Hanımın Çiftliği, bana "kitaplarını muhakkak okumam lazım" dedirten gerçekten başarılı bir diziydi. Çocukken evimizde izlendiğini hayal meyal hatırlıyorum. Bazı sahneler hafızamda yer edinmişti. Şimdi, diziyi tamamen izlemiş ve o sahnelere başka bir pencereden bakabilmiş olduğum için mutluyum. Hanımın Çiftliği; kendini…devamıHanımın Çiftliği, bana "kitaplarını muhakkak okumam lazım" dedirten gerçekten başarılı bir diziydi. Çocukken evimizde izlendiğini hayal meyal hatırlıyorum. Bazı sahneler hafızamda yer edinmişti. Şimdi, diziyi tamamen izlemiş ve o sahnelere başka bir pencereden bakabilmiş olduğum için mutluyum.
Hanımın Çiftliği; kendini yoktan var eden, güce ve hırsa bürünüp ardından da yitirdiği aşkı için mücadele eden Güllü'nün hikayesi bu. Çok sevdiği Kemaliyle küçük bir evde mutlu mesut yaşamanın hayalini kurarak kendinde güç bulan Güllü, babası ve ağabeyinin onu Muzaffer Beyin yeğeni Zaloğlu Ramazan'a bin liraya satmasıyla kendini bir kabusun ortasında bulur. Hırçın ve asi kişiliğiyle direnir. Mücadele eder. Kemal ile birlikte kaçmaya çalışırlar fakat başaramazlar. Onun bu dikbaşlılığı ve kaderine razı gelmeyen kişiliği Muzaffer Beyin dikkatini çeker ve işte tam o anda Güllü Çiftliğin Hanımı olur.
Yeğeninin evlenmek için çiftliğe getirdiği Güllü'yü, ölmüş karısına benzeten Muzaffer Bey ona aşık olur ve Ramazan'ın elinden alır. Güllü, Muzaffer Beyin kendisine olan ilgisinden ve onun gücünden etkilenir. Kemal'e olan kırgınlığı ve babasının onu satılacak bir mal gibi görmesinden dolayı Muzaffer Beyin aşkına sığınır. Güllü'nün ona aşık olup olmadığı tartışmalı, ama sevdiğine ve saygı duyduğuna eminim.
Muzaffer Bey ise, Adana'nın önde gelen zenginlerinden biri. Fakat, zenginliği ve sınıfsal konumu onu kibirli ve başkalarının, özellikle de kendinden aşağıda gördüğü kişilerin, görüşlerine karşı duyarsız olmaya itiyor. Köylülerin on yıllardır ekip biçtikleri devlet arazilerini satın alıp onları o topraklarda birer işçi haline getiriyor. Bunda hukuken bir aykırılık yok evet, ama ahlaki olarak dizinin başından sonuna değin haklı bulamadığım bir durumdu. O insanlar o tarlaları ekip biçmiş ve hayatlarını on yıllar boyunca oradan kazanmışlar fakat zengin bir adam gelip "Ben bu toprakları satın aldım, ya tarlalarınıza pamuk ekip benim işçim olun ya da gidin" demiş. Zaten bu yanlış durum, dizinin finalinde bir dizi zincirleme olayın yaşanmasının da başlıca sebebi olacak. Her ne kadar Muzaffer Bey o günleri göremeyecek olsa da. Muzaffer Beyin bu tutumuna karşın, onun Güllü'ye duyduğu aşk ve onun fikirlerine önem veren yapısı, eğer ölmeseydi karakterinde ne gibi gelişmeler olurdu merak ediyorum doğrusu.
Halide; Muzaffer Beyin kız kardeşi. Güllü gelene kadar çiftliğin sözde hanımı. Fakat, Muzaffer Beyin onun görüşlerine önem vermemesi, yeri geldiğinde ona vurabilmesi ve Muzaffer Beyin Güllü'yü baştacı etmesi onun içindeki öfkenin ve kıskançlığın motivasyonu. Bu öyle bir öfke ve kıskançlık ki, Güllü'den kurtulmak için her şeyi yapmaya kararlı, gözü hiçbir şey görmeyen bir kadına dönüşüyor. Ona kızdığım ve üzüldüğüm çok an oldu. Fakat, Kemal'in onu gerçekten sevmeden onunla evlenmesi... bunu affedemiyorum. Halide, kemal için her şeyinden vazgeçti. Ailesinden, zenginliğinden ve öfkesinden. Fakat Kemal, Halide'nin bu değişimini kavrayamadığı gibi onu gerçekten sevmediği için de onu mutlu edemedi. Güllü'yü unutamadı. İşte bu noktada Halide, Kemali de kaybedince tam anlamıyla kötü ve intikam hırsıyla yanıp tutuşan bir karaktere dönüştü. Onu bu hale getiren sadece Kemaldi demiyorum elbette. Fakat, Kemal'in bu durumdaki rolü de az değil...
