Spoiler içeriyor
Yine, yeni, yeniden, kimsenin merak etmediği, gerek olmayan up uzuuun geleneksel bir 40k yazısıyla beraberiz. Diyeceksiniz ki ey kona, bir bu mu yani bu kadar zamandır, senin gibi kudretli bir mal ancak bir 40k mı okudu? Hayır. Her ne kadar…devamıYine, yeni, yeniden, kimsenin merak etmediği, gerek olmayan up uzuuun geleneksel bir 40k yazısıyla beraberiz.
Diyeceksiniz ki ey kona, bir bu mu yani bu kadar zamandır, senin gibi kudretli bir mal ancak bir 40k mı okudu? Hayır.
Her ne kadar insanların genel durumuna empati-sempati-saygı duymasam da, ya çok detaylardı ya da pek hoşlanmadım kısacası size kıyamadım.
Yiğidim, aslanım erkekoğlu errkek, Lord of the First Lion El’johnson’ınımın bir hikayesiyle devam ediyoruz.
3 katım kadar boyu dolayısıyla türlü türlü huyu olan imparatorun oğullarının ilki, yakışıklı, karizmatik, kaslı, renkli gözlü, yiğit, kötü tecrübleriyle ve doğası gereği antipatik, empati yoksunu, kopuk Lion El’Johnson(bilmem kime benzer) zaten çok tanımadan sevdiğim tanıştıkça genel okuyucu ve akıl mantık gereği çokta sempati duyulmayan kendisini daha da çok sevdiğim bir karakter.
Kendisini benimle beraber bu yazılarda Calibanı dize getirişinden, İmparator ve karanlık melekleri tarafından bulunmasına, Rangda da çatır çutur uzaylı katletmesine, Thramas seferinde dengesiz mezalim Curzenin peşine oradan İmperium secundusa, bid’ata, tekrar Calibana sonunda İmperium Nihilus’a (ve arada bir çok macerada) takip etmeyen ancak arada bu yazıları okuyan sizlerle de asker arkadaşı sayılırız. (gerçekten buraya kadar hakimseniz sizde de bi sıkıntı var)
I. Lejyon Dark Angels (Karanlık melekler-eski adıyla taçsız prensler) insanüstü lejyonların ilki ve diğer Astarteslerin de şablonu/kalıbı olup. İlk lejyon olma hasebiyle İttihat savaşlarında bizzat imparatorun yanında çarpışmış olmalarından, Mechanicum veya diğer primarchlarda olmayan bir çok sırra ve insanlığın arkaik silahlarına da sahiptirler. 6 kanattan oluşurlar, Her kanat bir askeri doktrini temsil eder.(Göğüs göğüse savaş, mekanize harp, kuşatma vb vb)
Hikaye Lion’un çeşitli şüpheler ve çekincelerle, 15 yaşında bir ergen duygusal zeka seviyesiyle, Luther gibi kahpe müptezellerinde hiç yardımcı olmayışıyla sürgüne gönderilen Dark Angelların Caliban’a dönen Lion’a gezegenden ateş açılması sonucu, Calibanda ortalığın kolpaçinoya dönmesinden kaynaklı inflakından sonra başlar. Burada sanki beraber yeri gelmiş insanlara soykırım uygulamış, sözlüklere uzaylı katliamları için yeni kelime ekleyen “Xenocide”(ki birden fazla kez olur), kimi zaman gezegenleri veya biyolojik hayatlarını komple silen, soykıran, belkıran, kalp kıran, Allah affetsin ne bulursa onu kıran Lion ile muhatap olmamış gibi ortalık 56 olunca şaşıran Dark Angel’ları da tebrik ediyorum. Bahçıvansınız biberiniz yok daltarraksınız haberiniz yok kardeşim.
