11.12.2025 Muhtemelen Disney tarafından aldığım son ön gösterim davetiydi bu. Eğer öyle olursa finali Avatar ile yaptığım için memnunum. Filmi her ne kadar sevsem de ilkinin devamı, ikincinin aynısı olmuş. Üzülerek söylüyorum ama film, sadece görsel efektleri, yönetmenliği ve sinematografisiyle…devamı11.12.2025
Muhtemelen Disney tarafından aldığım son ön gösterim davetiydi bu. Eğer öyle olursa finali Avatar ile yaptığım için memnunum.
Filmi her ne kadar sevsem de ilkinin devamı, ikincinin aynısı olmuş. Üzülerek söylüyorum ama film, sadece görsel efektleri, yönetmenliği ve sinematografisiyle iyi olabileceğini; senaryo tarafını kimsenin sorgulamayacağını düşünmüş olacak ki ikinci filmin aynısını sadece renk paleti değiştirerek bize sunmuşlar. Yalan yok, bu taktik benim üzerimde işe yaradı; izlerken senaryo umurumda olmadı. Özellikle 1 saati aşkın savaş sahnelerinde çocuk gibi kilitlenip izlediğimi söyleyebilirim.
Kısaca, her Avatar izlediğimizde “Ulan bunlar nasıl efekt?” diyorsak bu filmde de diyoruz. Görsel açıdan çığır açan Avatar: Fire and Ash, ikinci filmden sonra derinlerine inmek istediğimiz hikayeyi bize vermiyor; bildiğimiz şeyleri farklı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Senaryo tarafında pek bir numarası olmadığı için belli bir kesim tarafından gömülecek olduğu aşikâr ki onlara da hak vermemek elde değil.
Son olarak, eğer imkânınız varsa IMAX hatta Laser IMAX’te deneyimleyin.
7,86/10
19.12.2025
Rewatch
SPOILER VE KÜFÜR İÇERİR.
İkinci kez izledim ve en az ilki kadar büyülendim. Ekşi Sözlük’te kendini sinefil sanan bir grup aptalın, Avatar: Fire and Ash’i film olarak görmediğini söyledikleri yorumları okuduktan sonra bir şeyler daha yazmak istedim. Çizgi film diyenler, belgesel olarak izliyorum diyenler, internete düşmüş TeleSync versiyonunu izleyip “iki günde bitirdim, değmez” diyenler…
Çizgi film diyen tayfa muhtemelen gri tonlu, bol diyaloglu sanat filmleriyle kafayı yemiş ya da daha kötüsü, CGI olan her şeye çizgi film diyen hastalıklı bir bakış açısına sahip aptallardan oluşuyor. Belgesel olarak izliyorum diyenlere de çok kısa bir şey diyeceğim: Tamam, en ciddi sizsiniz amk. Genel kitleden farklı olduğunuzu sanıp kendinizi havalı hissedeceksiniz, tamam. Filmi TeleSync izleyenler zaten filmi izlemiyor ki amk; bu or**pu çocuklarına kim klavye verdi? Filmi sıkıcı bulanları ise anlamasam da hak vermeye çalışıyorum.
Neyse, filmi boş sebeplerle gömenlere yeterince sövdüğüme göre biraz da ben haklı sebeplerle gömeyim. İlk yazdığımda ikinci filmin aynısı demiştim ki gerçekten öyle: Yine sürekli kaçırılan çocuklar, yine aynı kötü adam, yine lider denen ama hiçbir boka yaramayan ve Na’vi olmayı fazla benimsemiş Sully. Farklı ne var derseniz, ne kadar umurunuzda bilmem ama renk paleti var, yeni bir ırk var. İkinci filmde yeni kötü yazmayı akıl edemeyip eskisini getirenler bu kez yeni kötü yazmayı akıl etmişler ama eskisinden de vazgeçememişler. Yok yani, farklı bir şeyi yok; öyle ki Na’vilere saldırılan silahlar bile aynı. Hadi Na’viler gelişmedi de teknoloji içinde yaşayan, birkaç günde şehir inşa eden insanlık niye gelişmedi amk?
Ben hikâyesinin derinleşmesini isterken iyice bokunu çıkartıyorlar ve deneyimle izleyiciyi tutmak istiyorlar. Benim için bu filmde de bu taktik işe yaradı ama devam filmlerinde “yeter amk” diyeceğim o seviyeye geldim bu filmle beraber.
Kısacası, derinleşmesini istediğimiz hikâye 3 saati aşkın süresi boyunca sürekli kaçırılıp kurtulan çocuklar ve Sully ile Quaritch arasındaki kavgadan ileriye gidemiyor ama yaratılan atmosfer ve görsel şölen sayesinde, hikâyesini sevmediğim bir Avatar filmine daha “iyi” dememe sebep oluyor.
7,30/10