Spoiler içeriyor
Kardeşini Doğurmak kitabını okuduktan sonra gerçekten uzun süre etkisinden çıkamadım. Çünkü bu kitap bir roman değil; gazeteci Büşra Sanay’ın yaptığı araştırmalara, mağdur tanıklıklarına ve uzman görüşlerine dayanan gerçek bir çalışma. Okurken insanın içinin sıkılmasının sebebi de bu zaten: anlatılanların kurgu…devamıKardeşini Doğurmak kitabını okuduktan sonra gerçekten uzun süre etkisinden çıkamadım. Çünkü bu kitap bir roman değil; gazeteci Büşra Sanay’ın yaptığı araştırmalara, mağdur tanıklıklarına ve uzman görüşlerine dayanan gerçek bir çalışma. Okurken insanın içinin sıkılmasının sebebi de bu zaten: anlatılanların kurgu olmadığını bilmek. Bazı sayfalarda gerçekten durup düşünmek zorunda kaldım. Normalde bir kitabı birkaç günde bitirebilirim ama bu kitabı okumak benim için kolay olmadı; bazı yerlerde ara vermem gerekti. Çünkü okurken ister istemez “Bunları yaşayan insanlar şimdi neredeler? Bu kadar ağır şeylerden sonra hayatlarına nasıl devam ettiler?” diye düşünüyorsun. İnsan en yakınına bile güvenemeyecekse kime güvenecek sorusu da kitabı okurken sürekli aklıma geldi.
Kitap yapısı açısından da farklı bir çalışma. Yazar önce kendi neden bu konuyu araştırmaya başladığını anlatıyor, sonra mağdurların hikâyelerine ve tanıklıklarına yer veriyor. Bunun yanında psikologlarla, öğretmenlerle, avukatlarla ve farklı uzmanlarla yapılan görüşmeler de kitapta önemli bir yer tutuyor. Yani sadece bireysel hikâyeler değil, olayın psikolojik ve toplumsal yönü de anlatılıyor. Kitabın bazı bölümlerinde anket sonuçları ve araştırma verileri de yer alıyor. Bu yüzden kitap yalnızca duygusal bir anlatı değil, aynı zamanda araştırmaya dayanan bir çalışma gibi ilerliyor. Bu da kitabın etkisini daha güçlü hâle getiriyor çünkü okur sadece bir hikâye okumuyor, aynı zamanda toplumun bir gerçeğiyle yüzleşiyor.
Benim için kitabın en çarpıcı taraflarından biri şu oldu: Biz çocuklara hep yabancılardan uzak durmaları gerektiğini söyleriz. Tanımadıkları insanlardan bir şey almamalarını, dikkatli olmalarını öğretiriz. Ama bu kitapta anlatılan birçok olayda zarar veren kişi yabancı biri değil; aile içinden biri oluyor. Bu gerçek insanı daha da sarsıyor. Çünkü çocuk için en güvenli olması gereken yer olan aile ortamı bazen tam tersine dönüşebiliyor. Kitabı okurken en çok düşündüren şeylerden biri de buydu. Bu durum sadece bireysel bir suç değil, aynı zamanda toplumun konuşmaktan kaçtığı bir problem gibi görünüyor.
Kitap aynı zamanda insanların neden bu konuları konuşmakta zorlandığını da anlatıyor. Utanç, korku, baskı ve aileyi koruma düşüncesi gibi sebepler yüzünden birçok olay uzun süre gizli kalabiliyor. Bazen mağdurlar yıllarca susmak zorunda kalıyor, bazen de çevredeki insanlar bir şeylerin yanlış olduğunu fark etse bile müdahale etmiyor. Yazar bu noktada toplumun sessizliğini de eleştiriyor. Çünkü konuşulmayan ve üstü örtülen sorunlar ortadan kaybolmuyor, sadece görünmez hâle geliyor.
Eleştirel açıdan baktığımda kitabın en güçlü tarafı gerçek tanıklıklara dayanması ve konuyu farklı yönleriyle ele alması. Yazar yalnızca olayları anlatmakla kalmıyor; psikolojik, hukuki ve toplumsal boyutlarını da inceliyor.
Bu yüzden kitap okuru rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren bir etki bırakıyor. Bence bu kitabın amacı da tam olarak bu: insanları rahatsız ederek farkındalık yaratmak. Çünkü bazı gerçekleri görmezden gelmek kolay ama onları konuşmak ve anlamaya çalışmak çok daha zor. Genel olarak benim için Kardeşini Doğurmak, sadece okunup geçilecek bir kitap olmadı. Okuduktan sonra insanın aklında uzun süre kalan, birçok soruyu düşündüren bir kitap oldu. Bu yüzden Büşra Sanay’ın böyle bir araştırma yapıp bu kitabı yazmasını önemli buluyorum. Çünkü bazı konular konuşulmadıkça yok olmuyor; tam tersine sessizlik içinde büyüyebiliyor. Bu kitap da tam olarak bu sessizliğin kırılması gerektiğini hatırlatan, ağır ama gerekli bir çalışma gibi geliyor bana.