Spoiler içeriyor
✨️ Tatil bitene kadar her gün 1 popüler film izliyorum. { Gün 3 } #129 New York, 1962. Sonrasında Pittsburgh, Ohio, Indiana, Iowa, Kentucky, North Caroline, Arkansas, Louisiana, Mississippi, hapis, Alabama. Bu 2 aylık yolda geçen bir serüven. Gerçek bir…devamı✨️ Tatil bitene kadar her gün 1 popüler film izliyorum. { Gün 3 }
#129
New York, 1962.
Sonrasında Pittsburgh, Ohio, Indiana, Iowa, Kentucky, North Caroline, Arkansas, Louisiana, Mississippi, hapis, Alabama. Bu 2 aylık yolda geçen bir serüven. Gerçek bir hayat hikayesi.
Bu yılın ırkçılığından bahsetmem bile gerekmiyor bence. Eve gelen tamirciler siyahi diye dokundukları bardakları çöpe aran başrolümüz Tony Lip. Bu adamın eşi ve 2 erkek çocuğu var. Irkçı olduğu kadar agrasif ama eğlenceki hareketleri var. Gecesinde kulüpte adam dövüp sabahında sosisli yemeye iddiaya giriyor mesela. Garip biri. Bir gün bir iş geliyor. Bir doktora şoförlük yapmasını istiyor patronu. Tony de basit iş diye kabul ediyor. Fakat bu ırkçı adamın karşısına bir siyahi çıkıyor. Film bence burada başlıyor.
Doktor diye gittiği adam sanatçı çıkıyor ve konserleri için turne yapıyor. Bunun için de bir şoföre ihtiyaç duyuyor. 8 haftalık bir süreden bahsediyoruz. Irkçı ve çocukları olan bir adam, siyahi bir adamın şoförlüğünü yapacak. Dünyanın ennn saçma olayı ve mükemmel bir senaryo. Gerçek bir hikaye olduğunu da unutmamak lazım.
Doktor Donald, kendine sadece bir şoför değil de aslında bir kişisel asistan arıyor. Çamaşırlarını yıkayıp ayakkabılarını boyamaya kadar her şeyini yapacak bir adam. Tony'nin sorunları halletme yeteneği aslında onları buluşturan şeymiş. Fakat Tony de bir hizmetçi olmadığını, şoförlüğünü yapabileceğini ve sorunlarını çözebileceğini ama çamaşır filan yıkamayacağını söylüyor. Bu ikili bir şekilde anlaşıyor ve yola koyuluyor. Birbirlerini daha iyi tanımaya başlıyorlar tabiki bu yolculukta. Doktor hep Tony'yi azarlasa ve uyarsa da Tony onun piyano çalmasından sonra bence daha da saygı duymaya başladı. Hem saygı hem de sevgisinin arttığını yavaş yavaş görmek mümkün. Doktor sadece Stainway piyano çalmak istediği için Tony'nin her noktada ikna ediciliğini kullanması çok hoştu mesela. Görevli adama resmen osmanlı tokadını yapıştırdığı sahnede baya güldüm. Tony'nin her gittiği yerden karısına mektup yazması da inanılmaz tatlıydı mesela. Doktorun ise para konusunda hem Tony'ye yardım edebileceğini ve bir şey isterse çekinmeden alabileceğini söylemesi çok hoştu. Tony hep doktorun çok üzgün olduğunu ve bu yüzden çok içtiğini düşünüyor. Fakat iyi anlaştıklarını da hissediyor. Tony'nin doktoru biraz duvarlarının dışına çıkardığını da yavaştan görmeye başlıyoruz. Mesela araba kızarmış tavuk yedikleri sahne baya komikti. Kemikleri camdan dışarı fırlattılar, gülüştüler filan. Sonra Tony gaza gelip karton bardağını da fırlattığı an doktorun o bardağı geri aldıracağını anlamıştıım. İnanılmaz güldüm çok iyi sahneydi. Fakat o sahneden sonra, doktor bir barda içki içmek istediğinde beyazların onu hırpalaması gerçekten aşırı sinirimi bozdu. Tony yine yetişti tabiki ama bu ırkçılığa deli oldum ve bizim baştaki ırkçı Tony'nin ds olduğunu gördük. Karakter gelişimi işte budur. Sonrasında doktor bir adamla basıldığında yine Tony'nin onu kurtarması yine onun gelişimini gösterirken; doktorun sadece kendini, para kazanmayı düşünüyorsun diye ona kızması çok nankörceydi. Tony kesinlikle bunu hak etmemişti. Fakat dostlukları açısından kesinlikle bir milestone'du. Bundan sonra doktor Tony'yi kaybetmek istemediğini net bir şekilde gösterdi ve Tony de onu bırakmayacağını belli etti. Bir hapse girip çıkma da yaşandı tabi arada. Polislerin günümüzde bile bitmeyen siyahi
nefretleri... Ve en son gerçekten yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiler. Son Noel konseri için Alabama'ya vardılar. Doktora iğrenç bir soyunma odası verdiler, depodan hallice. Ses çıkarmadılar. Fakat sonrasında bir de yemek yemek için yemek odasına alınmadığında ve bunun bir gelenek olduğunu söyleyip durduklarında ipler koptu. Yarım saat sonra sahneye çıkaracakları onur konuğunu, siyahi diye yemek salonundan içeri almamaları artık gerçekten kabul edilebilir bir şey değildi. Sonunda doktor de kabul etmedi. Kendini bir kere daha ezdirmedi. Bu noktada da Tony'ye sormayı seçti. Çalmamı istersen çalarım dedi ve Tony orada işte tam bekleyeceğimiz şeyi yaptı. Beraber kalkıp gittiler. Orkestradaki bir adam, Tony'ye şunları söylemişti: Deha, insanların kalplerini değiştirmek için yeterli değildirdir, cesaret de gerekir. İŞTE TAM BUNU İZLEDİK. İNANILMAZDI...
Resmen kaderin yavaş yavaş ağlarını örüşü diyebiliriz. Mükemmel bir dostluğun gerçek bir uyumsuzlukla başlaması bu izlediğimiz aslında. Hiç uyumlu olmayan bir ikilinin hikayesini izliyorsunuz. Dünyanın en garip ikilisi. Para sıkıntısı çeken, haldır huldur, şiddete başvurmaktan çekinmeyen bir İtalyan ve sakin, sanatçı ruhlu ve parası bol bir siyahi. İnanılmaz bir ikili olduğunu kabul edelim. Biri parasız da eğlenmeyi ve hayatın tadını çıkarmayı bilirken diğeri sanki sadece işini yapıp sonrasında her gece viskisini içmek zorunda kalacağı içsel sıkıntılara sahip. Biri sokak çocuğu gibi davranıp, kendine has aksanıyla konuşurken diğeri sosyetetenin kabul ettiği, tanıdığı ve sevdiği biri gibi. Biri gerçekten aşırı sağlıksız beslenen, ne bulduysa yiyen bir adam diğeri ise hayatında hiç kızarmış tavuk yemeyecek kadar sınırları olan bir adam. Bir tarafta ailesi ve sevdikleri olan, sevilen bir adam ve diğer tarafta sadece seyircisiyle piyanosu olan yalnız bir adam. Bu iki adamın bu hale gelebileceğine kim inanırdı...
"Ben sokaklarda yaşıyorum. Sen tahtta oturuyorsun. O yüzden benim dünyam seninkinden çok daha siyah."
Mükemmel bir film. İnanılmaz bir ikili.
✔️10/10
'21.01.26