Bu filmi izlerken sanki biri bana battaniye örtmüş gibi hissettim. Renkleri, müziği, o absürt ama zarif dünyası… Hepsi çok tatlı ama asıl kalbime dokunan şey Zero oldu. Zero Moustafa o kadar temiz, o kadar vefalı bir karakter ki… Sessiz ama…devamıBu filmi izlerken sanki biri bana battaniye örtmüş gibi hissettim. Renkleri, müziği, o absürt ama zarif dünyası… Hepsi çok tatlı ama asıl kalbime dokunan şey Zero oldu.
Zero Moustafa o kadar temiz, o kadar vefalı bir karakter ki… Sessiz ama güçlü. Geçmişindeki acıya rağmen yumuşak kalabilmiş biri. Monsieur Gustave’e olan bağlılığı, saygısı… insanın içini ısıtıyor. Onun gözünden anlatılması da filmi daha samimi yapıyor bence. Çünkü o hikâye aslında biraz sevdiğini kaybetmiş bir adamın anısı.
Monsieur Gustave H. dünyanın kabalaştığı bir yerde inatla kibar kalan bir adam. Abartılı, teatral, yer yer komik ama bir o kadar da ince ruhlu. Onun kuralları, şiire olan düşkünlüğü, kadınlara gösterdiği özen… Hepsi eski bir dünyanın zarafetini temsil ediyor sanki.
Ama beni en çok etkileyen şey şu oldu: Gustave güçlü olduğu için değil, değerlerine tutunduğu için ayakta. Dünya değişse de o değişmiyor. Ve Zero’yla kurduğu bağ… bir ustayla çıraktan çok, kalpten kalbe bir dostluk gibi.
Film çok stilize, evet. Ama kalbi gerçek. Dostluk, sadakat ve “iyi kalmaya çalışma” hâli var içinde. Bittiğinde içimde hem hafif bir hüzün hem de tatlı bir sıcaklık kaldı.
Bazı filmler izlenir geçer. Bu film ise sanki dokusu ,kokusu olan bir hatıra gibi kalıyor.
ozercBenim de izleme listemde olan ve izlemeyi bir türlü başaramadığım bir film bu yorumdan sonra izleme isteğim daha da arttı…devamıBenim de izleme listemde olan ve izlemeyi bir türlü başaramadığım bir film bu yorumdan sonra izleme isteğim daha da arttı güzel yorumunuz için teşekkür ederim.