Bu distopya'da yaşanır mıydı? Belki, Matrix'ten hallice. Amerikalılar yine kin ile nefsi müdafanın doz ayarını 3. türden yaklaşımlar olmadan çözememişler. Benim için en hayret verici olan, bir oyuncunun 1 saati aşkın korku, panik, hayret içerisinde rol yapması oldu. Aralıksız kaş,…devamıBu distopya'da yaşanır mıydı?
Belki, Matrix'ten hallice.
Amerikalılar yine kin ile nefsi müdafanın doz ayarını 3. türden yaklaşımlar olmadan çözememişler.
Benim için en hayret verici olan, bir oyuncunun 1 saati aşkın korku, panik, hayret içerisinde rol yapması oldu.
Aralıksız kaş, göz, mimik seansı.
📝 Yorumlarda devam ettir; Konuyu duygusal bağlamda döngüye sokmayın, hikayenin bir akışı olsun. Çok güzel, devam 😄 (Başa tutturulan sabitlenmiş gönderinin altına gelsin) 📖 📽 📼 🎬
Çok geç öğrenmiş olmanın mallığı var üzerimde, neyse... Imdb'de yani https://www.imdb.com'da, ara kutucuğuna yazdığınız herhangi bir filmin ana sayfasının uzantısına, yani adres çubuğunda "www.imdb" olan yerde www. ile imdb arasına "play" yazarsanız (tırnak işareti yok tabikii) filmi oynatmaya başlıyor. Sağ…devamıÇok geç öğrenmiş olmanın mallığı var üzerimde, neyse...
Imdb'de yani https://www.imdb.com'da, ara kutucuğuna yazdığınız herhangi bir filmin ana sayfasının uzantısına, yani adres çubuğunda "www.imdb" olan yerde www. ile imdb arasına "play" yazarsanız (tırnak işareti yok tabikii) filmi oynatmaya başlıyor. Sağ altta Türkçe altyazı seçeneği mevcut.
Alice: "Lütfen söyler misin, buradan hangi yöne gitmeliyim?" Cheshire Kedisi: "Bu büyük ölçüde nereye gitmek istediğine bağlı." Alice: "Neresi olduğu pek umurumda değil..." Cheshire Kedisi: "O zaman hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok."
Sahneler hakkında yorum yapmak istemiyorum. Kısaca; Herkese yazık oldu. Yine de bu filme olan bakış açımı tek cümlede özetlemem gerekseydi o cümlem: "Yalnızca bir sebepten dolayı gözümde 10/10 olmayı hak etti, eğer o gerçekleşmiyor olsaydı 2/10'u bile çok görüyor olabilirdim"…devamıSahneler hakkında yorum yapmak istemiyorum.
Kısaca; Herkese yazık oldu.
Yine de bu filme olan bakış açımı tek cümlede özetlemem gerekseydi o cümlem: "Yalnızca bir sebepten dolayı gözümde 10/10 olmayı hak etti, eğer o gerçekleşmiyor olsaydı 2/10'u bile çok görüyor olabilirdim" olurdu.
Ama henüz bu cümleyi resmi olarak dile getirmedim, cümlem hâlen taslak aşamasındadır. Net duyuru tarihi belirsizdir.
🔸️ Sömürgeciliğinin ve "insani yardım" maskesi altındaki trajedilerin en karanlık sayfalarından biridir. Sudan'daki "Kayıp Çocuklar" (Lost Boys) vakası. 🔹️1980'li ve 90'lı yıllarda, Kuzey ordusu ve hükümet destekli milisler, Güney Sudan köylerine yaptıkları baskınlarda özellikle çocukları kaçırarak "köle" olarak kullanmış veya…devamı🔸️ Sömürgeciliğinin ve "insani yardım" maskesi altındaki trajedilerin en karanlık sayfalarından biridir. Sudan'daki "Kayıp Çocuklar" (Lost Boys) vakası.
🔹️1980'li ve 90'lı yıllarda, Kuzey ordusu ve hükümet destekli milisler, Güney Sudan köylerine yaptıkları baskınlarda özellikle çocukları kaçırarak "köle" olarak kullanmış veya satmışlardır. Bazı çocuklar yıllarca "hizmetçi" veya "çoban" olarak alıkonulmuş, aile bağları tamamen koparılmıştır.
🔹️Sudan hükümetinin başlattığı "sokakları temizleme" operasyonlarında, aileleriyle yaşayan çocuklar bile toplanarak kapalı kamplara gönderilmiştir. Bu kamplarda çocuklara zorla Arapça isimler verilmiş ve din değiştirmeleri için baskı yapılmıştır.
