Spoiler içeriyor
Tanıştığıma memnun olduğum, ama gerçek hayatta yanyana bile gelmek istemeyeceğim Shelby ailesine veda ettim bugün. Muhtemelen Peaky Blinders Netflix'in en bilindik yapımlarından bir tanesi. Bilmeyen var mıdır bilmem ama izlemeyen vardır diye düşünüyorum. O yüzden hem izlemeyenlere fikir olması, hem…devamıTanıştığıma memnun olduğum, ama gerçek hayatta yanyana bile gelmek istemeyeceğim Shelby ailesine veda ettim bugün. Muhtemelen Peaky Blinders Netflix'in en bilindik yapımlarından bir tanesi. Bilmeyen var mıdır bilmem ama izlemeyen vardır diye düşünüyorum. O yüzden hem izlemeyenlere fikir olması, hem de izleyenlerin yeniden yad'etmesi açısından sizinle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Shelby Ailesi, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra suç çetelerinin hakimiyeti altına giren İngiltere'deki en güçlü çetelerden biridir. Shelby'ler geçimlerini bahis, silah kaçakçılığı, soygun gibi suçlarla karşılayan oldukça gözüpek, eli kolu uzun bir çetedir. Eh düşmanları da epey fazladır. Her sezonda daha farklı ve daha güçlü düşmanların gelmesi ve Shelby ailesinin gittikçe zora düşmesi dizinin en dikkat çekici ve heyecan verici yönlerinden biriydi. Bir diğer dikkat çekici olan taraf ise olayı abartmadan, çok da fantastik tarafa kaymadan işin içine metafizik ögeler, ruhani varlıklar ya da psikolojik sanrılar katmış olmalarıydı. Karakterlerin delirdiğini görmek ya da sezmek dizinin gidişatı açısından beni biraz heyecanlandırdı doğrusu.
Peaky Blinders dizisi yalnızca suç dünyasını, karanlık tarafı ya da Shelby ailesini anlatmıyor. Bir ailenin etrafında dönerek savaş sonrası İngiltere'yi, bağımlılıkları, travmaları ve bütün bunların yarattığı tahribatı da anlatıyor. Dönem dizi ya da filmlerini sevenler için dönemin mekansal havasını ve kıyafetlerini başarılı bir şekilde, yapmacıklıktan uzak bir şekilde aktarmışlar. Senaryo ne kadar başarılı olursa olsun, görsellikten sınıfta kalınca ben itiliyorum, neyse ki Peaky Blinders bunu yapmamış.
Dizide 6 sezon, 36 bölüm boyunca karanlık bir hava hakim. Çoğu suç ve gerilim dizilerinde görebileceğiniz gibi. Bu sebeple izlerken ekran parlaklığınızı %100 yapma gereği duyabilir ve eğer telefondan falan izliyorsanız, şarjınızın daha hızlı bitmesini göze alabilirsiniz. Karanlık bir dünya ve o dünyanın getirdiği tahribatı yansıtması açısından böylesi daha iyi tabii.
Neyse, biraz da dizinin önemli karakterlerinden ve tabii Shelby ailesinden söz edelim.
Shelby'ler 5 kardeş. Arthur, Thomas, John, Finn ve ailenin tek kızı Ada. John ve Finn ailenin en uçakları olduğu için -özellikle Finn- ailenin görünmezleri ve fikirlerine pek önem verilmeyenleri.
Ada ise ağabeylerine göre daha aklı başında, sağduyulu kardeşlerine göre ise daha sözüne itimat edilen bir karakter. İlk sezonlarda sönük kalırken, sonraları gücünü göstermesi önemli bir adımdı bence. Ben Ada'daki bu gizli ve yavaş değişimi sevdim.
Arthur Shelby, ailenin en büyüğü. En büyüğü olmasına rağmen ailenin lideri değil. Çünkü bazı bağımlılıkları, zaafları ve hassas kalbi onu bu konumdan alıkoyuyor. Dizide bağımlılıklardan söz etmiştim, Arthur bunun için en büyük örnek. Kendisi uyuşturucu bağımlısı, ilk sezondan beri. Fakat sonra sonra etkilerini, olumsuz yönlerini ve bu uyuşturucunun Arthur'u nasıl tükettiğini daha net görüyoruz. Ailesine ve karısına karşı bir zaafı var ve bu onun hassas yönü. Bir de ailenin en duygusalı bence. Aile içi kayıplara en büyük tepkileri Arthur verdi, Thomas o ara birilerini fondiplemekle meşguldü.
