Ben hayatı, evrenin bana gönderdiği işaretlere dayanarak yaşayan bir insanım o yüzden algılarım biraz farklı çalışıyor. Mesela bu kitabı okumadan önce izlediğim tarih hocası Gazali'den bahsederken özellikle "Kimya'yı Saadet" kitabını önerdi ben de o hafta kütüphaneye uğramıştım ve bu kitabı…devamıBen hayatı, evrenin bana gönderdiği işaretlere dayanarak yaşayan bir insanım o yüzden algılarım biraz farklı çalışıyor. Mesela bu kitabı okumadan önce izlediğim tarih hocası Gazali'den bahsederken özellikle "Kimya'yı Saadet" kitabını önerdi ben de o hafta kütüphaneye uğramıştım ve bu kitabı gördüm. Yani demem o ki okumam gerekiyordu ve bu bir işaretti jnvnjgnj
Tabi kitabın kalınlığı gözümü çok korkuttu ama okurum herhalde ya, kısa sürede okuyamam belki ama max bir ayda bitiririm demiştim. Üç ay oldu ve ben daha yeni bitirebildim...
Sanırım ortaokul yıllarındayken kitap okuma saatinde 'okumadığım için' sürekli aynı kitabı götürüp "Beyza bir yıldır aynı kitabı okuyorsun. Gerçekten bu kadar yavaş mı okuyorsun?" deyip beni sınıfın ortasında rencide eden hocadan sonra bir daha hiçbir kitabı bu kadar uzun okumamıştım. Travmalar travmalar...
Sevdiğim bir hoca olmasaydı ona uzun uzun söverdim ama neyse ki konumuz o değil.
Normalde de zaten yavaş okuyan bir insanım neyime güvenip bir ayda okurum dedim hiç bilmiyorum. Ayrıca sınava da çalıştığım bir dönemde olduğum için zamanımı genelde kitap okumak yerine ders videosu izlemeye ayırıyordum o yüzden elimde uzun bir süre süründü ne yazık ki..
Daha önce de Dil Belası kitabını okumak istediğimi söylemiştim ya sonrasında da kitabın bir bölümünde dilin afetlerinden bahsedildiğini fark ettim. Zaten Gazali bu kitapta bazı konuları detaylıca bazılarını da yüzeysel anlatıp başka bir kitabına yönlendirmiş. O yüzden daha çok genel bilgiler vermiş desem yeridir. Dil Belası konusunda da bunu uygulayabilmeyi o kadar çok istiyorum ki yani biraz susayım, kimseye bir şey anlatmayayım ya da onu geçtim bari gereksiz konuları anlatmayayım diyorum ama sonuç: Raf hesabımda bile hayatım hakkında saçma sapan bir sürü şey anlatmışım.. Ben iflah olmam ben asla susamam onu fark ettim.
Bu arada ben not alarak okumadım yani merak ettiğim bazı kısımları araştırdım ama özellikle verilen bilgiler doğru mu yanlış mı gerçekten bu söz söylenmiş mi gibi bir araştırmada bulunmadım ki zaten öyle yapsaydım bir yılda bile bitirmem mümkün değildi.
...
Gelelim Gazali'ye..
Gazali, Büyük Selçuklu döneminde yaşamış ve Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'nin de baş müderrisliğini yapan bir islam alimi.
Bir rivayete göre bir gün eşkiyalar Gazali'nin eşyalarına el koymuş ve Gazali'de "Benim her şeyimi alabilirsiniz ama kitaplarıma dokunmayın. " demiş. Eşkiya da "Sen hoca değil misin, ne yazdığını bilmiyor musun?" gibi bir ifadede bulunmuş ve eşkiyanın bu söylediğini ciddiye alan Gazali de yazdığı tüm kitapları ezberlemiş. Yani kitaplarının kalınlığını ve çokluğunu düşününce gerçekten etkileyici.
Ben ezber konusunda çok kötü olduğumu sınıfta sunum yapacağım zaman kağıttaki iki cümleyi bile ezberleyemediğimde fark etmiştim. Artık hangi zekasal yönden geliştiremedim şu beynimi bilmiyorum ama birinin söylediği cümleyi bile aynen aktaramıyorum durum o kadar vahim. O yüzden Gazali gerçekten ezberlemişse bravo derim. Keşke taktik verdiği bir kitap da yazsaymış.
Neysee.
Kitabı okurken bazen çok derin düşüncelere de daldığım oldu yani özellikle 'Ahiret'i Tanımak' kısmında çok tuhaf hissettim yani ilk defa duyduğum şeyler değildi hatta genel olarak bildiğim şeylerdi ama hani olur ya bir şey okuduğun ya da izlediğin zaman tesiri daha fazla olur bana da ondan oldu herhalde. Mesela kabir azabını düşünmeye başladım ve yaşarsam düşüncesi bile tüylerimi ürpertti. Bazen gün içerisinde bu konuyu düşünüyorum ve o an sanki bulunduğum yerden soyutlanmış hissediyorum ve her şey hayal gibi geliyor. Anlatamadım belki ama kafamın içinde çok tuhaf şeyler yaşanıyordu umarım o azabı çekenlerden olmayız.
...
Bence dinimiz yaşanması çok kolay görünen ama yaşaması da bir o kadar zor olan bir din. Yani kötü anlamda söylemiyorum her şeyin zorluğu var ama çok karmaşık. Herkes bir konu hakkında bir şey söylüyor artık kime güvenileceğini bile bilmiyoruz. Hani derler ya bir topluluğa din ile istediğin her şeyi yaptırabilirsin diye bizde de o var ne yazık ki.. Herkes dini kullanıp bir kitle ediniyor ve insanlar da o kişiye çok güveniyor ne derse ona uyuyor uymayanları da dışlıyor falan. Yani benim sevmediğim olaylar bu ve aşırılığı sevmiyorum. Belki de benim düşüncem yanlıştır bilemiyorum ama hoşgörülü olmak iyidir ya her açıdan.
Bir de kitapta sevmediğim bir kısım oldu ama bunu dönemin şartları öyleydi deyip geçiştirmek istemiyorum.
Kitap sanki hep erkeklere yönelik yazılmış gibi hissettim mesela bir konu hakkında örnek verilecekse sadece erkeklerin ne yapması gerektiğinden bahsediyordu kadınları hiç hesaba katmıyordu zaten bir yerde erkekler dinini yaşarken kadınlar dini yaşamalarında erkeklere yardımcı rolünü üstleniyor diye bir ifade vardı. O kısımlarda Allah'ım ben ne okuyorum demeye başlamıştım. Kadınlara yönelik bazı çirkin ifadeler de vardı yani sadece doğum yapan ve başka da bir görevi olmayan kişiler olarak lanse edilmişti hatta kitapta Peygamber efendimizin bir sözünü aktarmıştı ama o söz ona ait değildi. Bilmiyorum bu kısımlar kafamı çok karıştırdı zaten bundan sonra okuma isteğim ekstra azaldı.
Bazı konularda bilgi seviyem artmış olabilir ya da düşünce biçimim biraz değişti diyebilirim bunlar kitabı sevdirse de az önce bahsettiğim konu bir o kadar soğuttu.
Okumaya başlamadan önce çok hevesliydim ama tekrar Gazali okur muyum bilmiyorum.