Veee sonunda bu hesaptaki 100. gönderim🎉. Livaneli'den okuduğum 2. kitap oldu. İlki 'Kardeşim'in Hikayesi' idi. Karşılaştırma yapacak olursam onu daha çok sevmiştim. Normalde Doğan Kitap'tan okuyacaktım ama kütüphanede o yayındaki kitap aşırı hasarlı olduğu için İnkılap Yayın'dan aldım. Zaten Türkçe…devamıVeee sonunda bu hesaptaki 100. gönderim🎉.
Livaneli'den okuduğum 2. kitap oldu. İlki 'Kardeşim'in Hikayesi' idi. Karşılaştırma yapacak olursam onu daha çok sevmiştim.
Normalde Doğan Kitap'tan okuyacaktım ama kütüphanede o yayındaki kitap aşırı hasarlı olduğu için İnkılap Yayın'dan aldım. Zaten Türkçe kitap olduğu için içindekiler tıpatıp aynı. Yayınevi farkı en çok yabancı kitapların çevirilerinde belli oluyor.
İlk okuduğum Livaneli kitabının gönderisini okuduğumda, bu kitaptan benzerlikler fark ettim. Demişim ki "Karakterin hal ve hareketleri hafiften yapmacık gibiydi." Bunda da öyle bir hava vardı. Hatta diğer kitaba göre daha çok. Bunun en büyük sebebi edebi dilinin basit olması. Çok kolay anlaşılıyo, okurken sıkmıyo ama bi o kadar da okuyucuya duygular pek geçmiyor. Klasik eserlerin de en büyük özellikleri okurken azar azar okunabilmesi ve o diyaloglara doyurması lakin bunda öyle değildi.
Yine çok akıcı ve sürükleyiciydi. Kitap okumaya ilk başlayanlara ya da uzun bir ara verenlere ilaç gibi gelecektir.
Konu ve kurguya gelecek olursak, güzel bir konu yetersiz bir kurgu derim. Okurken beni daha fazla şaşırtıp hayran bırakmasını isterdim. İçinde geçen aşk hikayesi bile beni pek etkilemedi açıkçası. Çok hızlı ve yüzeysel anlatıldığını düşünüyorum. Belki de yazar, o sahneleri ses kaydından değil de direk karakterle sohbet ederken uzun uzun anlatsa ve daha etkileyici olaylarla harmanlasa çok daha güzel olurdu. Çünkü dediğim gibi duygu yüklü adı altında yazılan kısımlar bile bende yeteri kadar üzüntü, heyecan oluşturmadı. Kısaca bana geçmedi.
Yazarın baştan sona sohbet edasıyla anlatması arada kendi yaptığı çıkarımlara yer vermesi gayet güzeldi. Tabii her söylediğine her yaptığı hareketine hak vermedim ama genel anlamda doğru yerlerde doğru çıkarımlar yaptı. Aynı zamanda günlük gibi de yazdığı söylenebilir. Tabi bunu biraz abartıya kaçırdığını söylemeliyim. Özellikle günlük hayatta yaptığı (yemek yemek, uyumak, duş almak vs.) şeyleri o kadar fazla yerde anlatmış ki o yerleri okuduğumda içimden "Yeteeeer!" diyodum😹. Şöyle bir kitabın olmazsa olmaz yerlerini düşündüğümde, bir de kitabın sayfa sayısını düşündüğümde birbirine örtüştüremiyorum. Kitabın en az 4'de 1 kısmı gereksiz yerlerden oluşuyor. Aslında bu yerleri çıkarsak daha özlü, doygun bir eser karşımıza çıkabilirdi. Sonuç olarak gereksiz uzatılmış bir kitap olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kitapta sıkıldığım yer olmadı diyebilirim. Sadece baş karakterin yaptığı bazı tarihi araştırma yerlerini okurken pek keyif alamadım. Bu kısımlara gereksiz diyemem elbette. Zaten kitaba biraz da tarihi-kurgu tarzında yazılmış diyebiliriz. Bu kitaplar okuyucuya en çok bilgi kazandıran kitaplardır biridir ayrıca. Bu kitap sayesinde de bilmediğim birçok şeyi öğrenmiş oldum.
Kitabın en çok ilk kısımlarını sevdim. Açılışı gayet güzeldi. Sonlara doğru hafiften tempo düşse de büyük bir fark yoktu.
Kitabın sonlarına doğru bir patlama olacağını düşünmüştüm. Beni şok edecek, hayran bırakacak bir doruk noktasının gelmesini beklemiştim ama olmadı.
Raf'daki puanını ve popülaritesini abartılmış buluyorum. Genelde okuyucular bu kitabı, Kardeşim'in Hikâyesi'ne göre daha çok sevmişler gibi duruyor. Tabi ben buna katılmıyorum. Bence net olarak Kardeşim'in Hikâyesi daha güzeldi.
PUANIM: 7.8/10🎻⛴️