Türklerde şamanlık, genellikle günümüzde anlatıldığı gibi gizemli büyüler yapan kişilerle ilgili bir konu değil, eski Türk topluluklarının yaşam biçiminin bir parçasıydı. Orta Asya’da yaşayan eski Türk boylarında inanç sistemi doğayla iç içe gelişmişti ve bu inançların uygulanmasında önemli rol oynayan…devamıTürklerde şamanlık, genellikle günümüzde anlatıldığı gibi gizemli büyüler yapan kişilerle ilgili bir konu değil, eski Türk topluluklarının yaşam biçiminin bir parçasıydı. Orta Asya’da yaşayan eski Türk boylarında inanç sistemi doğayla iç içe gelişmişti ve bu inançların uygulanmasında önemli rol oynayan kişiler şamanlar, yani eski adıyla kamlardı.
Şamanlık tek başına bağımsız bir din olarak değil, daha çok eski Türk inanç sisteminin uygulanış biçimi olarak görülür. Bu sistem Türk mitolojisiyle yakından bağlantılıdır çünkü mitolojik evren anlayışı, doğa tasavvuru ve kutsal kabul edilen güçler şaman ritüellerinde yaşatılmıştır.
Mitolojide anlatılan gök, yer ve yeraltı gibi evren katmanları yalnızca hikâyelerde kalmamış, törenlerde ve inanışlarda da yer bulmuştur. Bu nedenle şamanlık, Türk mitolojisinin günlük hayat içinde yaşanan yönü gibi düşünülebilir.
Şamanlar toplum içinde önemli ama abartıldığı kadar gizemli olmayan kişilerdi. Onlar genellikle gelenekleri iyi bilen, törenleri yöneten ve insanların zor zamanlarında başvurdukları deneyimli kişilerdi. Hastalık durumlarında, mevsim değişimlerinde veya önemli kararlar öncesinde düzenlenen törenlerde şamanlar görev alırdı.
Bu törenlerde müzik ve ritim önemliydi; özellikle davul benzeri çalgılar kullanılır, belirli ritimler eşliğinde tören yürütülürdü. Bu ritüeller insanların doğayla uyum içinde yaşadığı bir dönemin kültürel yansımasıydı ve aynı zamanda topluluk içinde birlik duygusunu güçlendirirdi.
Şamanlık anlayışı, eski Türklerin evreni canlı ve anlamlı bir bütün olarak görmesiyle bağlantılıydı. Doğa yalnızca yaşanılan bir yer değil, saygı duyulması gereken bir güç olarak kabul edilirdi.
İnsanlar gökyüzünü, yeryüzünü ve doğadaki düzeni kutsal bir bütün olarak görürken, şamanlar bu inançları ritüeller aracılığıyla canlı tutan kişilerdi. Bu nedenle şamanlık Türk mitolojisinden ayrı düşünülemez; mitolojik düşünce biçimi şaman uygulamalarında kendini gösterir. Eski Türk toplumlarında şamanlar büyücü olarak değil, daha çok toplumun geleneksel bilgisini taşıyan rehber kişiler olarak görülürdü.
Bugün şamanlık hakkında anlatılan pek çok hikâye gerçekte olduğundan daha gizemli bir tablo çizer. Oysa tarihsel olarak bakıldığında şamanlık, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi düzenleyen, topluluk yaşamını güçlendiren ve mitolojik dünya görüşünü yaşatan bir gelenekti.
Bu yönüyle şamanlık, eski Türk toplumlarının hem inanç sistemini hem de kültürel kimliğini anlamak için önemli bir anahtar sayılır. İnsanlar göğe baktıklarında yalnızca yıldızları değil, kendilerini çevreleyen düzenin bir parçasını gördüklerine inanırdı; şamanlık da bu düzenle uyum içinde yaşama çabasının bir ifadesiydi.