insanları gerçekten anlayabilmek için şu kavramları anlaman gerekir: — maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi insan motivasyonunun katmanlı ilerlediğini söyler. fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik, aidiyet, saygı ve kendini gerçekleştirme basamaklarından oluşur. alt basamaklar doyurulmadan üst seviyeler sağlıklı çalışmaz. (örnek: geçim derdi olan birine “kendini…devamıinsanları gerçekten anlayabilmek için şu kavramları anlaman gerekir:
— maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
insan motivasyonunun katmanlı ilerlediğini söyler. fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik, aidiyet, saygı ve kendini gerçekleştirme basamaklarından oluşur. alt basamaklar doyurulmadan üst seviyeler sağlıklı çalışmaz. (örnek: geçim derdi olan birine “kendini bul” demek genelde işlemez.)
— seyirci etkisi (bystander effect)
kalabalık arttıkça bireyin sorumluluk alma ihtimali düşer. herkes başkasının müdahale edeceğini düşünür. (örnek: kalabalıkta kimse düşene yardım etmez.)
— dunning–kruger etkisi
bilgisi az olan kendine fazla güvenir, bilgisi yüksek olan daha çok şüphe eder. (örnek: konuya hakim olmayanın en net konuşması.)
— bağlanma teorisi
çocuklukta kurulan bağlar, yetişkin ilişkilerini şekillendirir. güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri vardır. (örnek: terk edilme korkusu olanın aşırı kıskanç olması.)
— stockholm sendromu
mağdurun, zarar verene duygusal bağ kurmasıdır. (örnek: kötü davranan partneri savunmak.)
— bilişsel davranışçı terapi (cbt)
düşünce–duygu–davranış döngüsünü değiştirerek psikolojiyi dönüştürmeyi hedefler. (örnek: “kimse beni sevmiyor” düşüncesini sorgulamak.)
— pygmalion etkisi
beklentiler performansı şekillendirir. (örnek: öğretmenin inandığı öğrenci gerçekten daha başarılı olur.)
— ayna nöronlar
başkalarının duygularını ve davranışlarını taklit etmemizi sağlar. empatinin temelidir. (örnek: esneyeni görünce esnemek.)
— duygusal bulaşma
duygular insanlar arasında yayılır. (örnek: negatif ortamda modunun düşmesi.)
— halo etkisi
tek bir özelliği genelleyip kişiyi bütünüyle değerlendirmek. (örnek: yakışıklı = iyi insan varsayımı.)
— öğrenilmiş çaresizlik
sürekli başarısızlık sonrası çabayı bırakmak. (örnek: defalarca reddedilenin artık denememesi.)
— carl jung'un “gölge benlik” kavramı
bastırılan ve kabul edilmeyen yönlerimizin bilinçdışı etkisi. (örnek: kıskanç olmadığını söyleyip başkalarını küçümsemek.)
— joseph campbell'ın “kahramanın yolculuğuü”
tüm hikâyelerde ortak dönüşüm şablonu: çağrı, kriz, dönüş. (örnek: sıradan insanın değişim hikâyesi.)
— toksik pozitiflik
olumsuz duyguları bastırıp zorla pozitif kalmaya çalışmak. (örnek: depresyona “takma kafana” demek.)
— temel yükleme hatası
başkalarını karakterleriyle, kendimizi şartlarla açıklamak. (örnek: o kaba, ben mecburdum.)
— doğrulama yanlılığı
sadece kendi inancını destekleyen bilgiyi kabul etmek. (örnek: karşıt görüşleri direkt reddetmek.)
— backfire etkisi
yanlışın kanıtlanınca bile daha fazla savunulması. (örnek: tartışmada geri adım atmamak.)
— terror management theory (ölüm kaygısı yönetimi teorisi)
insanların ölüm farkındalığıyla baş etmek için inançlara ve kimliklere sarılması. (örnek: kriz anında ideolojinin sertleşmesi.)
— sosyal karşılaştırma teorisi
insan kendini başkalarıyla kıyaslayarak değerlendirir. (örnek: sosyal medyada yetersizlik hissi.)
— kıtlık zihniyeti vs bolluk zihniyeti
kıtlık: her şey sınırlı, rekabet.
bolluk: fırsatlar artabilir, paylaşım. (örnek: başkası kazanırsa ben kaybederim vs birlikte büyürüz.)
— insanların neden hikâyelere ihtiyaç duyduğu
zihin, karmaşayı anlamlandırmak için hikâyeler kurar. (örnek: hayatını “ben hep böyleyim” diye anlatmak.)
— kabilecilik psikolojisi
“biz ve onlar” ayrımı üzerinden düşünmek. (örnek: takım/siyaset üzerinden kör savunma.)
— yalnızlığın insan psikolojisine etkisi
uzun süreli yalnızlık algıyı bozar, tehdit hissini artırır. (örnek: nötr davranışları bile olumsuz yorumlamak.)