Spoiler içeriyor
İzleme Deneyimi ve Yönetmenin Tercihleri Filmde vurucu o kadar nokta var ki, hangisinden bahsetmeliyim bilmiyorum. İzlemeyi bitirdikten sonra köşeme çekilip üzerine uzun uzun düşünmek istediğim bir filmdi. Yönetmenin sahneyi, bazı çekim açılarını özellikle seçmesi, bazı sahnelerdeki bilinçli duraklamalar/sessizlikler... Filmin sonuna…devamıİzleme Deneyimi ve Yönetmenin Tercihleri
Filmde vurucu o kadar nokta var ki, hangisinden bahsetmeliyim bilmiyorum. İzlemeyi bitirdikten sonra köşeme çekilip üzerine uzun uzun düşünmek istediğim bir filmdi.
Yönetmenin sahneyi, bazı çekim açılarını özellikle seçmesi, bazı sahnelerdeki bilinçli duraklamalar/sessizlikler... Filmin sonuna kadar ana karakter Grace ve Tom üzerinde yarattığı 'sade/dozunda' gizem.. Ölçülü bir film. Uzun olmasına rağmen ölçülü diyebilirim.
Mekanın çizimlerle sınırlı olması seçimi çok cesurca. Yönetmen adeta filmin içine sizi çektikçe bu sınırların ilerleyen dakikalarda gözünüze aslında ne kadar da doğal geldiğini ve izlerken bile buna nasıl da alıştığınızı vurgulamak ister gibi bir seçim yapmış. Bunu çok çarpıcı buldum.
Işık kullanımı da aynı oranda cesurdu. Böylesine çizimlerle sınırlı mekanda, ışık kullanımının ne kadar etkisi olabilir diye düşünüyorsunuz ama aslında öyle değil :)
Filmden çıkarıp atmak istediğim tek bir sahne olmadı, bebeğin öldürülmesi hariç. Yönetmenin bunu neden özellikle açıkça gösterdiğini düşünüyorum da, kapalı şekilde de bebeğin ölümünü düşünmemize sebep olabilirdi. Fakat bu sahneyle toplumun gelecek nesli nasıl daha bilinçlenmeden öldürdüğü/yok ettiği gerçeğini suratımıza çarpmak istediğini düşünüyorum. Yönetmenin içindeki toplum yozlaşmasına vs karşı birikmiş duyguların keskin bir dışavurumuydu bu sanki.
Grace’in Yolculuğu ve Karakterin İçsel Süreçleri
Diğer yandan Grace'in yatağı toplarken kendi kendine söylediği nasılsa bir daha burada yatamayacak gibilerinden cümlesi aslında filmin sonundaki kararını çok daha önceden almış olduğunu gösteriyordu. Yine de filmin sonuna kadar bunu yapıp yapmayacağını bekledim. Çünkü film boyunca genel olarak yaşadıklarına biraz da olsa bir tepkisini görememiştik.
Onca tecavüze, aşağılanmaya, dayatılanlara ve birçok psikolojik şiddete maruz kalmasına rağmen bir tepki vermeyişini başta kaçıp saklanma sebebinin çok ciddi bir şey olduğuna vursam da gerçeğin hiç de öyle olmadığını anladım. Ve bu gerçek bir yönden her insanın aslında; içinde taşıdığı korkunç düşünceleri/duyguları, karanlık arzuları, kötü sonları ve bu yazıda tarifleyemediğim onca şeyi nasıl da içinde barındırdığına ve aslında bir bakıma da kendisinin yarattığına dair güçlü bir ifade şekliydi.
Diğer yandan yine o her insanın içinde taşıdığı 'yücelik' kibrinin de çok güçlü bir ifadesinin örneğiydi. Özellikle babasıyla arabada yaptığı konuşma gerçekten defalarca izlenmesi gereken, anlaşılması gereken bir konuşmaydı. Özellikle kibir üzerine kurulan cümleler çok iyiydi.
Filmde Olabilecek Olasılıklar Üzerine
Peki babasıyla bu konuşmayı yapmasaydı veya Tom, Grace arabadan indiğinde farklı bir konuşma yapmış olsaydı sonuç değişir miydi sorusunu bir an düşünmeden edemiyorsunuz. Kararını çok önceden verdiği düşünülürse, babasıyla yaptığı konuşmadan etkilenmişcesine tüm o ağırlığı üzerinden atma ve babasına yükleme ferahlığıyla aldığı kararı bildirdi. Bu da çok vurucuydu.
Filmin Bende Bıraktıkları
İşte insanın özü aslında bu dedirten çarpıcı bir deneyim olarak bende yerini üst sıralarda aldı bu film. Ayrıca Musa adlı köpeğin filmin başında havlamasını duymuştuk ve en sonunda da kasabada sağ kalan tek canlının Musa olması çok farklı yerlere çekilebilecek anlamlar taşıyordu.
Bu konulara girersem çıkamayacağım o yüzden bu konudaki yorumlarımı kendime saklamak istiyorum ama buradan da çıkarılacak çok şey var.
Henüz izlemediyseniz izlemenizi öneririm.