Spoiler içeriyor
35 yaşındaki Jane bir konuşma terapistidir. Kendinden 5 yaş büyük olan eşi Oliver da balinaları inceleyen bir bilim adamıdır. İkili 20 yıl önce,Jane 15 Oliver da 20 yaşındayken tanışmış ve çıkmaya başlamışlardır. Jane ilişkilerinin heyecanının yitmeye başladığını düşündüğünde Oliver’dan evlilik…devamı35 yaşındaki Jane bir konuşma terapistidir. Kendinden 5 yaş büyük olan eşi Oliver da balinaları inceleyen bir bilim adamıdır. İkili 20 yıl önce,Jane 15 Oliver da 20 yaşındayken tanışmış ve çıkmaya başlamışlardır. Jane ilişkilerinin heyecanının yitmeye başladığını düşündüğünde Oliver’dan evlilik teklifi almış ve 19 yaşındayken de Oliver ile evlenmiştir. Başlarda evlilikleri iyi gitse de zaman geçtikçe Oliver’ın işkolikliği yüzünden aile bağları geri dönülmez şekilde çatırdamaya başlar. Oliver yılın uzun dönemleri araştırmaları için kambur balinaların ve şarkılarının peşine düşer. Evde olduğu zamanlarda bile sanki orada değildir. Onu heyecanlandıran tek şey balinaların şarkılarıyla ilgili keşfettiği şeylerdir.
Jane birgün Oliver ile büyük bir kavga eder ve evi terk eder. 15 yaşındaki kızı Rebecca da annesinin peşine takılır. Bu aslında Jane’in evi ilk kez terk edişi değildir.
Jane ve Rebecca Jane’nin erkek kardeşi Joley’nin yanına kaçmaya karar verirler. Massachusetts’te bir elma çiftliğinde çalışan Joley yön duygusu pek de iyi olmayan kız kardeşine uzun yolculuğu boyunca mektuplarıyla yol gösterir. Hayatını balinaları takip etmeye adayan ve en iyi yaptığı şey iz sürmek olan Oliver da eşi ve kızının peşine düşer. Aralarındaki koca bir balina kadar olan bu mesafeyi kapamaya çalışır.
İlk 40-50 sayfa okuduğumda aklım hala karışıktı. Çünkü her bölüm başka bir karakterin ağzından ve farklı zaman diliminden. Biri hikayenin ortasından,biri sonundan,biri başından vs biraz karmaşık. Kitabın yarısına gelene kadar da kitabı beğenmediğimi ve zaman kaybı olduğunu düşünüyordum. Fakat yarısından sonra fikrim değişti. Kitabın daha derin yerlerini sonlara saklamışlar. Sonlara doğru aynı olayı birkaç kişinin gözünden anlatıyorlar. Çok iyi bir kitap değildi ama şimdi bitirmişken de okuduğuma pişman olmadığımı anladım. Çok ağır şeyler okuyorsanız ve bu kitap ilginizi çektiyse bunu yoğun kitapların arasına koyun derim. İlk 40-50 sayfadan sonra sade dilliyle biraz kafanızı dinlendirecektir.
Şimdi burada spoya girmek istiyorum***
Hem Jane’in hem de Rebecca’nın 25 yaşında gençlere aşık olmaları…biri kendinden 10 yaş küçük,biri de 10 yaş büyük birine aşık oluyor. Biri evli bir kadın,biri de 15 yaşında bir çocuk!
Elma çiftliği yasakların simgesi gibi. Çünkü aslında Joley’nin de ablasına takıntılı hisleri olduğunu öğreniyoruz.
Aslında birkaç karakter için ayrı üzüldüm.
Rebecca iki ebeveyninin arasında kalmıştı ve bazen yaşından büyük,yetişkin gibi davranmak zorunda kalıyordu. Dahası küçükken korkunç bir uçak kazası geçirmişti. Hadley ile aralarındaki şeyi asla ve asla onaylamıyorum ama finalde Hadley’nin kaybından ötürü hala kendini suçluyordu.
Sam küçüklüğünden beri bir aşağılık kompleksiyle yaşıyordu ve finalde terk edildi. Hem Jane hem de Hadley gitti.
Ve Jane. En üzüldüğüm kişi o oldu. 15 yaşında bir çocukken 20 yaşındaki Oliver’ın ona o gözle bakması…fiziksel temasları ciddi olarak 19 yaşında başlamış olabilir ama durumu asla hafifletmiyor! Jane asla kendisi olamamış. Hep birinin “eşi” ya da “annesi” olmuş. Joley’nin de ablası,koruyucusu olmuş. En kötüsü ise kendi evinde babası tarafından şiddete ve istismara maruz kalıp sonra da evinden kaçmak için erken yaşta evlendiği adamdan da şiddet görmesi…
Kitaba göre kambur balinaların sadece erkekleri şarkı söylüyormuş. Oliver da ailesini geri almak için bir şarkıyı söylüyor. (Yani sanırım kitabın adı bunu ima ediyor.) Jane’nin Oliver ile gitmeyi seçmesine üzüldüm doğrusu. Verdiği kararları açık şekilde okuyamıyoruz ama Jane “bu adamın içinde iyi şeyler vardı ki ben ona aşık oldum ve Rebecca’yı yaptım” diyor…içindeki boşluğu tamamen dolduran Sam’i ise geride bırakıyor.
Bu arada yukarıda buraya değinmemişim ama neden mektupla iletişim kuruyorlar diye soranlar olabilir. Hikaye 1990 yılında geçiyor. Takip edilmemek için de böyle bir çözüm buluyorlar.