Spoiler içeriyor
Merhabalar, bu kitabı bitirdim ve tamamen kendi duygularıma göre yorumlamaya karar verdim. İlk öncelikle güzeldi evet. Anna'nın yaşadığı bütün her şeyi iç bunalımlarını, aşkını, sevgisini en detayına kadar anlatmış bize. Levin'in kendiyle çatışmalarını, kendini bir türlü tamamen huzurlu hissedememesini bize…devamıMerhabalar, bu kitabı bitirdim ve tamamen kendi duygularıma göre yorumlamaya karar verdim. İlk öncelikle güzeldi evet. Anna'nın yaşadığı bütün her şeyi iç bunalımlarını, aşkını, sevgisini en detayına kadar anlatmış bize. Levin'in kendiyle çatışmalarını, kendini bir türlü tamamen huzurlu hissedememesini bize tam olarak aktarmış.
-------------------------------------------------------
Bana kızmayın ama Anna takıntılı biri. Vronski ile olan yasak aşkları ilk önce tutkulu bir gerçek aşk izlenimi verse de sonlara doğru Anna'nın takıntılı psikopat hallerini görebiliyoruz.
Tabii ki Vronski de sütten çıkmış ak kaşık değil Anna'nın bu kadar takıntılı olmasına sebep olan kendisi günümüz kelimeleriyle anlatmam gerekirse lovebombing ardından gelen ghosting benzeri hareketler var.
Kimileriniz benimle aynı fikirde olmayacak olsa da kitaptaki en düzgün karakter Aleksey Karenin bence ne bir aldatması var adamın ne başka bir şey, ki Anna ile boşanmaya bile razı olmuştu ama Anna naptı? Boşanmak yerine Vronski ile kaçmayı seçti. Bence onlar birbirlerini sevmenin yanı sıra aşklarının topluma başkaldırı olmasını da seviyorlardı. (Sergey İvanoviç de takdir ettiğim bir karakter, hatta ismini unuttuğum hasta bakıcı olan sesi güzel tatlı olan kadınla evlenmelerini çok istemiştim.)
Levin'i de seviyordum, Anna'yı çekici bulana kadar. Levin üzümlü buhranlı kekim Anna'yı çekici bulmak ne demek???? Sen bunu nasıl yaparsın??? Bunu tamamen reddediyorum. O sayfaları kitabımdan koparıp atmak istedim ama medeni bir insan olduğumdan tabii ki yapmadım. Kiti ve Levin gibi bunun sarhoşlukla oluşan akıl karışıklığına inandırmaya çalıştım kendimi.
Kiti bu kitabın en masum kalan karakterlerinden biri, ama sırf Vronski için az da olsa bir şeyler hissetmesine rağmen Levin'i reddetmesi beni üzmüştü. Neyse ki sonradan toparladı.
Ah Darya Aleksandrovna benim bitanem nam-ı diğer Dolly, ne çok şey çektin Stiva'dan. Stiva'yı herkes sevse de ne iyi bir eş ne de iyi bir babaydı. Boşanmaları Dolly için harika olurdu.
Son olarak Seryoja (Seryozha) Anna'nın oğlu. Kuzum en çok sana üzüldüm kitap boyunca. Annen seni başkası için terk ediyor. Baban ise kesinlikle seni anlamıyor. Kötü bir baba değil ama babalık yapmayı bilmiyor kesinlikle. Sen daha iyi bir ailede büyümeyi o kadar hak ediyorsun ki...
-------------------------------------------------------
Kitabın sonunda çoğu kişinin bildiği üzere Anna ölüyor. Açıkçası daha gösterişli bir ölüm beklerdim. Çok sıradan kalmış. Ama Tolstoy okuduğum kadarıyla bunun için "Anna yapması gerekeni yaptı ölmesi gerektiği şekilde öldü." şeklinde bir şeyler söylemiş zamanında. Anna öldükten sonra Vronski'nin acı çekmesini pişman olmasını istiyordu, buna dair de Vronski'nin iç dünyasını yansıtan bir şeyler okumayı beklerdim.
Yine kitabın sonunda Levin kendisiyle ilgili çatışmasını çözüme kavuşturuyor ve buna sevindim.
-------------------------------------------------------
Kitaba puanım 7.5/10. 8 de olabilir, bazı uzun betimlemeler canımı çok fazla sıksa da güzeldi. Kitabı okurken sanki olayların içindeymişim gibi kendimi onların ailesinin bir parçası gibi hissettim. O yüzden bazen bir karaktere gerektiğinden fazla kızdım gerektiğinden fazla üzüldüm belki de gerektiğinden fazla mutlu oldum. Kitabın bitmesine tekrardan duygulandım şimdi..