GÖRÜ Ne iyi olurdu, herkesin, ... Ben yalan söyleyebilirim, Ama sana değil... Bir, sen'i olsaydı.. Ne iyi. Şimdi herkesin bir sen'i var, Yalan söylediği. Özdemir Asaf ———————————————————— TAŞ YAZI Gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye Birden iki kişiyi döndürür…devamıGÖRÜ
Ne iyi olurdu, herkesin,
... Ben yalan söyleyebilirim,
Ama sana değil...
Bir, sen'i olsaydı..
Ne iyi.
Şimdi herkesin bir sen'i var,
Yalan söylediği.
Özdemir Asaf
————————————————————
TAŞ YAZI
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
Anılarından kale yapıp sığınsa bile
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
Özdemir Asaf
————————————————————
PIHTI ÇANTASI
Herşey yitik değerde,
Burada bu çöl kıyısında,
Acı avcımız:
Düzenli ısrarı
ve çantası
dolu pıhtılarımızla.
Dirsek her zaman eksi,
Kalımsız doygunluğun avucunda.
Mut kaçağımız, onun
süren belirsizliği
ve uzaklığı
katlanıyor arzularımızla.
Nilgün Marmara
Daktiloya Çekilmiş Şiirler
(1977-1987)
————————————————————
İKİLEM
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle.
Özdemir Asaf
————————————————————
İLK YAĞMUR
Yunanistan, 1884 - 1951
Açık pencereye yaslanmış bakıyorduk,
Her şey uyum içindeydi duygularımızla.
Tarlalarla bağları karartıyordu
kükürt rengi bulutlar
ve gizli çalkantıyla
ağaçlarda inlerken rüzgar
göğsü otları okşayarak
uçup gitti hızla kırlangıç.
Sonra, birden büyük bir gürültüyle
yırtıldı gökler ve raksederek
boşandı yağmur.
Tozlar uçuştu havada.
Bereketli toprağın kokusuyla
titrerken burun deliklerimiz,
dudaklarımızı araladık
içimize işlesin diye sular..
Sonra yan yana yüzlerimiz
sütleğen ve zeytinler gibi
yağmurdan sırılsıklam,
"Nedir bu koku" diye sorduk,
"Bu oğul arılar gibi havaya yayılan?
Belsem mi, çam mı, kenger mi,
yoksa keklik mi?"
Öyle yoğundu ki kokular
soluk aldıkça içime doldu hepsi
ve sonsuz bir meltemin okşadığı
bir saz gibi titredim
gözlerim gözlerini bulup
damarlarımdaki kanın
çığlığını işitinceye değin.
Asmanın üzerine eğilip
ürperen yapraklardan bir bir
o tatları tatmak çiçekleri solumak istedim;
oysa aklım üzüm salkımları gibi yoğun,
soluğum böğürtlenlere takılı
tatlarla kokuları tek tek seçemediğim
ve insan nasıl aynı anda tadarsa
kaderin kadehinden acı ile sevinci
ben de öyle tattım aynı anda hepsini;
ve kolumu beline doladığım anda,
bülbül gibi şakıdı, ırmaklar gibi aktı
damarlarımda kanım.
Angelos S.
————————————————————