Spoiler içeriyor
SPOİLER!! SPOİLER!! Bu kitabı bitirmek bende o kadar çok şey oluşturdu ki. Hayal kırıklığı,üzüntü,çok sevdiğin birini kaybettiğinde hissettiğin acı gibi türlü şeyler yaşattı. Kitabın son bölümlerinde bu kıyametin kopacağını biliyordum ama yinede bu yaşamak arzusunun Martin’i de vurup fikrinden vazgeçireceğini…devamıSPOİLER!! SPOİLER!!
Bu kitabı bitirmek bende o kadar çok şey oluşturdu ki. Hayal kırıklığı,üzüntü,çok sevdiğin birini kaybettiğinde hissettiğin acı gibi türlü şeyler yaşattı. Kitabın son bölümlerinde bu kıyametin kopacağını biliyordum ama yinede bu yaşamak arzusunun Martin’i de vurup fikrinden vazgeçireceğini düşündüm. Neyse ben biraz bunu atlatamayacağım galiba çünkü martin cidden bir yakınım gibi olmuştu. Çok kez aynı şeyleri hissettim hatta kendimi ona benzettim bazen de kızdım ona. Ama her ne yaparsa yapsın onun bu mücadelesi çok özeldi.
Aslında martinin tek isteği bir yaşam amacı bulmaktı,kendini bulmaktı. Bu arayış onu çok meşakkatli ve bir o kadar da mühim bir yolculuğa çıkaracaktı. İlk durağı Ruth oldu. Onunla karşılaşmaktı meğer tüm mesele. Hayatının amacını bulmuştu. Farklı sosyal sınıflara ait iki gencin aşk hikayesi gibi görünsede bu macera; aslında hakikatin ve içinde bulunduğu toplumun gerçek yüzünü görmekti martin eden için. Martin Ruth’u gördüğünde,ona aşık olduğunda-aşık olduğunu sandığında- işte bu demişti. Aşkta,yaşamakta bu olmalıydı. Ruth’un güzelliği,masumane doğası ve bulunduğu sınıfa has taşıdığı tüm mükemmel(!) özellikleri,onu kutsal bir yere koymasını sağlamıştı Martin’in. Kutsaldı çünkü bir tanrının varlığına bile inanmayan Martin Ruth’la tanıştıktan sonra böyle bir şeyin anca ilahi bir mertebeden doğabileceğini düşünüyordu. Onu,ona olan aşkını,ikisinin ilişkisini öyle bir yüceliğe çıkarmıştı ki ona ve sınıfına ulaşmak için kendini değiştirmeye kararlıydı. Nitekim başarılı da oldu. Kendi ait olduğu tabakadan öylesine uzaklaşmıştı ki artık tanıdık tüm yüzler ona yabancı ve bir o kadar da alt insan olarak geliyordu. İlkokul seviyesinde eğitim görmüş bu yabani insan kendini kitaplarla öylesine geliştirmişti ki çoğu tahsilli insandan daha bilgili hale gelmişti. Hatta kendisini onlardan da üstün görüyordu. Çünkü Martinin sonradan edindiği entelektüel kimliğin yanında hayat tecrübesi de vardı. Bir çok burjuvazide bulunmayan o emekle yoğrulmuş geçinme kaygısı denen şey için hayatı boyunca bir hayvandan farksız yaşamış ve çalışmıştı.
Fakat daha sonra hayranlık duyduğu Ruth ve burjuva sınıfından da soğudu. Hatta öylesine iğrendi ki bir zamanlar bu sınıfa dahil olmak için can attığını hatırladıkça gülüyordu kendine. Çünkü açlıktan ölmek üzereyken bile uzanmayan yardım eli veya bir yemek daveti o başarıyı kazanınca,toplumun kabulünü alınca ardı ardına geliyordu. Bu ikiyüzlülüğün herkes tarafından yapılmasına şaşırmamıştı ama Ruth’un bile bu farklılığı onda hayal kırıklığına sebep olmuştu. Neden sonra bu durumda onda pek bir etki bırakmadı. Çünkü Ruth’u da sevmediğini anlamıştı. Meğer martinin sorunu sefalet halinde olduğu için Ruth’la kavuşamaması veya yazılarının dergiler tarafından kabul edilmemesi değilmiş. Çünkü bu durum tam tersine döndüğünde yani hayatının,kariyerinin zirvesindeyken dahi içinde kocaman bir boşluk vardı. Ruth bile ona dönmüştü kendisini affetmesini istiyordu ama o bunu istemiyordu. Martin eskiden vakit kaybı gibi gördüğü uykudan hiç uyanmak istemiyordu. Cüzdanının şıngırtısı arttıkça içindeki boşluğun sesi de daha çok yankılanıyordu bu anlamsız dünyada. Aslında kendini idealizme ne kadar düşman gibi tanıtsa da hayat onu hep bir şeyleri idealize edip peşinden koşmaya, kovalamaya sürüklemişti. İçten içe buna tutunmuştu belkide. Ulaşmak istediğinin peşinde olmak arzusuyla nefes almıştı. Hayatının son zamanlarındaysa her şeye ulaşmış biri olarak bir arzusu kalmamıştı. Yaşam denen şey onun için ufak heyecanların saliselik bir dürtüsüydü. Ve sona geldiğinde -ki martin için kurtuluştu- hayatın anlamını düşündü,hakikati ve hakikat denen şeyin olup olmadığını. Suyun derinliklerine indikçe bir anlık insani duygu onu ele geçirdi. Nefes alma isteği duymuş olacakki debelenip su yüzeyine çıktı. Sonra bu da anlamsız gelince karanlığın onu ele geçirmesine izin verip gölgeler vadisine doğru yol aldı.
Bu arada martini hakeden tek kişi lizzieydi keşke bir şans verseydi. Ruth bencilin teki olduğu için martini anlayamadı. Ah be martin yazık oldu sana. Benim için hep özel kalacaksın.