Önce kitabı okudum bitirmem zamanımı aldı ama sonucu güzel oldu. Kitabı sevdim. Filmi de hemen izledim ve çok güzeldi bence ya da ben her şeyi çok beğeniyorum çünkü çoğu kişi pek beğenmemiş gibi. Tabi ki kitaptan farklı kısımları vardı. Kitap…devamıÖnce kitabı okudum bitirmem zamanımı aldı ama sonucu güzel oldu. Kitabı sevdim. Filmi de hemen izledim ve çok güzeldi bence ya da ben her şeyi çok beğeniyorum çünkü çoğu kişi pek beğenmemiş gibi. Tabi ki kitaptan farklı kısımları vardı.
Kitap önce okunmalı sonra filmi izlenmeli bence daha zevkli oluyor .
Fletcher karakteri (kel olan adam) izlerken insanı sinir krizlerine sokuyor. Ama film mutlaka izlenmeli ya ,çok beğendim. Sonu ucu açık gibi bitiyor ama çok iyi bir film olduğu için o kadar takılmadım oraya. 8/10
- Dikkatle bakıyor musun? Alfred Borden bugün,kral ve İngiltere yüksek mahkemesi adına hayatın sona erecek. - Söyleyecek bir şeyin var mı? - Abrakadabra. _İyi ki izledim,bayıldım. Söyleyeceğim tek şey bu olur.
Lou Bloom kariyer peşinde hırslı birisi. Onun için elde edeceği kazanç ve başarı için her yol mübah. Suç olaylarını tüm gerçekliği ile direkt olay yerinde çekip kaydettiği görüntüleri haber kanalına satıyor. Jake Gyllenhaal filmdeki baş karakteri çok iyi oynamıştı. Filmin…devamıLou Bloom kariyer peşinde hırslı birisi. Onun için elde edeceği kazanç ve başarı için her yol mübah.
Suç olaylarını tüm gerçekliği ile direkt olay yerinde çekip kaydettiği görüntüleri haber kanalına satıyor. Jake Gyllenhaal filmdeki baş karakteri çok iyi oynamıştı. Filmin başından anlıyoruz manyak psikopat bir karakter olacağını.
İçinde Stefan Zweig'ın sekiz eseri var . İçindeki eserleri kendimce en beğendiğimden en az beğendiğime göre bir sıralama yaptım; 1. Satranç 2. Korku 3. Yakıcı Sır 4. Lyon'da Düğün 5. Olağan Üstü Bir Gece 6. Amok Koşucusu 7. Bir Kadının…devamıİçinde Stefan Zweig'ın sekiz eseri var .
İçindeki eserleri kendimce en beğendiğimden en az beğendiğime göre bir sıralama yaptım;
1. Satranç
2. Korku
3. Yakıcı Sır
4. Lyon'da Düğün
5. Olağan Üstü Bir Gece
6. Amok Koşucusu
7. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
8. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Eric Emmanuel Schmitt'in yazdığı Görünmeyen Döngü serisinden olan bu kitap Museviliğ konu alıyor. Kitapta Nazi işgali sırasında küçük Joseph'ın yaşadıklarını anlatıyor. Ailesinden ayrılmak durumunda kalır ve Katolik bir yetimhaneye gönderilir. Yetimhanenin başında olan Peder Pons orada sadece çocuklara sahip çıkmıyor…devamıEric Emmanuel Schmitt'in yazdığı Görünmeyen Döngü serisinden olan bu kitap Museviliğ konu alıyor.
Kitapta Nazi işgali sırasında küçük Joseph'ın yaşadıklarını anlatıyor. Ailesinden ayrılmak durumunda kalır ve Katolik bir yetimhaneye gönderilir. Yetimhanenin başında olan Peder Pons orada sadece çocuklara sahip çıkmıyor onların geçmişlerini,kültürlerini de korumaya çalışıyor.
Peder Pons küçük gizli bir odada yok olmaya yüz tutulan bu geçmişleri saklıyor. O kimliklerin sahip olduğu kitaplar,kültür,dini nesneleri orada saklıyor bir koleksiyon gibi. Bunları savaştan korumaya çalışıyor.
Hikaye küçük Joseph'ın bakış açısıyla saf bir şekilde anlatılıyor.
Kitaptan alıntılar;
🔹Her pazar, Sarı Villa'nın sundurmasının altında gidilecek on adımlık yolum vardı; kendimi göstermek için on adım, bir aileye sahip olmak için on adım, yetimliğe son vermek için on adım.
🔹 Bana annemin neye benzediğini sormayın: Güneş tarif edilebilir mi? Annemden sıcaklık, kudret,neşe yayılıyordu.
🔹"Benim sırlarımdan birini öğrenmiş oldun Joseph, kadınsı numaralarımdan birini."
"Hangisini?"
"Kanıtlamak yerine suçlamak. Şüpheye düştüklerinde saldırmak. Savunma yapmak yerine diş göstermek."
"Bu kadınlara özgü bir şey mi?"
"Hayır. Sen de kullanılabilirsin."
🔹"Kısaca Rudy, İsrail yanlısı olmak, İsrail'in karar verdiği her şeyi onaylamak anlamına gelmez. Filistinlilerle barış yapmak gerekir. Onların da en az senin kadar burada yaşamaya hakları var. Burası onların da memleketi. Onlar İsrail kurulmadan önce de burada yaşıyorlardı. Gördüğümüz zulüm bile yüzyıllardır beklediğimiz sözleri onlara söylememizi gerektiriyor."