🔹️Güney Sudanlı çocuklar genellikle Hristiyan ailelerden geliyordu. Sudan hükümeti ve desteklediği gruplar, bu çocukları kaçırarak veya kurdukları kamplara kapatarak onlara zorla Arapça isimler vermiş ve İslami eğitim (Kur’an kursları, dini kamplar) dayatmıştır.
🔹️Dönemin Hartum hükümeti, "tek millet, tek din, tek dil" politikası güdüyordu. Bu nedenle çocukların kendi kabile dillerini konuşmaları yasaklanmış ve Arapça-İslam eksenli bir kimlik empoze edilmiştir.
🔹️Ethiopia ve Kenya'daki mülteci kamplarına kaçabilen çocukların büyük bir kısmı, dini kimliklerini (Hristiyanlığı) bu baskılara karşı bir direniş sembolü olarak korumuşlardır. ABD'ye yerleştirilen Sudanlı gruplar arasında Hristiyan inancının bu kadar güçlü olmasının temel sebeplerinden biri budur.
🔹️Kayıp Çocuklar grubunun bir kısmı gerçekten yetim olsa da, binlerce çocuk savaş bölgelerindeki aileleri tarafından "belki bir okul bulur veya hayatta kalır" umuduyla gruplara dahil edilmiştir. Ancak Batılı ajanslar ve medya, bu çocukları pazarlarken genellikle hepsini "hiç kimsesi olmayan mutlak yetimler" olarak tanımlamıştır. Bu genel tanımlama, aileleri hayatta olan çocukların izini sürmeyi zorlaştırmış ve Arche de Zoé skandalındakine benzer bir "sahte yetimlik" algısı yaratmıştır.
🔹️Sadece hükümet değil, ayrılıkçı gruplar (SPLA gibi) da bu "kayıp çocukları" kendi saflarına katmak için mülteci kamplarından veya yollardan toplamış, onları insani yardımdan mahrum bırakarak savaşmaya zorlamıştır.
🔸️ Buna benzer; Zoe’nin Gemisi (L'Arche de Zoé) skandalı, 2007 yılında gerçekleşmiş ve Batı ile Afrika arasındaki güven ilişkisinde derin yaralar açmıştır.
🔹️İnsani yardım için Afrika’ya gidip 103 çocuğu kaçırırken yakalanan bir grup Fransız (ve diğer Batı ülkelerinden) aktivist, Fransız insani yardım derneği Arche de Zoe adına Çad’daki ıssız bir havalimanına 103 çocukla gidiyor ve bunların Sudan’dan getirilen yetimler olduğunu söylüyor. Normalde Çad’da bir Fransıza müdahale etmek kolay değildir ama bir polisin cesareti oyunu bozuyor. Polis, çocuklardan biriyle konuşunca çocukların Çadlı olduğunu ve kaçırıldığını anlıyor.
🔹️Tabii olay tüm ülkeye yayılınca gizlemek mümkün olmuyor. Yakalanan insani yardım çalışanları mahkum edilmesin diye devreye dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy giriyor ve bunları Fransa’ya götürüyor.
🔹️Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bizzat Çad’a giderek (hatta kendi uçağıyla) bazı sanıkları ve gazetecileri Fransa’ya geri getirmesi, Çad halkı tarafından "adaletin gasp edilmesi" olarak yorumlanmıştı.
🔹️Çad'da 8 yıl zorunlu çalışma cezasına çarptırılan dernek üyeleri, Fransa'ya iade edildikten kısa süre sonra cezaları hafifletildi veya serbest bırakıldılar.
🔹️Önce çocukların ailesine tazminat ödenmesine karar veriliyor sonra Fransız Başbakan “Fransızların vergilerini bunlara vermem” diyerek vazgeçiyor.
🔹️Bahsettiğimiz 6,3 milyon euroluk tazminatın ödenmemesi, mağdur aileler için adaletsizliğin son noktası oluyor.
🔹️İşin ilginç yanı Çad da dahil olmak üzere 14 Afrika ülkesi ulusal rezervlerini 1961’den beri Fransa’da tutmak zorunda. Yani Fransız hazinesi, Afrika’dan yıllık 500 milyar dolar kazanç ve getiri elde ediyor.
💠 Özetle, Sudan'da yaşanan trajedi sadece bir kaçış hikayesi değildir; içinde hükümetlerin, milislerin ve bazen "iyilik" adı altında hareket eden yapıların çocukların kimliklerini ve hayatlarını çaldığı pek çok benzer vaka barındırır.
