Spoiler içeriyor
sırf süslü cümleleri, bitmek bilmeyen bahaneleri var diye bir katile ve yandaşlarına sempati duyup sevebilenleri anlayamıyorum. ilk sezonun ilk 10-15 bölümü kendini izletebilen bölümlerdi. sonrası ve özellikle de ikinci sezonu zorlama olmuş. barış yesari, travmalarını bahane ederek zevk için insan…devamısırf süslü cümleleri, bitmek bilmeyen bahaneleri var diye bir katile ve yandaşlarına sempati duyup sevebilenleri anlayamıyorum.
ilk sezonun ilk 10-15 bölümü kendini izletebilen bölümlerdi. sonrası ve özellikle de ikinci sezonu zorlama olmuş.
barış yesari, travmalarını bahane ederek zevk için insan öldüren ve suçu da her zaman başkalarına atan seri katilin tekiydi. yaptıklarından babasını, ikizini, savcıyı hatta bazen büge'yi sorumlu tuttu ama asla kendisi yüzünden bunların yaşandığını kabul etmedi. zayıflıklarını, sahip olduğu statüsünü ve maddi gücünü, yanına çektiği kendisi gibi iğrenç kişileri kullanarak sayısız suça karıştı. sayısını unuttuğum kadar insan öldürdü ve insanların hayatını mahvetti. kendi ailesinin, sevdiklerinin hayatını mahvettiği yetmiyormuş gibi savcı'ya ve savcı'nın hayatındaki insanlara da musallat olup herkesi mahvetti.
dizinin başından beri söylediği "bir çocuğun ruhunu öldürmek de cinayettir." cümlesi dizi boyunca dile geldi durdu ama o kadar havada kaldı ki barış bile o sözün kendisindeki etkisini unutmuş olabilir. nazlı'nın ve can'ın ruhunu defalarca kez öldürdü ama önemli olan küçük barış'ın minnoş ruhu çünkü babası onu hiç sevmemiş, yazık ona. annesi öldürüldüğünde günlerce mal mal ortada gezip "annem öldü benim ya" diye ağladı, kıyamam. sen başka çocukların annelerini, başka annelerin hatta kendi annenin çocuğunu öldürürken düşündün mü bu konu hakkında? nazlı'nın da annesi öldü, sen öldürdün ya barış?
babanın aynısı hatta daha fazlasısın. tıpkı baban gibisin ve çocuğunun, büge'nin hayatının içine ettin. büge de tıpkı tomris gibi öldü. baban elleriyle öldürdü, sense yaptıklarınla öldürdün. kız, sizin hayatınıza yanlışlıkla dahil olduğu andan beri çekmediği kalmadı. baban, ikizin ve sen hep birlikte büge'nin hayatını cehenneme çevirdiniz. onlar tehditle, şantajla hayatını zindana çevirdi. sen de büge gitmeye çalıştığında, senden kurtulmaya çalıştığında manipüle ederek, ölürüm/öldürürüm diye diye kızın gitmesine her şekilde engel oldun. en sonunda da oğlunuza silah tuttun, içi boş olsa da olmasa da yaptın. o kadar iğrenç bir karaktersin ki ikincç sezonda da sırf kendi emellerin için onlarca mahkumu kaçırdın ve kendine ordu, mürit yaptın. intikam vaatleri verip duygularını sömürdün, kullandın ve harcadın. en sonunda tetikçi o adam karşına çıktığında, ilk kurbanın melike'nin abisi hani, neden onun intikamına engel oldunuz? bıraksaydınız da öldürseydi seni, intikamını alsaydı? yok, sadece siz "intikam" alırsınız ve kendi "adalet" anlayışınızı meşrulaştırırsınız öyle değil mi?
çok sinirliyim biliyorum çünkü yine bitirmek için kendimi zorladığım bir dizi oldu. ilk sezonu, yayınlandığı zamanlar azıcık görebilmiştim ve merak uyandırmıştı. sonraları spoiler yedim, neler oluyor öğrendim ama gidişatı merak ettiğim için izleyip bitireyim dedim. bitirmek zorunda değildim, sadece kendime eziyet oldu.
ah büge, salak büge, tomris'in sözlerini dinlemeliydin büge. oğlunu düşündüğünü söyleyip her fırsatta barış'ı kurtarmak yerine kendin barış'tan kurtulmalıydın. toksik bir ilişkiden öylece kurtaramazsın kendini ama sen kurtulmaya yakınken bile tekrar kucağına düştün her seferinde. en sonunda da önüne atladın, kurşunu sen yedin. kim için? ne için? şimdi ne sen kurtuldun ne de oğlun can. bu ailenin içinde sıkışıp kaldın, tomris'i de mi görmedi gözün? illet bir adamla ve manyak çocuklarla ömrü tükendi, öldürüldü kadın. sana da cemre'ye de yazık oldu. dizide bir sürü kadın göz göre göre katledildi ve silinip gitti. zeynep, melike, cemre, büge, nazan ve dahası. dizi kocaman bir mezarlığa döndü, içinde bir sürü kadının yattığı bir mezarlık.
ikinci sezon komple fiyasko. eylül, kızım sen salak mısın? barış'a mı aşıksın? barış'a? başlarım şimdi suçluya aşka da sınır tanımayan aşka da! aşk mı yoksa saplantı, takıntı mı? böyle insanlara karşı nasıl, nefret ve tiksinti dışında, hisler besleyip hayranlık duyabiliyorsunuz? sasha? senden var ya utanıyorum. başından sonuna kadar barış'ın arkasını temizledin ve destek oldun. senden nefret ediyorum, senden tiksiniyorum.
sonda savcı'nın da barış'la beraber hapse girmesi tamamen saçmalıktı. iğrenç bir finaldi. yazdıkça deliriyorum, delirdikçe iğreniyorum bu diziden. barış'ı sevip sempati duyanlara rastladım. "keşke cemre olsaydım da abim olsaydın barış 🥺" yazan birine bile rastladım? üstelik bu sadece böyle yorumlardan biri. barış için fan derecesinde editler falan da görüyorum. siz nasıl bir bilinçsizlikle yaşıyorsunuz ya? hadi oyuncuyu beğenmeniz, oyunculuğunu takdir etmeniz tamam ama iğrenç bir karakteri neredeyse bağrınıza basıp çok sevmeniz sağlıklı mı? sizin hiç mi ülkedeki kadın cinayetlerinden, suç işleyip işleyip serbest kalan suçlulardan haberiniz yok?
"adalet nerede? daha belli değil" evet çünkü barış, zahit, sasha, rafi gibileri oldukça, onlar cezasız kaldıkça ve onların destekçisi oldukça adalet diye de bir şey olmayacak.