🔹İki rakip grup, Yahudi çocuklar ve Filistinli çocuklar birbirlerine taş atıyorlardı. İsabet ettiremeyince birisi yerden bir demir kaptı ve en yakınındaki düşmanına saldırıp ona vurdu, karşı saldırı gecikmedi. Birkaç saniye içinde iki taraf da birbirlerine kalaslarla sert darbeler indiriyorlardı.
Bağırarak onlara koştum.
Korkmuşlar mıydı? Çatışmayı kesmek için bu şaşkınlıktan mı faydalanmışlardı? Ayrı yönlere dağıldılar.
Rudy bezgin bir ifadeyle ağır ağır yanıma geldi.
Eğildim, molozların arasında bazı eşyalar dikkatimi çekti. Yerden bir kippa ve bir Filistin poşusu aldım. Birini sağ cebime, diğerini sol cebime koydum.
"Ne yapıyorsun?" diye sordu,Rudy.
"Bir koleksiyona başlıyorum."
Kitapta olay Sultan Mahmud döneminde Kaşıkçı Elması'nın çalınması üzerine . Sadrazam, usta bir hırsıza Kaşıkçı Elması'nı çalmasını söylüyor hırsız çalmak için bir ekip kuruyor . En başta olayı böyle sanmış olsakta hikaye ilerledikçe ardı ardına sırlar açığa çıkıyor bambaşka bir…devamıKitapta olay Sultan Mahmud döneminde Kaşıkçı Elması'nın çalınması üzerine . Sadrazam, usta bir hırsıza Kaşıkçı Elması'nı çalmasını söylüyor hırsız çalmak için bir ekip kuruyor . En başta olayı böyle sanmış olsakta hikaye ilerledikçe ardı ardına sırlar açığa çıkıyor bambaşka bir şeye dönüşüyor. Ben okurken keyif aldım , güzeldi. Okumalısınız.
İlk olarak Meursault’nun duygusuzluğu ve kayıtsızlığı hakkında yazacağım. Gerçekte kimse bu kadar duygusuz ve kayıtsız olamaz illaki bir şeyler hisseder . Böyle birini gerçekte görsek psikolojik olarak bomboş ve tamamen kopuk biri olarak tanımlarız. Zaten Camus' nün amacı Meursault’yu oluştururken…devamıİlk olarak Meursault’nun duygusuzluğu ve kayıtsızlığı hakkında yazacağım. Gerçekte kimse bu kadar duygusuz ve kayıtsız olamaz illaki bir şeyler hisseder . Böyle birini gerçekte görsek psikolojik olarak bomboş ve tamamen kopuk biri olarak tanımlarız. Zaten Camus' nün amacı Meursault’yu oluştururken normal bir insan portresi dışına çıkarak bir nevi felsefik simge oluşturmaktır.
Bunun üzerinden yabancılaşmak hissiyatını anlatmıştır.
Kitabı uzun aralıklarla okudum bu yüzden derinlemesine bir inceleme yapamam ,bu kadar oldu.
Kitaptan alıntılar;
🔸 Müdür benimle konuşmaya devam etti. Ama artık onu neredeyse hiç dinlemiyordum. Sonra, "Annenizi görmek istersiniz sanırım," dedi. Hiçbir şey söylemeden ayağa kalktım, müdür kapıya doğru önümden yürüdü. Merdivenin orada, " Onu bizim küçük morga taşıdık. Ötekiler sarsılmasınlar diye yapıyoruz bunu. Bakımevi sakinlerinden biri öldü mü ötekiler iki-üç gün toparlanamıyorlar. Bu da işimizi zorlaştırıyor,"dedi.
Hindistan'da yoksul kesimin fırsat tanımadığı bir yerinde genç bir kızın okçu olup ülkesindeki kızlara ışık olmasını anlatan bir yapım. Severim bu tarz işleri bir amaç uğruna olan yapımları. İzlemelisiniz,güzeldi.
Spoiler içeriyor
23 dakikalık bu belgesele müthiş veya müthişin ötesinde diyemesemde ,güzel bir yirmi üç dakikaydı,sakince ve tam anlamıyla odağım ordaydı bu yüzden hissettirdiği duyguları derince kavrayabildim. Çocukların satıcının sattığı şeylere bakıp alamamaları o kısımlar üzücüydü . Satıcı hadi gidin ailenizi çağırın…devamı23 dakikalık bu belgesele müthiş veya müthişin ötesinde diyemesemde ,güzel bir yirmi üç dakikaydı,sakince ve tam anlamıyla odağım ordaydı bu yüzden hissettirdiği duyguları derince kavrayabildim. Çocukların satıcının sattığı şeylere bakıp alamamaları o kısımlar üzücüydü . Satıcı hadi gidin ailenizi çağırın size alsınlar demesi çocuklarında onlar gelmez dediği kısım ,buradaki heveslerinin içlerinde kalışını anlatamıyorum o kadar iyi yazamam.
Satıcı sattıklarına karşılık patates istiyor,yani istekler hevesler patatese bağlı.
Birde belgesel sunucusunun bir çocuğa büyüdüğünde ne olmak istiyorsun dediği bir kısım vardı orada beni etkiledi.