Spoiler içeriyor
"Başarısızlıktan başarısızlığa basit birer taslaktan öteye gidemezsin. Hayat asla tekrar sahnelenilemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibarettir." Bu sözü çok sevdimm Burada insanın hayatı boyunca yaptığı şeylerin çoğunun tam anlamıyla kusursuz olmayacağı anlatılıyor. Yani yaptıklarımız çoğu zaman bir taslak gibi eksik,hatalı,…devamı"Başarısızlıktan başarısızlığa basit birer taslaktan öteye gidemezsin.
Hayat asla tekrar sahnelenilemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibarettir."
Bu sözü çok sevdimm Burada insanın hayatı boyunca yaptığı şeylerin çoğunun tam anlamıyla kusursuz olmayacağı anlatılıyor. Yani yaptıklarımız çoğu zaman bir taslak gibi eksik,hatalı, yarım olacak İnsan sürekli deniyor ama çoğu deneme başarısızlıkla bitiyor ve bazen bunları kabullenmekte çok zorlanıyoruz devam etmek de bırakmak da birer seçenek ve her iki seçeneğin de bize mutluluk getirip getirmeyeceğini kestiremiyoruz kısaca hayatta neyi seçersen seç ikisinin sonunda da bir şeyler kaybedip bir şeyler kazanacaksınız ve her zaman seçmediğiniz seçenek aklınızın bir ucunda kalacak .Bazen başka bir hayat yaşamayacağımı düşündüğümde içimde tuhaf bir duygu oluşuyor biraz burukluk, biraz da mutluluk. Hayatın ne kadar mutlu ve keyif verici yanları olsa da bir o kadar da acı ve hüzün ile dolu olduğunu biliyorum ama yine de hep mutlu olmak amacıyla taslağımızı hazırlıyoruz bu nedenle çoğunlukla hayal kırıklıkları yaşıyoruz Amélie’nin insanların hayatına dokunması, beni en çok etkileyen şeylerden biriydi özellikle Madeleine Wallace’ın kocası hakkında yıllarca kötü düşünmesi ve sonra ondan geldiğini sandığı bir mektupla yeniden umutlanması O sahne bana bazen acı bir gerçek yerine pembe bir yalanın insanı daha iyi hissettirebileceğini düşündürdü.Belki de her zaman en doğru olanı yapmak gerekmez bazen o an iyi hissedebilmek için küçük yalanlar da insanı iyileştirebilir.Tabii bu, değiştirilemeyecek gerçekler için geçerli bence.Eğer hayat hâlâ bize bir şeyleri değiştirme gücü ve zamanı veriyorsa, o zaman sahte yalanlarla yaşamamak gerekir.Amélie’nin hayatı bir oyun gibi görmesi, kendi kafasında kurduğu dünyası ve küçük detaylarda mucizeler bulması çok hoşuma gitti.Film bana çocukluğumdan bir anıyı da hatırlattı.Küçükken belirli bir süreliğine gittiğim atölyede Fatih hocam vardı. Bir gün oraya bir kedi gelmişti ve kediye uçak adını vermiştim:DSabahları herkesten önce kalkar, onun mamasını ve suyunu hazırlardım.Bir gün onun için ev yapmak istedim ve oradaki çocuklarla konuşup birlikte çamurdan küçük bir ev yapmıştık.O zaman Fatih hocam bana şöyle demişti “Hayatta ne kadar iyilik biriktirir ve yaparsan, bir gün o kadar karşılığını alırsın.” tabii ben o zamanlar 12–13 yaşlarındaydım ve bu nasihatin anlamını tam kavrayacak yaşta değildim bir sabah uyandığımda yatağımın yanında küçük bir hediye paketi vardı.Üstünde Bu da iyiliğinin karşılığı küçük kız :) yazıyordu. İçinde ahşap gibi odundan yapılmış, üzerinde kaplumbağa figürü olan bir kalem vardı.O gün o kadar mutlu olmuştum ki...Hala birilerine yardım ettiğimde hocamın o sözleri aklıma gelir Amélie’de de bunu gördüm. İnsanların hayatına dokunduktan sonra o yaşlı adamın da onun hayatına dokunması ve yaptığı iyiliklerin karşılığında sonunda aşkını kazanması...Amélie ile çok bağ kurdum Zaten filmi de yakın bir arkadaşım “Amélie vibe veriyorsun” dediği için merak edip izlemiştim çok olmasa da biraz benzerlik yakaladım:d Bence çok tatlı bir filmdimAkışı biraz yavaş olduğu için bazıları sıkılabilir ama benim için her sahnesi küçük bir sanat eseri gibiydiii Masal gibi bir film.Düşündüm de belki de anlam arayışı o kadar da kafamızda büyüttüğümüz bir şey değildir.Belki de anlam gerçekten çok küçüktür birilerinin kalbine dokunacak kadar küçük..