Bir kitabın incelemesi onu tamamen veya çoğunu okuduktan sonra yapılır; ancak Kendime Düşünceler eserini tek okuyuşta kim özümseyerek ve hakkını vererek okudum diyebilir? Bence kimse. Kurgu bir hikâye gibi sayfaları hızlı hızlı çevirip ardından rafa kaldırılacak bir kitap asla değil.…devamıBir kitabın incelemesi onu tamamen veya çoğunu okuduktan sonra yapılır; ancak Kendime Düşünceler eserini tek okuyuşta kim özümseyerek ve hakkını vererek okudum diyebilir? Bence kimse. Kurgu bir hikâye gibi sayfaları hızlı hızlı çevirip ardından rafa kaldırılacak bir kitap asla değil. Bazen gece uyumadan önce bazen de uyandıktan sonra günlük hayattaki sorunlara karşı rehber olacak, yol gösterecek bir başucu kitabı.
İnsanoğlu olarak var olduğumuzdan bu yana mutluluğun gizini, sırrını aradık durduk. Bazı filozoflar ve ünlü düşünürler de yaşamlarını bu arayış içinde feda etti. Bu düşünceler daha da ileri giderek ekollere dönüştü. Bu ekollerin örneklerinden biri de Stoacılık Okulu. Bu düşünce ekolünün en önemli temsilcilerinden biri de Marcus Aurelius. Bu eserde Stoacılık felsefesinin izinden yürüyen ve tam olarak bu felsefenin bir ürünü.
Okumaya başladığımda kitabın yüzyıllar öncesinden yazıldığına inanmakta zorlandım. Çağlar öncesinden gelen bir kitap; yazıldığı dönemle asla bağdaşmayan, tamamen değişmiş bir düzen olan, şehirlerin, trafiğin, apartmanların arasında zamanla belirsizleşen, gelişen teknoloji ve kapitalizm çukuru ile tamamen yok olmuş diyebileceğimiz insanların gerçekliğine, yaşamına ışık tutuyor, yol gösteriyor.
Marcus Aurelius bu eserinde okuyucuya öyle derin sözlerle hitap ediyor ki bazen bir öğretmen, bazen bir psikolog, bazen ise sosyolog ve siyasetçi bir kişilik ile baş başa kalıyorsunuz. Psikoloji, sosyoloji, teoloji, hukuk, felsefe ve dil gibi hangi alanda okuma yaparsanız yapın, o alan hakkında bu kitaptan mutlaka bir kazanç sağlayabilirsiniz.
Genellikle felsefi metinlere önyargılı yaklaşırız toplum olarak. Felsefi metin okuyanlar ciddi anlamda çalışma yapanlar olur hatta. Ancak bu eser, tüm bu kalıpları yıkabilecek nitelikleri kendinde toplamış. Maddeler halinde ilerlediği için de saniyelik videoları kaydırmaktan dopamin reseptörlerine sigorta attırmış günümüz insanları için biçilmiş bir kaftan. Dili sade ve anlaşılır. Yormadan ve sıkmadan okunulabiliyor. Yalnız maddeler halinde olmasından mütevellit kolay okunuyor söylemim kitabın sığ ve anlamak için çabaya ihtiyaç duyulmayacak hususları ifade ediyor manasında idrak edilmesin. Kitapta öyle alıntılar ve tavsiyeler var ki okuma süresi bir dakika bile olsa da tamamen anlaşılması ardından anlaşılanların günlük hayata uyarlanması kimilerinin ömrüne tekabül edebilir.
Kitapta yüzlerce anekdot, nasihat ve aforizma var bu analizimde hepsine değinme şansım yok lakin eserin genel olarak hissettirdiklerinin ortak bir noktası var. Kitap okumayı ne kadar sevsem de kitaplarla samimi bir şekilde iletişim kurmayı, kitabın gerçekten yaşama ışık tuttuğunu ve elimin altındaki düşüncelerle bir arkadaş olabilme hissini yaşamayı özlemişim. Kendime Düşünceler kitabı bana bu duyguları tattırdı. Çağımızda hala geçerliliğini koruyan düşünceleriyle ve yol gösterici bazen de terapatik bir niteliğe bürünen yapısı itibarıyla bu eseri şiddetle tavsiye ederim.