İnflak sonrası hem warp aleminde hem zamanda savrulan herkes, sağda solda, kuytuda köşede, uyanmaya başlar. Lionda bunlardan biridir. Okuyucu Lionla beraber bir dere kenarında gözlerini açar onunla beraber yavaş yavaş hafızasına kavuşur. Apex bir predatörün monologlarıyla açılış yapılır. Mekanın garipliğini ve yanıbaşındaki “karanlıktaki bekçi”yi farkeden Lion yol alır, kendini 3 insana musallat olan yaratıklarla bulur. Yaratıklar ile ısınma bile yapmayan Lion insan kampına yollanır. Kampın koruyucusu ise “düşmüş” oğlu Zabrieldir.(Calibanda Liona silah çeken herkes daha sonra “düşmüş” olarak anılır) Babasını gören Zabriel “babacığım” diye sarılacakken... Efendilik arayan Harry Pottera gitsin burda skş var skş... Zabriel Lionu görür görmez iki el ateş ederek üzerine çullanır. Ki 40kda bir primarcha saldırmak hele hele kendi babana, çok düşünülecek şey veya iyi bir fikir değildir. Yani siz tahmin edin travma ve duygusal yoğunluğu... Lion oğlanı tokatlarken “hain köpek “ falan derken alınan Zabriel’i fark eder. Bu köyü korumamış mıdır, hain denmesine alınmamış mıdır? Bu işte bir gariplik vardı. Zabriel ateşi açanın Caliban olduğunu bilmemekte ve Lionu suçlamaktadır. Oturur konuşurlar, Zabriel 400 yıl önce uyanmuştır. Olaylar üzerinden onbin yıl geçmiştir(warpta öyle şeyler olabiliyo, hoş bildiğimiz uzayda da olabiliyo) İmperium 13.Kara Sefer ile yarısıyla beraber karanlığa gömülmüş, İmparatorun sağ olup olmadığı belli değil, işler ise hiç iyi değildir. Zabriel avlanmakta, Lion ve tüm primarchlar ölü kabul edilmekte, İmparator tanrı ilan edilmiş tapılmakta (ki bid’at savaşlarının neredeyse sebebidir).İnsanlar milyon gezegene hakimken İmperium Nihilus can çekişmekte, it, köpek, müptezel, youtuber saldırısı altında bırak gezegenler arası iletişim kurmayı, ormanlarda yaşamaya düştükleri yerler vardır onlarda öyle bir yerdedir. Kısacası Lion, her 40k okuru gibi 40k ile tanışmaktadır.
Müthiş bir yalnızlık, binlerce yıllık uykunun durduramadığı biraz yaşlanma, gıcıkta olsa kardeşlerinin yokluğu, Lejyonların dağılışı, teknolojinin geri gidişi ile demoralize olsa da Lion elinden geleni yapacak, Calibanda çıplak elle avlanır gibi tekrar düzen kuracaktır. Bir kendi bir bıçak bir de Zabriel ile küçük bir kaleden başlarlar sapkın götü yakmaya, ikmal sorunları çözülür, gezegen yavaş yavaş birleştirilir halka umut verilir ve direniş başlar. Zabriel örneği ile geçen yıllar değişen şartlar sebebiyle Lion hele şükür artık yetişkin gibi düşünmeye başlamıştır. Zabriele yaptığı teklifi diğer kardeşlerine de yapması için gönderir.
“Yağız atlar besledim meydan meydan diye
40 yiğide seslendim kurban kurban diye
Dediğim gün bu gün meydan bu meydan”
Diyerekten tüm “Düşmüş” veya düşmemiş melekleri çağırır. Bir kez daha kendileri için değil, Lion için değil, imparator için değil, bu insanlar için. Ezemedikleri isyanın, yok edemedikleri uzaylıların, sapkın kuzenlerinin zulümleriyle 41.000 yılında ormanlara sürülen mazlum insanlar için çağrır. Düşmüş meleklerini hem hasretle hem hayretle hem de acıyarak izler Lion. Bir asker, kolektif yetişir. Beraber yer içer sıçar yatar kalkar. Bunlar Astartestir özel hayatları yoktur sadece cephe vardır. Yalnız kalmak, kaçak yaşamak, emir komutadan kopmak onlara göre değildir. Ancak hepsi bir şekilde uyum sağlamaktadır. Hakikatende yazarında maharetiyle farkında olmadan bazı geleneklerini yürütmeye çalışmaya çalışmaları yalnızlığa uyarlamaları gerçekten iç burkucuydu. Lion buna hem saygı duymakta hem üzülmektedir.
Her oğlu melek olarak kalamamış belki de hiç olmamıştır. İşte orada sisteme musallat olan anası kılıklı oğlu Seraphax devreye girer. Güç boşluğundan bid’at ehliyle müptezelliğe başlamış, dünyaları sömürmekte, türlü türlü büyü, muska yapmakta, harama düşmektedir. Oğlanın kafasına sıkalım, namus meseledir düsturuyla işe koyulurlar. O kısımları hem sonuç kısmı olduğu için hemde çok beğenmediğim için hızlı geçerek kapanışa geliyorum.
