bu mecra olmak üzere birçok yerde kendi kelimelerimle oluşturduğum anlatıyı kusma ihtiyacı ve insanları buna mecburmuş gibi maruz bırakmanın yersizliği üzerine düşünüyorum bu gece. tanıklık mı istiyorum ya da motivasyonum ne bu anlatıyla? performatif bir yanımın da olması çok muhtemel.…devamıbu mecra olmak üzere birçok yerde kendi kelimelerimle oluşturduğum anlatıyı kusma ihtiyacı ve insanları buna mecburmuş gibi maruz bırakmanın yersizliği üzerine düşünüyorum bu gece.
tanıklık mı istiyorum ya da motivasyonum ne bu anlatıyla?
performatif bir yanımın da olması çok muhtemel.
peki tüm bunların yanında ‘acı çekmiş’ olmak ve buna şahitler sağlamak benim ne işime yaradı?
şahitlerin konuşmasının isteneceği bir dava görülmeyecek ki ne de olsa.
‘Acı anlatıldıkça çözülmez, kristalleşir.
Ruminasyon, yas değil.
Analiz, entegrasyon değil.
Açıklama, iyileşme değil.’
evet bunları teoride ben de biliyorum ama duyulma-bilinme ihtiyacını dizgine vurmak çok zor.
geçmişimi harmanladığım ve dili eğip büktüğüm anlatılarımda duyguyu gerektiği gibi hissetmiş olmuyorum ki.
hikaye anlatıcılığına iyileştirici görevler atfettim.
önce talihsiz deneyimleri sonra bunların üzerine kurulan farkındalığı ve son olarak sofistike dilimi toplayarak bir ben oluşturdum.
ben bundan fazlası olmalıyım.
rafine kelimelerden, karanlık metaforlardan ibaret olmamalıyım.
kime neyi kanıtlamaya çalışıyorum esasen.
bu gecenin sorusu bu.
bunları yazarken bile kendi kendimle çelişiyorum.
duygunun dolaşımını dondurdum ve sadece rol kesiyorum derin biriymiş gibi.
daha basitleşmeli ama daha çok temas etmeliyim.
o yüzden aslında bu yazıyı paylaşmamalıyım.
ruminasyon hali ve ertesinde gelen aşırı açıklama dürtüsü sonum olacak.
bu bir duygusal mesafe üretme tekniğiymiş sanırım.
‘Dil, iyileşmenin değil
acının vitrini olur.’ diye bir yorum aldım yapay zekadan durumum hakkında samimi bir uyarı talep ederken.
zihnim iyileşmekten çok devamlılık talebindeymiş.
bütün bunların üzerine bile düşünüp üretmek ve yayılmak istiyorum, şuanda da onu yapıyorum.
ne kadar istilacı bir dürtü!
siz ikincil olarak bu yazının bilinçakışını bendeki gibi yankılı hissetmeseniz de
benim zihnimdeki kıyma makinesi kolu dönüyor, kendi kendi öğütüyor.
kamusal alan iyileşme mekanı değildir diye devam ediyor samimi uyarım.
çok da umrumda canım!
healing out loud because i nearly died in silence diye bir alıntı görmüş bayılmıştım!
çok gürültü çıkarıyorum o yüzden bu mottodan hareketle.
acı çekiyor olmamın sahnesini nasıl kapatacağım ben buna inanıyorken?
sloganlarım bile otomatikleşti.
en yakın arkadaşım kendi tabiriyle bir el kitabından konuştuğumu söyledi bana.
yaratıcı değilim sadece dopamin devresi hakim bende.
madrugada- help yourself to me dinliyorum buraya kadar sabredebildiyseniz yorumunuzu ve şarkı önerinizi alırım.