Frankenstein (2025) Evet, bu filmi de izleme motivasyonlarımdan biri Oscar adayı olması ama ana motivasyon Guilermo Del Toro filmi olmasıydı. Oscar Isaac ve Chirstoph Waltz da beni izlemeye iten oyunculardandı. Tür olarak sevdiğim bir tür olmasa da(dönem filmi, fantastik) bazen…devamıFrankenstein (2025)
Evet, bu filmi de izleme motivasyonlarımdan biri Oscar adayı olması ama ana motivasyon Guilermo Del Toro filmi olmasıydı. Oscar Isaac ve Chirstoph Waltz da beni izlemeye iten oyunculardandı. Tür olarak sevdiğim bir tür olmasa da(dönem filmi, fantastik) bazen istisnalar(Del Toro) tanınabilir tabii ki.
Frankenstein'ın hikayesini biliyorsunuzdur. Maruz kalmadıysanız da en basit haliyle ölümsüzlüğü bulmak isteyen bir dahinin yoktan insan yaratması ve başına gelen olaylar diyebiliriz. Öncelikle belirtmeliyim ki önceden bilinen hikayelerin uyarlanmış filmlerini izlerken orijinal hikayeye ne kadar sadık kalındığıyla ilgilenmeyen bir insanım. Yani filmi bağımsız bir hikaye olarak izledim ve değerlendirmemi de ona göre yapacağım.
Filmin hikaye anlatıcılığını çok beğendim. Filmdeki herkes iyi-kötü belli bir motivasyonla hareket ediyor. Bu sayede filmle empati kurmak ve filmin evrenine dalmak çok kolay oluyor. Bağlam dışı olacak lakin daha yeni izlediğimden One Battle After Another filmi ile karşılaştırınca bu filmin hikaye akışını çok daha fazla sevdim. Öte yandan edebi bir altyapısı olmasından sebep filmin içinde çok güzel replikler de vardı.
"Bir fikir, bir his iyice zihnimde netleşti. Avcı kurttan nefret etmiyordu. Kurt koyundan nefret etmiyordu. Ama aralarında şiddet yaşanması kaçınılmazdı. Belki dünyanın kanunu budur diye düşündüm. Sırf kendin olduğun için dünya seni avlayıp öldürüyordu."
Şu yukardaki replik tüm filmin anlatıyor aslında. Dünyaya ölümsüzlük lanetiyle yaratılmış olan birinin yaratıcısına olan öfkesini izliyoruz. Dünyanın acı verici bir yer olduğunu ve bu acının herkes için farklı şekilde ortaya çıkabildiğini görüyoruz. Yaratıcıyla yaratılan arasındaki özür dileme ve affetme sahnesi de müthişti.
Filmde her olay aslında tam da zamanında yaşanıyordu. Daha doğrusu yaşanması gerektiği zaman yaşanıyordu. Mesela Victor'un Frankenstein'a başlangıçta duyduğu öfke ve hayal kırıklığı da gerçekti, tam sonunda öğrenmeye başladığını duymazdan gelmesi de gerçekti ve kuleyi yaktıktan sonra pişman olup geri dönmesi de gerçekti. Her şeyin sonunda özür dilemesi de tamamen yerindeydi. Madem özür dilenecek bir şey yaptı, en başında yaptığı kötülükler nasıl doğru oluyor o zaman? Oluyor işte. Kafayı bu kadar ölümsüzlüğe takmasının sebebi de var çünkü, annesi ve babası...
Çok uzatmayayım, bir şaheser izledim. Bunun ne kadar Guilermo Del Toro'ya(yani filme) ne kadarı hikayenin kendisine yazılır bilemiyorum. Müthiş bir uyarlama mı bilemiyorum. Tarihsel açıdan mantık hataları var mıdır bilemiyorum. Filmi saf olarak değerlendirdiğimde ben çok beğendim ilk uyarlamasını izlemek için de içimde bir şevk oluştu. Hatta kitabını da okumak isteyebilirim. Sinematografi güzel denilebilir ama bence ödül aldırmaz. En iyi yardımcı oyuncu ve uyarlama senaryoyu alır diyorum. Gerçi daha Hamnet'i izlemedim. Bakıcaz artık. Film güzel, izlenir. Biraz şiddet ve kanlı sahneler var. Cinsellik yok denebilir. Sevdicekle de izlenir, arkadaşlarla da izlenir, aileyle de bence izlenir. Tekrar tekrar da izlenebilir. Güzel film. 8 buçuktan 8/10 veriyorum.