7 Ağustos 1876'da Hollanda'nın Leeuwarden kentinde, ileriki yaşamında tüm dünyaya adını duyurmaya başaracak olan bir kız çocuğu dünyaya gelir. Bu kız çocuğunun adı; Margaretha Geertruida Zelle'dir. Margaretha varlıklı bir ailenin tek kızıdır. Fakat o daha çocukken babasının işleri bozulur ve…devamı7 Ağustos 1876'da Hollanda'nın Leeuwarden kentinde, ileriki yaşamında tüm dünyaya adını duyurmaya başaracak olan bir kız çocuğu dünyaya gelir. Bu kız çocuğunun adı; Margaretha Geertruida Zelle'dir. Margaretha varlıklı bir ailenin tek kızıdır. Fakat o daha çocukken babasının işleri bozulur ve çok geçmeden anne ve babası ayrılır, 15 yaşına geldiğinde de annesini kaybeder Margaretha.
Babası onu vaftiz babasının yanına, Leiden'e gönderir, eğitim görmesi için. Margaretha öğretmen olmak istemektedir. Bir öğretmenlik okulunda okumaya başlar. Okul müdürü kendisine aşık olur, okul müdürünün tacizlerine dayanamayan Margaretha, Lahey'de oturan amcasının yanına taşınır.
1895 yılında gazetedeki bir ilan gözüne çarpar Margaretha'nın. Subay Rudolf MacLoad evlenmek istemektedir. Aslında bu ilan arkadaşlarının subaya yaptıkları bir şakadan ibarettir sadece. Tabii bundan bir haber olan Margaretha ilandaki adrese bir mektup yazar. Anne ve babasının olmadığını, kendisiyle evlenebileceğini belirtir bir de fotoğrafını koyar. Kendisine gelen 15 mektup arasından sadece Margaretha'nın yazdığı mektubu dikkate alır Rudolf MacLoad. İkili tanışırlar kısa süre sonra da evlenirler. Ardından beraber Endonezya'ya yerleşirler.
Güzel giden evlilikleri araya 3., 4. kişilerin girmesiyle çalkantılı bir hal alır. Kocasının metresi olduğunu öğrenen Margaretha, genç bir subayla ilişkiye başlar. Aynı zamanda da dans etmeye. Endonezya dansına, kültürüne merak salmıştır Margaretha.
Bu aşk üçgeninden sıkılan Margaretha kocası Rudolf'a geri döner. Fakat ilişkileri çok uzun sürmez, kavgalar gürültülerle geçer. Söylentilere göre evin hizmetçisi kendilerini zehirlemiştir. Rudolf ve Margaretha'ya pek bir şey olmazken oğulları hayatını kaybeder, kızları ise hastalanır. Margaretha ve Rudolf bu evliliği daha fazla sürdürmeyi boşanırlar. Hiç istemese de kızının velayetinin babasından kalmasına elmecbur razı gelir Margaretha.
Beş parasız, kimsesiz kalan Margaretha çareyi Paris'e gitmekte bulur. Dans tutkusunu burada da devam ettirir. Sokaklarda, sahnelerde dans eder, yaşamını böyle idame ettirmektedir. Fakat bir süre sonra dansın kendisini yorumunu fark eder ve dansı bırakır. Oldukça çekici bir kadındır, hayatını sürdürmek için yapabileceği tek bir şey vardır ona göre; bedenini satmak...
1914 yılında, 1. Dünya Savaşı'nın başında Margaretha dikkat çekmeye başlar. Gezdiği ülkeler, sanatçı kimliği, yaptığı işler ilgi çekicidir. Ayrıca ilişki kurduğu kişilerin hep askerler ve üst düzey kişiler olması da yabana atılacak bir bilgi değildir. Birçok ülkenin istihbaratının radarındadır Margeratha Zelle. Fransız istihbaratı 1916 yılında kendisine bir teklifte bulunurlar. Kendileri adına casusluk yapacak, Almanya hakkında bilgi toplayacaktır. Bunu cazibesini kullanarak yapacaktır Margeratha.
Alman veliaht prensi Wilhelm'i baştan çıkarması istenir kendisinden. Bu Margeratha için zor değildir. Margeratha bu görev için Madrid'e doğru yola çıkar. Bu esnada gelen bir ihbar ve bazı olaylar üzerine Fransızlar kendisinden şüphelenir. Acaba Margeratha Fransa aleyhine savaşan bir casus mudur?
Geri döndüğünde sorguya alınır Margeratha Zelle. Lâkin elde yeterli delil olmadığı için serbest bırakılır, şimdilik.
1917 yılında, oteldeki odasındayken tutuklanır Margaretha. Odada civa tozu ve 30 bin mark bulunur. 30 bin markı Almanlardan aldığını kabul eder Margeratha. "Bir iş için." der, ama işin ne olduğunu açıklamaz. Civa sorulduğunda da ilaç yaptığını söyler. Fakat Fransız istihbaratçılarının söylediğine göre civa, su ile karıştırıldığında yazıları gizleyen bir maddedir. Yani Margeratha'nın gizli mektuplar yazdığı düşünülür.
Mahkemeye çıkartılır, casusluk suçlamasıyla. Avukatı Margeratha'dan hamile olduğunu söylemesini ister. Böylelikle suçu hafifleyecektir. Margeratha bunu kabul etmez. Çünkü o suçlu değildir. İdam edilmekten de korkmamaktadır.
Takvimler 15 Ekim 1917 tarihini göstermekteydi. Margaretha Zelle'nin idam vakti gelmişti. Kurşuna dizilerek idam edilecekti, Margeratha. Gözünü bağlamak istediler, reddetti. Gururlu bir şekilde kendisini kurşuna dizicek askerlerin karşısına geçti, gözlerinin içine bakarak onlara bir öpücük yolladı Margeratha...
Margaretha Zelle'nin kim için casusluk yaptığı asla bilinemedi, hep bir muamma olarak kaldı. Bu hikâye Margaretha Geertruida Zelle'nin hikâyesidir. Bilinen adıyla Mata Hari'nin hikâyesi...