Beklenmedik anda oluyormuş güzel şeyler… Uzun süredir bana olan hislerini reddettiğim arkadaşımla dün epey zaman geçirdik. Resmen date’e çıkmış gibiydik. Bunları buraya yazıyorum ama umarım nazar değmez hahah 🧿 Aslında ikimiz de çok yoğunuz; çalışıyoruz, başka işlerimiz oluyor. Bir araya…devamıBeklenmedik anda oluyormuş güzel şeyler… Uzun süredir bana olan hislerini reddettiğim arkadaşımla dün epey zaman geçirdik. Resmen date’e çıkmış gibiydik. Bunları buraya yazıyorum ama umarım nazar değmez hahah 🧿
Aslında ikimiz de çok yoğunuz; çalışıyoruz, başka işlerimiz oluyor. Bir araya gelmemiz zor oluyordu. Dün buluşalım dediğinde, düşünmeden “Çok yoğunsun, evinde dinlen ya da masaja git istersen, onca yolu (1-2 saatlik yol aslında) geleceksin, emin misin?” diye saçma sapan bahaneler sıraladım. O da “Ya deli misin? Seni asla ayağıma çağırmam. Ben geleceğim tabi ayağına. Hem seni görmeyi çok istiyorum, seni özledim,” dedi. “Tamam, gel” dedim. İyi ki de buluşmuşuz.
Kendimi üniversite yıllarına dönmüş gibi hissettim. Birbirimizin dersine birlikte girdiğimiz, dersi dinlerken sürekli bir şeyler konuştuğumuz zamanlar geldi aklıma. O kadar konuyu nereden buluyorduk bilmiyorum. Çok eğlendirdik, gülerdik. Birlikte mekanlara giderdik, birkaç arkadaşım daha olurdu yanımızda. Ona rağmen o kadar yakındık ki sevgili sananlar olur. Merakla sorarlardı...Dün de uzun uzun konuştuk. Sürekli ben anlattım, o dinledi… Bir an olsun gülmeden ya da gülümsemeden durduğumuzu hatırlamıyorum. O kadar rahat ve sıcak hissettirdi ki.
Bir ara içimden “Acaba bu tavrı bir gün değişir mi? Sadece tavlayana kadar mı böyle?” diye geçirdim. Ama bana karşı hep böyleydi. Hep aramızdaki bağ için bir şeyler yapardı. Ya da ben. Çok nadiren çabaladım ama kaybetmek istemedim benden hoşlandığını çok kez demesine rağmen. Onu çok iyi tanıyorum; yalan söylese bile belli olur. Bir an ihmal ettiğimi düşündüm. Sanki bunca zaman onu da, kendimi de güzel şeylerden mahrum bırakmışım gibi hissettim. Ama yüzündeki o kocaman gülümsemeye bakınca, gözlerinin o ışıltısı...onun benim gibi düşünmediğini anladım.
Yol kenarında dükkanlarda “Aa bak ne kadar güzelmiş” dediğim birkaç şeyi almaya kalktı, vazgeçirdim haha. Oldukça komik ve eğlenceliydi. Az rezil olmuş olabiliriz haha İşime yarayacak şeyler değildi ama yine de birkaç şey aldı. Özel tasarım bir kolye almış. Vedalaşırken “Az kalsın unutuyordum sana vermeyi” diyerek verdi. Bende ona aldıklarımı verdim.
İlk defa gerçekten böyle güzel seven bir erkek gördüm. Öyle güzel, beklentisiz ve çıkarsız ilgilendi ki benimle… Saçma sapan şeylerden konuşurken bile oldukça ilgili ve sevecendi. Beni hep konuşturdu, dinledi, güldürdü. Uzun uzun itirazlar etmedi. Tartışmak istemediğimde, kızdım da nasıl olduğunu anlamadan vazgeçmiş yumuşamış buldum kendimi. Anlayacağınız tüm ezberimi bozdu. Yanında çok mutluydum. Daha önce bu kadar huzurlu ve kaygısız hissetmemiştim.
Diğerleri gibi sözde “Değerlisin, kıyamam” diyenlerden değildi. Bu başkaydı. Gerçekten onun için değerli olduğumu hissettiriyordu; o kıyamamak hali sahiciydi.
Ama yine de bir an kendimi ona yeterli değilmişim gibi hissettim. “Böyle bir erkek beni niye sevsin ki?” dedim içimden. Oysa sevmek için gereken asıl şartlar fiziksel görünüş, para ya da eğitim değil ki. Güzel bir insan herkesin dileyip de kazanamayacağı biri. Unutmadan söyleyeyim sözünü tuttu. "Seni öyle bir seveceğim ki gül yüzün hep gülecek" dedi. Dediğini de yaptı. "Seni hep bekleyeceğim, ne kadar reddetsen de yine en çok seni seveceğim, biliyorsun" dedi. Muhtemelen hep sevecek. Buna inanıyorum. Bende ona "Bakalım. Yaşayıp göreceğiz" dedim.