Başım ağrıyor İbrahim abi. Ağlamaktan başım ağrıyor. Gitar çalayım dedim. O an telefon mikrofonuyla istediğim gibi kayıt alamıyordum, vazgeçtim ya kimse beğenmezse dedim, kimseden cevap gelmezken sadece sen çok güzel çalıyorsun ben hepsini dinliyorum dedin ama bir türlü tekrar cesaret…devamıBaşım ağrıyor İbrahim abi.
Ağlamaktan başım ağrıyor.
Gitar çalayım dedim. O an telefon mikrofonuyla istediğim gibi kayıt alamıyordum, vazgeçtim ya kimse beğenmezse dedim, kimseden cevap gelmezken sadece sen çok güzel çalıyorsun ben hepsini dinliyorum dedin ama bir türlü tekrar cesaret edemedim.
Nereden bilebilirdim abi bu kadar geç kalabileceğimi, şimdi en güzel şekilde çalsam ne fark eder?
Başım çok ağrıyor, her an ortadan ikiye bölünecek gibi.
Yalnızlık Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. Su olsan kimse içmez, Yol olsan kimse geçmez, Elin adamı ne anlar senden? Çıkarsın bir dağ başına, Bir ağaç bulursun tellersin Pullarsın gelin eylersin. Bir de bulutları görürsün, Köpürmüş gelen bulutları, Başka ne…devamıYalnızlık
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun tellersin
Pullarsın gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün,
Köpürmüş gelen bulutları,
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
Şu dünyanın ıssızlığı
Tanrı kimsenin başına vermesin
Böyle bir yalnızlığı!
Künye:
Yaşar Kemal (Sadık Kemal Göğçeli imzasıyla)
Yayınlandığı Yer: Küçük Dergi, Sayı 1
Tarih: Nisan 1952
(Tekrar tekrar okuyun, iyice içimize işlemeli)
Ben bu filmi bitirmek istemiyorum. Matrix'teki bifteğin sahte olduğunu bilip tadını çıkarmaya devam ediyorlar. Yarıladım, gerçek ve abartı iç içe, geçmişe dönüş yaşadım. Bir dönemin yayın kuşağında, kanal arşivlerinden bile yok olmuş gece yarısı programlarına hasretim son derece dinmiş. Nereye…devamıBen bu filmi bitirmek istemiyorum.
Matrix'teki bifteğin sahte olduğunu bilip tadını çıkarmaya devam ediyorlar.
Yarıladım, gerçek ve abartı iç içe, geçmişe dönüş yaşadım. Bir dönemin yayın kuşağında, kanal arşivlerinden bile yok olmuş gece yarısı programlarına hasretim son derece dinmiş.
Nereye gidiyoruz? (amaç ne?) ❌️
Nasıl yaparız? (yöntemi anlat) ✅️
- 🫴🏻🧠?
~ Sağol ben kullanmıyorum. 🙅🏻♂️
Geleneksel ideolojide insanlar ne yaptıklarını bilmezler ama yaparlar. Burada tam tersi. Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar ama yine de yapmaya devam ediyorlar (tarihten zerre alınmış ders yok). Ellerinden bu imajın alınma korkusundan dolayı uykuları kaçıyor, petrol koklayıp sağa sola saldırıyorlar.
Bir asker hatta herhangi bir insan için, verilen görevi sorgulamadan, en iyi şekilde yerine getirmesi için enjekte edilen tüm fikirler, tarihte söylenen ilk yalanlardan.
Kimin ne amaçla kurduğu belli olmayan bir sistemin takvimine ve emir komuta zincirine itaat etmeyi bir görev disiplini haline getiren herkes a'dan z'ye bu yıkımın bir parçası.
Çarkın içinde olmak demek, olmayan beyninle, olmayan düşünme yetini birkaç fiziksel işlev haricinde sistemin sahibine devretmek demek.
Artık senin yerine tüm sorumluluk onda. Bu sayede omzunda yük kalmadı. Bir kuş kadar hafifsin. Ağzından salyalar akarak değer görmediğin tüm o zamanlara inat bir baş okşanmasını ödül olarak varsayan ahmağın tekisin.
Sistemin dışına çıkmanın bedelini artık açlıkla mı, dışlanmayla mı, belirsizlikle mi her ne haltla ödemekten korkuyorlarsa, o sahte ölümcül düzenin içinde en iyi asker, en iyi çalışan olmayı boktan bir hiçlikte kaybolmaya tercih ediyorlar ve hayatımızı boka çevirip bu dünyadan defolup gidiyorlar.
Çok param var ama çok erken öldüm ile vatanımı seviyorum ve onun için 13.000 km ötede öldüm aynı boktur.