2026 (30. Film) "Naim Süleymanoğlu, 18 Kasım 2017'de aramızdan ayrıldı. Tek isteği halkına evrensel insan haklarını yaşatmaktı. Çocuk yaşta halkı için kaldırılmayacak yüklerin altına girdi ve kaldırdı. Bedelini, bilerek ve isteyerek hayatıyla ödedi. Aramızdan ayrıldığında henüz 50 yaşındaydı." Yılın 40.…devamı2026 (30. Film)
"Naim Süleymanoğlu,
18 Kasım 2017'de aramızdan ayrıldı.
Tek isteği halkına evrensel insan haklarını yaşatmaktı. Çocuk yaşta halkı için kaldırılmayacak yüklerin altına girdi ve kaldırdı. Bedelini, bilerek ve isteyerek hayatıyla ödedi. Aramızdan ayrıldığında henüz 50 yaşındaydı."
Yılın 40. gününde izlediğim 30. filmle sizlerleyim. Kendi kilosunun 3 katının 10 kilo fazlasını kaldıran büyük bir efsanenin hayatının biyografisi. Her ne kadar efsanenin nâmını çok kez duysam da hayat hikayesini hiç araştırmamıştım. Bu film o açıdan beni oldukça şaşırttı.
Filme gelirsem Naim ve ailesi Bulgar Türküdür. Ve Naim daha küçük yaşta haltere başlayıp milli takıma kadar yükselir. Bunlar olurken Bulgar hükumetinde de Komünist Partinin ayak sesleri duyulmaya başlar. Türklerin isimlerini değiştirip onlara zulüm etmeye başlarlar. Naim ise buradaki zulme sessiz kalmamakta kararlı, sesini tüm Dünya'ya duyurmak için yeni hedefler koymaktadır.
Uzun zamandır bir Türk filmi izlemiyordum. Keşke hep böyle kaliteli işler yapsak. Filmin oyuncu kadrosu, müzik seçimleri, burun kemiğini sızlatacak derecede ki duygusallığı özetle hemen hemen her şeyiyle çok kaliteli bir film. Burada özellikle bir oyuncuya parantez açmak istiyorum. O da Selen Öztürk. Çok zengin olmayan bir ailede oğlu daha on yaşındayken onla ayrı düşen, kimlikleri tehlikede olan ve yabancı gözüyle bakılan bir ülkede ki ana profili ne kadar iyi oynanabilirse o kadar iyi oynamış. Ülkemizde Ayşe Barım olayında da gördüğümüz gibi hep aynı insanların ekranlarda olmasından kaynaklı yeterince "zayıf oyunculuk" seyrediyoruz. Bu noktada Selen Öztürk filmdeki her sahnesiyle bence büyük bir alkışı hak ediyor.
Milli kimlik bilincini ve bir olmayı hatırlatan çok kıymetli bir yapım mutlaka izleyin.
Sana minnettarız "Cep Herkülü" Seni asla unutmayacağız.
7.7/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Başrol oyuncusu Hayat Van Eck, Naim Süleymanoğlu’na benzemek için tam 20 kilo kas kazandı ve aylar boyunca Naim'in kardeşi Muharrem Süleymanoğlu ile antrenman yaptı.
2- Hayat Van Eck filmdeki halter sahnelerinin çoğunda gerçekten ağırlık kaldırdı. Naim’in tekniğini (o meşhur göğüs şişirme hareketini) birebir kopyalamak için binlerce kez tekrar yaptı.
3- Filmin en büyük danışmanı Naim’in kardeşi Muharrem Süleymanoğlu’ydu. Muharrem Bey, sette her sahnede yer alarak abisinin yürüyüşünden konuşma tarzına kadar her detayı oyuncuya aktardı.
4- Filmdeki Bulgaristan sahnelerinin bir kısmı, Naim’in gerçekten büyüdüğü ve antrenman yaptığı Mestanlı kasabasında çekildi.
5- Filmde Yetkin Dikinciler’in canlandırdığı baba Peter ile Turgut Özal arasındaki o gizli operasyon süreci, devlet arşivlerinden alınan bilgilerle gerçeğe en yakın haliyle kurgulandı.
6- Naim'i canlandıran Hayat Van Eck, gerçek hayatta Hollandalı bir baba ve Türk bir annenin oğludur; tıpkı Naim gibi o da iki farklı kültürün arasında büyümenin ne demek olduğunu biliyor.
7- Naim Süleymanoğlu, bir Türk sporcu olarak TIME dergisine kapak olan ilk ve tek isimdir. Filmdeki o kapak çekimi sahnesi gerçeğin birebir kopyasıdır.
8- Hayat Van Eck, film çekimleri başlamadan önce tam 7 ay boyunca her gün 4-6 saat halter antrenmanı yaptı.
9- Naim 1.47 boyundaydı. Hayat Van Eck ise daha uzun olduğu için, sahnelerde Naim'in o "Cep Herkülü" görüntüsünü yakalamak adına özel kamera açıları ve platformlar kullanıldı.
10- Naim’in 1986 Melbourne’den kaçışı sırasında kullanılan sarı otomobil, o dönem gerçekten o operasyonda kullanılan aracın aynısıdır.
11- Selen Öztürk’ün yaşlandırma makyajı her gün çekimden önce yaklaşık 4 saat sürüyordu.
12- Naim kariyeri boyunca tam 46 dünya rekoru kırdı; filmde bu rekorların en kilit noktalarına odaklanıldı.
13- Kendi kilosunun 3 katından fazlasını kaldıran dünyadaki tek insan olması detayı, filmde kullanılan ağırlıkların gerçeği yansıtması için özel tekniklerle çekildi.
14- Filmde anlatılan isim değiştirme zorunluluğu sırasında binlerce Türkün yaşadığı acılar, dönemin tanıklarıyla konuşularak senaryolaştırıldı.
15- Naim Süleymanoğlu vefat etmeden önce bir film yapılmasını hep istemişti; bu yapım ailesi için bir "vasiyetin yerine getirilmesi" anlamını taşıyor.
16- Film vizyona girdiğinde, Türkiye'deki birçok sinema salonunda film bittiğinde izleyicilerin ayağa kalkıp alkışladığı (bazı yerlerde İstiklal Marşı okunduğu) magazin haberlerine yansımıştı.
17- Baba Peter Süleymanoğlu rolündeki Yetkin Dikinciler, o dönemki göçmen şivesini yakalamak için haftalarca şive koçlarıyla çalıştı.
18- Film sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da yaşayan Türkler arasında da son yılların en çok izlenen biyografi filmi oldu.
19- Filmin ilk galasında Süleymanoğlu ailesi, Hayat Van Eck’i karşılarında gördüklerinde gözyaşlarını tutamadı ve "Naim’i yeniden gördük" diyerek oyuncuya teşekkür ettiler.
20- Süleymanoğlu'nun vefatından sonra Japonya'dan gelen Sekai Mori isimli Japon bir kız, Süleymanoğlu'nun kızı olduğunu iddia ederek genetik davası açtı. Mahkeme kararıyla 4 Temmuz 2018'de Süleymanoğlu'nun mezarı açıldı ve DNA testi yapılabilmesi için örnek alındı. Yapılan DNA testi sonucu, Sekai Mori'nin Süleymanoğlu'nun kızı olduğu sonucuna varıldı. Sekai Mori'nin, Süleymanoğlu'nun halter müsabakaları için gittiği Japonya'da ilişkiye girdiği Japon bir kadından olduğu ortaya çıktı.