Spoiler içeriyor
ilk bölümlerinde aslında biraz sıkıldım ve döngüden, deniz ve vicdan'ın intro girene kadar olan sahnelerinden de pek keyif almadım. ama sonra dizi açılmaya başladı ve içine çekmeye başladı. bencil, vicdansız, etrafına ve başkalarının yaşamına karşı genelde duyarsız birini izliyorduk. döngüden…devamıilk bölümlerinde aslında biraz sıkıldım ve döngüden, deniz ve vicdan'ın intro girene kadar olan sahnelerinden de pek keyif almadım. ama sonra dizi açılmaya başladı ve içine çekmeye başladı.
bencil, vicdansız, etrafına ve başkalarının yaşamına karşı genelde duyarsız birini izliyorduk. döngüden nasıl çıkacağını anlaması o kadar uzun sürdü ki -belki de bana öyle geldi- uzun bir süre döngü içinde bile döngüye girmiş gibi hissettirdi. çok fazla döngü dedim galiba.
neyse. sanırım beşinci bölümden sonraydı, izlerken telefonla oynamayı bıraktığım anlar. deniz gibi çıldırmak üzereyken sonunda bir şeyler değişmeye başladı. diziye hiçbir açıklamasını okumadan, sadece fragmanını izleyerek başladığım için neler olacağını bilmiyordum. bu yüzden uzunca bir süre bekledim. emre aslan'ın sahneleri diziye renk katmış. sakalına bir süre alışamadım. deniz'i polise ihbar ettiği sahneyi sevdim, önceki yaşadıklarına rağmen böyle bir sahnesi olmasaydı eksik olurdu.
günümüz deniz ile yaşlı ve zengin deniz'in hesaplaşması da senaryoya göre iyi, ortalama denebilir. gelecekten müdahale ederken genç deniz'in bir anda her şeyi kavramasını ve olgunlukla, sakinlikle karşılayıp birdenbire değişmesini beklemek aptallık olurdu. deneyimleyerek, sindire sindire yaşaması, gerçekten görmesi onun için en iyisi oldu.
o yüzleşme sahnesi bana izlediğim başka bir diziyi anımsattı. izlemediyseniz ya da düşünüyorsanız spoiler olabilir.
dizinin adı "if i hadn't met you"ydu galiba, yanlış hatırlamıyorsam. ben aslında zamanda yolculuk, alternatif hayatlar gibi şeyleri severim o yüzden benim için, özellikle son zamanlardaki türk dizilerine oranla iyi diyebileceğimiz bir dizi oldu. oyunculuklar kötü değildi. yalnızca ayça ayşin turan'ın kızıl saçlı halinin gülüşü beni bir yerden sonra baymaya başladı. bir de deniz'in sevgilisine gidip de "ben 2 yıl evli kalıp geri döneceğim, beni bekle" konuşması çok saçmaydı. gerçekten böyle bir konuşmayı yaptın ve sevgilinin, nasıl biri olduğunu bildiğin sevgilinin, bunu kabul edeceğine mi inandın? en azından saçmalığını, sen de o konuşmayı yaşayarak anlamış oldun sayabilirim.
karakterin adının vicdan olması da anlamlı. sadece "vici" kulağımı tırmaladı. duydukça sürekli "veni, vidi, vici" diyesim geldi. gerçekten. o yüzden "vici"yi duydukça dikkatim dağıldı. onun dışında hem çok sevdiği birini hem de kendini araması bakımından karakterin adı yerinde olmuş diyebilirim.
genel olarak iyi, izleyince zaman kaybı olarak görülmeyeceğini düşündüğüm bir dizi olmuş. hatta bence iyinin de biraz üstünde. verdiği mesaj da anlamlı. çıtır çerez de sayabilirim. izleyeli birkaç gün olmuş, aklıma gelenler şimdilik bu kadar.