Spoiler içeriyor
Thorn’un kayboluşunun üzerinden tam 2 yıl 7 ay geçmiştir. Thorn kaybolduktan sonra kendi kemeri Anima’ya dönen Ophelie,günlerini bir ruh gibi geçirmiştir. Aklında hep Thorn vardır. Thorn ortadan yok olmadan hemen önce ikili aile ruhlarının çocukluklarıyla ilgili önemli bir sırrı öğrenmiş…devamıThorn’un kayboluşunun üzerinden tam 2 yıl 7 ay geçmiştir.
Thorn kaybolduktan sonra kendi kemeri Anima’ya dönen Ophelie,günlerini bir ruh gibi geçirmiştir. Aklında hep Thorn vardır. Thorn ortadan yok olmadan hemen önce ikili aile ruhlarının çocukluklarıyla ilgili önemli bir sırrı öğrenmiş ve nihai gerçeği öğrenmeye daha da yaklaşmışlardır.
Ophelie her daim gözleri üstünde olan Duayenleri atlatabildikçe Anima’da gizli araştırmalarına devam eder. Edindiği bilgiler ona yeni bir rota gösterir. Babil’i. Thorn’un da kendisiyle aynı şeyin peşinde olduğunu bilen Ophelie onun da Babil’de olduğunu düşündüğünden genç Animalı yakaladığı ilk fırsatta Babil’e kaçar.
İkiz aile ruhları Helena ve Polluks’un kemeri olan Babil “savaş” sözcüğüyle birlikte başka bir sürü sözcüğün ağza alınmasının ve şiddetin yasak olduğu,evrenin 21 parçaya ayrılmadan önceki döneminden pek bahsedilmeyen, sahte bir barışın sürdüğü bir kemerdir. Kemerin LUX isimli güneş lordları aile ruhlarından bile daha çok saygı ve değer görmektedir. Ophelie Babil’de hem Thorn’u hem de nihai gerçeği ararken Kırılma’nın asıl sorumlusunun kim olduğunu keşfeder. Başlangıcın sonu ya da sonun başlangıcı gelir.
Yine müthişti!!! Hikaye yine bambaşka bir yere kaydı! Üçüncü kitap üç kitap arasından en hızlı en tempolu şekilde okuduğum oldu sanırım. Nasıl bitirdim anlamadım. Dördüncü kitabın çevirisinin hala bitmemesi beni çok üzüyor. Şuanda elimde olmasını o kadar çok isterdim ki!
Babil ile ilgili şeyleri okudukça aklıma The Last Airbender’ın Ba Sing Se’si geldi durdu. Tabiki aynı değil ama orda da halkın beyni yıkanılıyordu.
Bu arada bu kitapta Babil’de çok daha farklı aile güçleriyle karşılaşıyoruz. Özel yetenekler iyice dallanıp budaklandı. 21 kemerde toplam olarak kaç tane özel yetenek var acaba?
DÖRDÜNCÜ KİTAP BİR AN ÖNCE GELMELİ!!
Gelelim spoya***
Sör Henry’nin Thorn çıkması ne güzel bir sürprizdi! Mediana’nın Ophelie’nin aklına girdikten sonra “Benim böyle birini görmüşlüğüm var” demesi beni zaten çok heyecanlandırmıştı ama otomat denilen ve robot olmasını beklediğimiz Sör Henry’nin Thorn olması gerçekten güzel ters köşeydi.
Kitabın tam ortasına geldiğimizde sonunda Thorn’a kavuşmuş olduk. Üçüncü kitapta sonunda ikili birbirine karşı beklediğimiz o adımları attı! Dördüncü kitapta “bir” olarak hareket edeceklerini tahmin edebiliyorum.
Yeti Töreni’nden sonra Thorn’un da bir Aynadan Geçen olacağını biliyordum ama Ophelie’nin Thorn gibi hafıza gücü alacağını beklemiyordum. Ophelie’nin okuyucu olması zaten başlı başına çok benzersiz çünkü. Eulalie’nin özel anılarını miras alması çok etkileyiciydi. Acaba dördüncü kitapta Ophelie tırmıklarını da kullanmayı öğrenecek mi?
Octavio ile Korkusuz ve Neredeyse Kusursuz’dan da bahsetmemek olmaz. Korkusuz ve Neredeyse Kusursuz bu sansürlü toplumun bastırılmış iç sesiydi resmen.
Dürüstlüğün kemeri olarak anılan yerde büyük bir yalan yaşanıyor. Octavio’nun patlayışı da unutulmazdı. Öğrendiği her şeye karşı gelmesi beni çok etkiledi. Bunların haricinde Blasius’u da çok şirin buldum. Aslında Blasius’tan başta çok şüphe etmiştim çünkü çoğu kurguda böyle saftirik görünen kişiler asıl suçlular çıkabiliyor.
Bu arada üçüncü kitap sadece Ophelie ve Thorn’u anlatmıyor. Bazı bölümleri de Berenilde’in küçük kızı -hatta Ophelie’nin vaftiz kızı- Victoria’nın gözünden okuyoruz. Aile ruhu Faruk’un kızı olan,artık yürümesi ve konuşması gereken ama bunları yapamayan üç yaşındaki
bu tuhaf kızın özel gücüne şahit oluyoruz. Victoria dördüncü kitap için kilit bir karakter olacak muhtemelen.
Kitap gizli kemer Yerkuşağı’nın keşfi ve yine Kırılmaların başlaması ile bitiyor. Yaklaşan felaketi nasıl durduracaklar?