Spoiler içeriyor
Roman baş karakter Ahmet Cemil'in Mai bir gecede hayallere dalması fakat hayatın istediğinin tersine onu sürüklemesiyle bu hayallerine ulaşamaz ve annesiyle İstanbul'dan siyah bir gecede ayrılmasıyla kitap biter. ( Ahmet Cemil 'in kız kardeşi evleneceği zaman hayatlarına girecek olan bu…devamıRoman baş karakter Ahmet Cemil'in Mai bir gecede hayallere dalması fakat hayatın istediğinin tersine onu sürüklemesiyle bu hayallerine ulaşamaz ve annesiyle İstanbul'dan siyah bir gecede ayrılmasıyla kitap biter.
( Ahmet Cemil 'in kız kardeşi evleneceği zaman hayatlarına girecek olan bu adama enişte demeyi sorgulaması bu kelimenin ona kavga etme arusu uyandırdığını düşünmesi ,bu kısım komik oldukçada gerçekti okurken gülümsetti.
Sonra eniştesi olan adama karşı büyük bir nefret besledim okurken ,adamın kız kardeşine olan aşağılayıcı tavırları kız kardeşinin ölümüde o adam yüzünden oldu zaten . Ahmet Cemil kız kardeşini kurtaramadı erken davranamadı .
Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi'nin arkadaşlığı çok iyiydi uzun zaman görüşemeselerde buluştukları an hep yakın bir arkadaşlığı sürdürdüler gerçek bir arkadaşlıkta olduğu gibi.
Ahmet Cemil'in zamanla Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi Lamia'ya olan aşkı onun hakkındaki aşk dolu güzel düşüncelerini okumak çok güzeldi , ama bu aşkını da söyleyemedi her şeyde geç kaldığı gibi bundada geç kaldı Lamia evlenecekti artık.
Lamia'nın evlenme olayından çok öncesinde eserini tanıtmak amacıyla Ahmet Cemil arkadaşı Hüseyin Nazmi'nin evinde birkaç arkadaşlarına eserini okumuştu o gece Lamia eserin yazılı olduğu deftere tebrik ederim yazmıştı . Ahmet Cemil Lamia'nın olduğunu anlayınca çok sevinmişti eseri artık onun için daha kıymetli bir hâl almıştı fakat evlilik haberini aldıktan sonra o defteri sobada yakması o acıyı o hayalin sobada yanışını çok iyi anladım.
Kız kardeşi ikbalin ölümünden sonra eniştesini yolda görüyor uzun zaman sonra orda eniştesine tokat atması sayafalarca böyle bir tepki beklemiştim az da olsa rahatlatıcı bir kısımdı.
Ahmet Cemil'in kitabın sonlarına doğru annesinin dizine yatıp annesinin ağlaması orası içimi çocuksu bir hüzünle kapladı.
En son kısımda annesini alarak İstanbul'dan ayrıldıkları siyah gecede hülyalarının başlangıcı olan o mai geceyi hatırlaması tam bir yıkımdı hissettiği her duyguyu bende hissettim. Mükemmeldi okuduktan sonra gerçekten kitabı kapatıp niye bittin diye isyan ettim.)
Kitaptan alıntılar;
🔹Şair Raci dedikleri işte buydu! Bu kadar hiçliğine rağmen her meziyet sahibine düşman...
🔹 Ahmet Cemil bir gün Batılı bir edebiyatçıdan aktararak " Mezar taşı şöhret heykelinin ayaklığıdır" dediği zaman orada bulunan Raci'ye dönerek " Al, sana göre bir söz, öyle değil mi?" demişti. Bu yolda şakalarıyla Raci'yi kendisine düşman etmişti.
🔹Onun dünyası işte şu yavaş yavaş açılan beyninin içinde mai bir sema,o mai semanın içinde birçok gülümseyen ümit yıldızlarından ibaretti. Orada da bir elmas yağmuru...
🔹 Henüz yirmi iki yaşında, bütün maneviyatı yalnız bir ümidin gerçekleşmesini beklemekte...
🔹 Ahmet Cemil artık gözlerini kapadı, sanki dün sütüyle beslediği çocuktan bugün ekmek isteyen bu ananın perişan halini görmek istemiyordu,
🔹Lamartine'den , Musset'den sonra Hırsızın Kızı! İşte hülyaların sonu!
🔹Bu hayali daima süslerdi, tek teselli ve saadet vasıtası bundan ibaretti. Bunu, gece yatağında rahat rahat düşünebilmek için hatta yatmakta acele ederdi.
🔹"An ve in" kafiyeli seksen beyti birbirinin arkasına sıralamaktan kulak için hoşluk mu ortaya çıkar usanç mı bilemem?
🔹Arkadaşını dinledikçe kalbinde bir merhamet hissi duyuyordu. Niçin? Bu merhametin niteliğini pek iyi değerlendiremiyordu, belki Ahmet Cemil bu kadar hülyalara esir olduğu için... Hakikatin daima hülyanın aşağısında kaldığını bilirdi,onun için o söyledikçe vicdanından gizli bir sesin, " Zavallı çocuk!" dediğini işitiyordu.
🔹Kim bilir, şu bedbaht kızcağızlar bu kemanlardan, davullardan şu perişan nağmeleri kopardıkça neler düşünürler!