmen Ozu bu büyük kültürel çatışmayı dramatik olaylarla değil, gündelik nesneler -ve ritüeller- üzerinden anlatır.. Filmdeki kuşak çatışması, yaşlıların geleneksel kıyafetler giyip sakin bir yaşam sürdüğü, çocukların ve gençlerin ise batılılaşmanın simgeleriyle çevrili olduğu bir atmosferde geçer. Tez konum olması sebebiyle (her ne kadar filmde -hikaye nedeniyle- pek hissedilmese de belirtme gereği duyuyorum) biraz gelenekçi-modernist biçimlerine vurgu yapmak istiyorum. Ozu sineması geleneği temsil eder. Onun filmlerinde (20.yy olsa dahi) Japon kültürü, Sanatsal niteliklerini de yine gelenek üzerinden yapar. Sıklıkla bu geleneğini, modernizm karşısında (her ne kadar savunuyor olsa da) yıkılmasını gösterir. Örneğin kamerası her zaman sabit (pan ve tilt yapmaz), ortalama bir Japon insanın boyuna ve oturuş şekline denk gelir. Temel amacı filmin anlatısına (hayatın özü misali) seyirciyi de alır. Bu film özelinde ise, çocukların kahvaltıda geleneksel pirinç yerine ekmek istemeleri gibi basit detaylarr, kültürel değişimin en temel göstergesi olarak sunulur. Ozu, bu modernleşme karşısında öfkeli bir muhafazakar gibi davranmaz,bundan ziyade bir gözlemci konumunda kalır ve yaklaşan değişimi hüzünlü bir kabullenişle gösterir.
Filmin ana ekseninde, sıklıkla çalışmayı tercih ettiği Setsuko Hara'nın canlandırdığı Noriko karakteri ve onun evliliği etrafında dönen toplumsal beklentiler yer alır. 28 yaşındaki Noriko, 1950'lerin Japonya'sında evde kalmış statüsündedir ve dönemin kültürel kodlarına göre bir kadının bu yaşa kadar bekar kalması, hem kendisi hem de ailesi için bir endişe kaynağıdır. Ailesi - özellikle de abisi- ve çevresi, Noriko'yu çözülmesi gereken bir mesele gibi görür. Baskı sadece aileyle sınırlı kalmaz; iş yerinden arkadaşlarına kadar herkesin gündeminde Noriko'nun medeni durumu vardır.
Film, kadının bireysel varlığının, kiminle evleneceği sorusunun gölgesinde nasıl kaldığını ve toplumun kadını tek başına bir birey olarak değil, ancak bir aile kurumu içinde tanımladığını ustalıkla işler. Hikaye ilerledikçe Noriko, geleneksel görücü usulü ile modern bireysel tercihler arasında bir yol ayrımına gelir. Ailesi ve çevresi, onun için sosyal statüyü yükseltecek, mantığa dayalı parlak bir evlilik hayal ederken, Noriko'nun iç dünyasındaki istekler ve mutluluk tanımı daha farklıdır.
Ozu, Noriko'nun bu dışsal baskılar ve içsel arzular arasında nasıl bir denge kuracağını, kendi sesini bulup bulamayacağını merkeze alır. Bu süreci anlatırken büyük kavgalara ya da melodramatik sahnelere başvurmaz -hemen hemen bütün filmlerinde olduğu gibi-. Bunun yerine, karakterlerin bakışları, sessizlikleri ve gündelik sohbetleri üzerinden, bir kadının kendi kaderini tayin etme hakkının ne kadar zorlu bir mücadele olduğunu hissettirir.
Japon sinemasına ve aile temasına ilgi duyuyor veyahut farklı perspektiflerden bakmak istiyorsanız mutlaka Ozu izleyin (bu şart değil, yeter ki izleyin).