Bugünkü anlatımın ana kahramanı, çağ açıp çağ kapatan, "Fethedilemez!" denilen Constantinpolis'i, İstanbul yapan Fatih Sultan Mehmet Han. Anti kahraman ise tarihin en acımasız, en gaddar, en zalim hükümdarı olan Kont Vlad Drakula. Hikâyenin başlangıcı, Fatih Sultan Mehmed ile Vlad Dracula'nın…devamıBugünkü anlatımın ana kahramanı, çağ açıp çağ kapatan, "Fethedilemez!" denilen Constantinpolis'i, İstanbul yapan Fatih Sultan Mehmet Han. Anti kahraman ise tarihin en acımasız, en gaddar, en zalim hükümdarı olan Kont Vlad Drakula.
Hikâyenin başlangıcı, Fatih Sultan Mehmed ile Vlad Dracula'nın çocukluklarına dayanıyor. 15. yüzyılın başlarındayız, yer ise Osmanlı Sarayı. İkili o zamanlar çok yakın arkadaşlar, hatta kan kardeşler. Birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar, hep beraber oyun oynuyorlar, eğitimlerini beraber görüyorlar. Birbirlerine bu kadar bağlı olan iki arkadaşı azılı düşman yapan nedir peki? İkiliyi uzaktan uzağa izleyen bir çocuk daha vardır; Vlad'ın kardeşi Radu.
Şunu sorabilirsiniz. 'Vlad ve Radu'nun Osmanlı Sarayı'nda ne işi var?' diyebilirsiniz. O zamanlar da Eflak&Boğdan İmparatorluğu Osmanlı'nın etkisi altındadır. O zamanların Eflak Kralı Voyvoda, iki oğlunu ayaklanma çıkmaması için saraya gönderir. Osmanlı'da bu iki oğlanı Voyvoda'ya karşı sarayda tutar. Tabii, bu bir esaret değildir. Zira Vlad ve Radu Osmanlı şehzadelerinin aldığı her eğitimi alır, onlardan ayrılmazlar. Vlad ve Mehmed birbirlerine bir söz vermişlerdir: "Koşullar ne olursa olsun birbirimize yardım edeceğiz."
Vlad, Mehmed'e adeta hayrandır. Onu örnek almaya başlar. Mehmed, ülkesi için ne yapıyorsa aynısını yapmaya hazırdır.
Günün birinde Vlad ve Radu, eğitim gereği Tokat kalesine gönderilir. Mehmed ile yolları tamamen ayrılır. Tokat'ta yaşadıkları Vlad'ın Osmanlı'ya duyduğu hayranlığı söndürürken, nefretini de körüklemiştir. Saraya geri dönerler. Radu sadık bir Osmanlı hizmetkârı olurken Vlad Osmanlı'da düşman olan bir genç olmuştur.
Vlad Eflak'a geri döner. Bu arada babası da suikast sonucu öldürülmüştür. Bu durum Vlad'ın nefretini iyice körüklemiştir. Vlad, Kont Vlad olurken Mehmed ise Sultan Mehmed olmuştur.
Öncelikle işe babasının ölümünden sorumlu olan herkesi öldürmekle başlar. Öyle zalim yöntemler kullanmıştır ki Kont Vlad, kendisine Dracula lakabı takılır; şeytanın oğlu.
Kont Vlad, insanları hayati organlarına zarar vermeyecek şekilde kazıklara oturtur, karşılarına geçip zevkle ölümlerini izler.
Vlad'ın yaptığı zalimlikler Sultan Mehmed'in kulağına gider. İlk başta işi diplomasi yoluyla çözmek ister. Zira çocukluk hatıralarına ihanet etmek istemez Fatih. Eflak'a birkaç elçi gönderir. Ondan yaptıklarına son vermesini ister. Kont Vlad, elçilere şöyle söyler: "Sizi dinlememi istiyorsanız, sarıklarınızı çıkarın." Elçiler bunu kabul etmezler. O zaman Vlad korkunç bir gülümseme ile ekler: "O zaman sarıklarınız sonsuza dek başınızda kalsın." Askerlerine emir verir. Emri alan askerler her bir elçinin kafasına sarıklarını 3 çivi ile çakıp onları Osmanlı sarayına geri gönderir. O noktadan sonra Sultan Mehmed, olayı diplomasi ile çözemeyeceğini anlar.
Sultan Mehmed, Eflak'a sefer düzenler. Eflak ormanlarına geldiklerinde askerler büyük bir korkuya kapılırlar. Zira, Kont Vlad daha önce sefere gelmiş 20 bin kişiyi kazığa oturtup öldürtmüştür. Orman, adeta ceset tarlasına dönmüştür.
Kont Vlad'ın yaptığı tek zalimlik bu değildir. Bir gün, bir ziyafet vereceğini söyler Kont Vlad. Saraya ne kadar ayyaş, haydut, hırsız varsa toplar. Onları yedirir, içirir. Daha sonra ise odanın tüm kapılarını kapattırıp odayı ateşe verir. İnsanlar cayır cayır yanarak hayatlarını kaybederler.
Sultan Mehmed ve askerleri Kont Vlad'ın sığındığı kaleyi kuşatırlar. Karısı kalenin surlarından atlayıp intihar ederken Vlad, kargaşadan yararlanıp kaçar.
Gün gelir, Vlad öldürülür. Fakat nasıl öldürüldüğü bilinmez. Kimi tarihçilere göre onu öldüren kendi askerleridir, kimine göre de Osmanlı tarafından idam edilir.
Vlad'ın, kafası kesilir. Bir kazığa oturtulur. İstanbul'a getirilen kafası İstanbul'un sokaklarında dolaştırılıp teşhir edilir.
Sultan Mehmed'in üvey annesi Mara Hatun, bu kafayı alarak Sırbistan'daki bir manastıra götürülür. Kafatası kutsal kabul edilir. Şimdi nerede olduğu bilinmez. Lâkin bir rivayete göre de Topkapı Sarayı'nda yer alan ve Yahya Peygamber'e ait olan kafatası aslında Kont Vlad'a aittir.
Osmanlı Saraylarında yankılanan şen kahkahalardan büyük bir vahşete uzanan bir hikâye.
Bu olay, Bram Stoker'ın yazdığı Dracula romanı ile ünlenir. Bram Stoker, Kont Vlad'ı ölümsüzleştirmiştir. Kitap, bir vampirin insanların kanını içerek hayatta kalmasını anlatır. Rivayet odur ki; Kont Vlad'da acımasızca katlettiği insanların kanını içmiştir.