Varlığını cami ve gezegen hoparlörlerinden duyuran Lion sonunda bir imparatorluk filosu tarafından duyulur. Filo rahmetli kardeşi Sanguinius’un oğullarına aittir. Buluşmada bu kızıl meleklerin ortasında Sanguiniusun altından bir suretini maske edip takmış biri vardır. Sanguinius zaten sağkende pek güzeldir. Lejyonlar ve insanlar içinde
Aya bak yıldıza bak,
Şu giden primarcha bak
Allahını seversen dön de bize bak
diyerek anılan bir şahıstır.
Buna hiddetlenen Lion ile konuşan maskeli Dante bunu fark eder ve ikna olmuştur Lionun gerçekliğine. “Zaten bu hal tavır bi primarchlarda oluyor” diyerek ortamı yumuşatmak isterken Lion’a bir şimşek çakar. Zaten kitabın başından beri asosyal, kopuk, anlaşılması güç, kardeşlerinden pek haz etmeyen ve anlaşılaman Lion, ince ince alakalı alakasız kardeşlerini anmaktadır. Dante başka primarch mı görmüştür? -Kardeşiniz Gulliman komadan çıkıp İndomitus seferini başlatmış, bizleri ipten almış şahsımı İmperium Nihilus komutanı ilan etmiştir- der demez Lionun kafasında tek düşünce canlanır.
-Roboute(Gullimanın ilk adı)
Yalnız değilim...
Bence mükemmel bir finaldir. Yabancısına çok “şey” gelmese de 40kda örneği tek bir diyalogtur. 100Lerce kitaptan bahsediyoruz. Liondan bahsediyoruz. Gullimanda çok sevilen bi tip değildir.
Sonuç olarak bu eser her ne kadar Lionun dönüşü için fanservice olarak yazılmış gibi dursa da aslında son derece içsel geçişler ve karakter gelişimin son derece güzel verildiği bi kitaptır. Öyle etmesek mi lordum diyen yaverinin kellesini alan Liondan, Zabriel ile direniş başlattıkları yokluk gezegeninin kendisine tahsis ettiği şeref muhafızlarını (baya bildiğin dümdüz insanlar) kendilerini aşağılanmış hissetmesin diye yanında gezdiren Liona evrilişi, iç hesapları ve bu hesapların Zabriel gibi evlatlarında da yaşanması. Bir yok ediciden, aşırı efektif bir generalden bir lidere, umuda dönüşmesini ve sindirişini izleriz. Geri kalan herşey benim için makyajdır. Güzeldir bu arada özellikle bahsettiğim Lejyon hayatının kalıntı ve geleneklerini revize etmeleri, yalnızlıklarla baş edemeyip etmeleri, kurdukları veya kuramadıkları saçma bağlar, insanların götünden haberinden olmamaları iyi yazılmıştı. Özellikle klişe de olsa bir noktada kardeşlerinin suretleriyle kapıştığı sahnede karizmatik olmaya çabalamak, inadına gitmek yerine, kimini kabul edip kimine kaçamak olmadan cevap vererek, büyümüş Lionu gözümüze sokan finalide ben şahsen çok beğendim. Bütün kardeşlerin birbirine eleştirileri e birazda doğrudur. Ama başlarında İmparator yoktur. Her oğlan ancak babası ölünce erkek olur, 18 kardeşin pek azının ömrü buna yetmiştir. (17 kardeş ne diyenler için İmparatorun Anadoluda büyüdüğü ve Göbeklitepede bir süre yaşadığı bir gerçektir)
Eğer Seraphax kapışma sahnesini saymazsak biraz daha olgun bir Warhammer işiydi diyebiliriz.Artık böyle şeyleri parçalayarak okuduğum için onunda bi mekanik olduğunu bildiğimden çok takılmadım. Ha sıkı takipçiler için çok meseleye de değinmektedir.Gullimana hediye edilen İmparatorun kılıcı, Liona verilen kalkanın açık açık eleştiri olması, “Düşmüşler” sorunu Dark Angelsin geleceği, İmperium Nihilus meselesi, Demon primarchların denge unsuru neler olacak gibi ana hikayenin gittiği yere de işaret eder.
Velhasıl kelam buraya kadar okuyanları tedirginlikle selamlıyor başka bir 40k hasbihaline kadar uğurluyorum.