Gelelim dizinin baş karakteri Thomas Shelby'e. Karanlık bir karakter. Azılı bir suçlu olduğu için elbette ki bir anti-kahraman. Fakat aynı zamanda oldukça ilgi çekici ve sevilesi de bir yanı var. Aynı zamanda nefret edilesi de. Thomas'a karşı duygularım çok gelgitliydi doğrusu. O kararlılığını, gücünü, gözünün pekliğini pek severken bazı huyları sebebiyle kendisinden nefret ettim. Yani bir insan bu kadar seks bağımlısı olur mu ya? Ailesinden olan kadınlar hariç yatmadığı hiç kimse kalmadı dizide. Dosta, düşmana, uçana kaçana. Maşallah. İnsanın başına ne gelirse ya meraktan ya da... İşte Thomas Shelby'nin de başına gelenlerin sebebi hep uçkuruydu.
Thomas bu kadar güçlü, gözüpek, yenilmez bir karakterdi, ama onun arkasında olan, attığı her adımda yönlendiren olayları, olanları ve de olacakları arka planda ivedilikle takip eden bir karakter vardı ki; o da benimle hem fikirde olur musunuz bilmem ama dizinin tek güçlü kadın karakteri olan Polly Gray'di. Bu dizide bir karaktere hayranlık duyacaksam bu kesinlikle Polly Gray olur. Polly teyzeleri olmasa ne Thomas ne de diğerleri bu güce ulaşamazlar, bu kadar dayanıklı olmazlardı. Arkadaki duvar, gizli kahramandı kendisi. Polly'nin ölümünden sonra ailenin nasıl savrulduğunu izleyip gördük. Ölümünden sonra bile aileye yardım etti, yokluğuyla bile orası ayrı mesele. Polly, daha doğrusu karaktere hayat veren Helen McCorory ölmeseydi dizinin son sezondaki gidişatı ve finali nasıl olur, nasıl son bulurdu? Yine aynı şeylerle mi karşılaşırdık ya da Polly'nin etkisiyle başka bir yöne mi sapardı? Düşünmeden edemiyorum.
Dizide tek sevmediğim karakter Micheal Gray oldu. İlk geldiği bölüm gıcık kaptım bu elemana ve bir hainlik sezdim. Acı çekerek ölmesini falan istedim. O kadar gıcık eden bir karakterdi kendisi. Eh düşüncelerimde de pek yanıldığımı söylenemez, sevmemekle en doğrusunu yapmışım Micheal Gray'ı. O gelince diziye Polly biraz zayıfladı, neyse ki sonradan kendini toparladı, hızlı bir şekilde. Lâkin oğluna olan zaafı dediğim gibi Polly'i kötü yönde etkilemişti. Düşmanlar zaten düşman. Amaçları aileyi bitirmek, kötülük, hainlik, şerefsizlik, piçlik yapmak. O sebepten ötürü dizideki düşman karakterlere anti duygular beslemedim, sadece Micheal'a.
Finaline gelirsek -filmi çıkıyormuş galiba 2026'da- buna pek final diyemeyiz. Tabii ben finali filmi yokmuşcasına, olmayacakmışcasına yorumlamak istiyorum. Bana kalırsa tüm sezona bakarsak final biraz zayıftı. Gerilim, çatışma vs. açısından. Fakat beni rahatlatan noktalar da olmadı değil. Bir yandan da bir şeyler havada kaldı, eksiklik hissettirdi.
Suç dünyasına dair yapılmış en iyi dizilerden biri diyebilirim Peaky Blinders için. Tüm sınırları aşan, her noktaya, karanlık tarafın her yönüne değinen bir dizi. Getirdiği güce, itibara, paraya, saygınlığa ve götürdüğü herkese ve de her şeye...