Kemal; Güllü'nün biricik aşkı. Onu korumak, ona kavuşmak için hapislere düşen, dayak yiyen, binbir zorlukla mücadele eden yiğit bir adam. Fakat, Güllü'nün Muzaffer Bey ile evlendiğini görünce de onun canını yakmak isteyen hatta bu uğurda Halide ile evlenen bir adam. Yine de Halideye yaptığı adaletsizliğe rağmen, çevresine hep adil davranan bir adam. Kendisi için ailesinden ve zenginliğinden vazgeçen Halideye daha anlayışlı davranabilirdi ya da onun kaprislerine karşı biraz daha anlayışlı olabilirdi. Eğer sevseydi tabii. Fakat Kemal Güllü'ye aşıktı. Hem de sırılsıklam aşıktı. Güllü'ye öfke duyarken bile onun canını acıtamayacak kadar...
Dizide gelişimini çok sevdiğim iki karakter var biri Ramazan diğeri Kabak Hafız. Ramazan, dayısı ve teyzesi tarafından bile horgörülen, onlarla aynı sofraya bile oturamayan, sürekli eleştirilen bir adamdı. Güllü'yü zorla çiftliğe getirdiğinde dayısı Güllü'yü elinden aldı ve onu kapının önüne koydu. Teyzesi Halide, Güllüden kurtulmak için onu harcamaktan çekinmedi. Beş parasız kaldığında yeğenine destek çıkmadı. Ramazan ise, tüm bunlara rağmen Teyzesi ve dayısına hep saygı duydu. Hakkını aradı, çalıştı, çabaladı, didindi ve kendini sıfırdan yarattı. Bir zamanlar patron yeğeni olarak gezindiği fabrikada, işçilerin emeğini ve hakkını gözeten bir patron oldu. Tabii bir de eş ve baba oldu.
Kabak Hafız ise, dini değerleri sömüren paragöz bir adamdı. Ramazan'ın canını yaktı ve karşılığında canı yandı. Ama Ramazan ona Dostluk eli de uzattı ve iki kardeş oldular. Güllü, Ramazanı alıkoyup işkence ettiğinde Ramazan için gözyaşı döktüğü, onun için endişelendiği sahne hala aklımda. Dizinin en zeki ve uyanık olan ama aynı zamanda gözü yükseklerde olan kadını ile yani Gülizar ile evlendi.
Pakize ise Ramazan'ın karısı. Güllü'nün en yakın arkadaşı. Arkadaşının yanlışını korkmadan yüzüne söyleyebilen, onun zenginliğini kıskanmadan yanında durabilen güçlü bir kadın.
Dizideki en etkileyici sahnelerden biri ise Hamza'nın idamıydı. Hapiste geçirdiği dönüşüm ve ölümü kabullenişi, Güllü'nün onu affettiğini duyunca idam sehpasını kendi itmesi... mükemmel bir sahneydi. Kimin ölümü hakkettiğini biz karar veremeyiz belki ama Hamza'nın öldürdüğü Muzaffer Beyin en az Hamza kadar yaşamayı hak ettiğini söyleyebilirim.
Final; çiftliğin yanması, Kemal, Halide ve Cemşir'in ölümleri... Güllü'nün, Muzaffer Beyden kalan her şeyi köylülere dağıtması ve gerçekten bir Hanım olması... çok iyi işlenmişti. Kemal'in ölürken Güllü ile kurduğu hayal, Halide'nin pişmanlığı, Cemşir'in bir babanın evladı için yapabileceği en büyük iyiliği yapması... Güllü'nün çiftlikten, mal ve mülkten vazgeçip tarlaları köylülere yani gerçek sahiplerine geri verip oğluyla birlikte sakin bir yaşamı seçmesi... Final sahnesi ve Orhan Kemal vurgusu da çok yerindeydi bence.
Mutlaka izlenmesi gereken başarılı bir dizi. Son on bölümde can sıkıcı olabiliyor ama vermek istediği mesaj ve karakterlerin dönüşümü buna değer.