Gök Tengri inancı eski Türklerin dünya görüşünü anlamak için en önemli şeylerden biri aslında. Çünkü bu inanç sadece “din” gibi düşünülmüyor, insanların devlete bakışını, doğayla ilişkisini, savaş anlayışını, hatta günlük yaşamını bile etkiliyor. Bu inancın merkezinde Tengri var. Tengri en…devamıGök Tengri inancı eski Türklerin dünya görüşünü anlamak için en önemli şeylerden biri aslında. Çünkü bu inanç sadece “din” gibi düşünülmüyor, insanların devlete bakışını, doğayla ilişkisini, savaş anlayışını, hatta günlük yaşamını bile etkiliyor.
Bu inancın merkezinde Tengri var. Tengri en yüce güç olarak kabul ediliyor. Yeri, göğü, insanın kaderini yöneten varlık gibi düşünülüyor. Ama bugünkü dinlerdeki gibi ayrıntılı kurallar, kutsal kitaplar ya da belirli ibadet saatleri yok. Daha sade ve doğrudan bir inanç sistemi.
Eski Türkler için gök çok önemli bir şeydi çünkü yaşamlarının merkezindeydi. Göçebe yaşadıkları için sürekli açık arazideler. Gün boyunca göğün altında yaşıyorlar. Hava değişirse hayat değişiyor. Kuraklık olursa açlık başlıyor, sert kış gelirse insanlar ve hayvanlar ölebiliyor. Bu yüzden gök sadece fiziksel bir şey değil, hayatı yöneten büyük güç gibi görülüyor.
“Tengri” bazen direkt gökyüzü anlamında da kullanılıyor zaten. Ama sadece mavi göğe bakıp ona tapınma gibi düşünmemek lazım. Daha çok evrenin düzenini sağlayan kutsal güç gibi.
Bu inançta kader anlayışı da önemli. İnsanların yaşamının Tengri tarafından belirlendiğine inanılıyor. Özellikle hükümdarlar için bu daha da önemliydi. Kağanların yönetme hakkını Tengri’den aldığı düşünülüyordu. Buna “Kut” deniyor. Yani bir hükümdar başarılıysa, halkını koruyorsa Tengri’nin onu desteklediğine inanılıyor. Eğer devleti kötü yönetirse artık Tengri’nin desteğini kaybettiği düşünülüyor.
Bu yüzden eski Türklerde devlet çok kutsal bir yapı haline geliyor. Devletin ayakta kalması sadece siyasi mesele değil, aynı zamanda kutsal düzenin devamı gibi görülüyor.
Bir diğer önemli konu doğa. Gök Tengri inancında insan doğadan üstün görülmüyor. İnsan doğanın bir parçası gibi düşünülüyor. Bu yüzden dağlar, nehirler, ormanlar saygı duyulan şeyler. Çünkü evrendeki düzenin parçaları olarak görülüyorlar.
Ayrıca bu inançta ahlak anlayışı da var. Dürüstlük, cesaret, söze sadık olmak önemli özellikler kabul ediliyor. Özellikle savaşçı toplum yapısı olduğu için cesaret büyük değer taşıyor. Ama sadece savaşmak değil, halkı korumak da önemli görülüyor.
Ölüm konusunda da tamamen yok oluş fikri yok. İnsan öldükten sonra ruhunun yaşamaya devam ettiğine inanılıyor. Bu yüzden mezarlara eşyalar bırakılıyor. Çünkü öteki dünyada da yaşamın sürdüğü düşünülüyor.
Aslında Gök Tengri inancı biraz eski Türklerin yaşadığı coğrafyanın ve yaşam biçiminin yansıması gibi. Çok geniş bozkırlarda yaşayan, doğayla sürekli mücadele eden bir toplumun inancı. Bu yüzden karmaşık kurallardan çok güç, düzen, doğa ve kader gibi kavramlar ön plana
çıkıyor.
Bugün insanlar Gök Tengri inancını genelde sadece “Türklerin eski dini” diye kısa geçiyor ama içinde ciddi bir dünya görüşü var. Özellikle devlet anlayışı ve doğaya bakış açısından eski Türk kültürünü anlamada çok önemli bir yere sahip.