Huh... Vay be 🚬 🍉 Anime bitti ve ben koca bir yükten, devasa bir pişmanlıktan kurtulmuş, nostalji de takılı kalmanın acısını tatmış gibi hissediyorum şuan. çok çok efsaneydi.. Ölü birinin aynısı bir yüz. Var olmaması gereken bir yer de var…devamıHuh... Vay be 🚬
🍉 Anime bitti ve ben koca bir yükten, devasa bir pişmanlıktan kurtulmuş, nostalji de takılı kalmanın acısını tatmış gibi hissediyorum şuan. çok çok efsaneydi..
Ölü birinin aynısı bir yüz.
Var olmaması gereken bir yer de var olan, var olmaması gereken biri. Anılı mefta ile anısız bir hayatın karışımı. Aşk üzerine kurulu bir dünya. Düşüncesiz teklifin sonu. Yaz güneşinin sıcaklığı, ara sıra kulağa gelen Ağustos böceğinin sesi..
Vermek istediği nostaljik hissiyatını iyi verdi bence.
Garip bir anime olarak ilerledi. Garip hissettiriyordu, rahatsız edici hissettiriyordu. Hem neler olduğunu bir an önce anlamak istedim hem de kızın kendini bulmasını, kendini inşa etmesini istedim. Kujirai B kimdi. Kujirai kendi olabilecek miydi, kujirai bir gecmise sahip miydi, kujirai bu bedenle Kudo-kun'un yanında kalmaya devam edebilecek miydi. Kujirai Kudo'yu seviyor muydu. Peki ya Kudo ne hissediyordu, ne düşünüyordu. Kowloonda ki gariplik neydi..? Yıllarca insanların dilinde dolaşan efsaneler peki?
Çok başarılı bir girişle başladı anime. Romantik bir havası vardı. Evet romantizm vardı ama beklediğimiz alışageldiğimiz romantizm değildi.
Ama aynı zamanda iyi bir romantizm işleyişindeydi.
En garibi hikayeyi kadın karakter üzerinden işlemeleriydi.. ve bu işleyişin devamında bambaşka şeyler olması... Bu işleyişe rağmen Kudo-kun'un acısını hissettirmesi, evet benim için başarılı olan buydu.
Her bölümün sonunda diğer bölüme koşasım ve ne olduğunu anlamak için bir an önce bitiresim gelerek izledim.
Üzerinde bir çok teori üretilebilirdi.
Ya sahte kowloon da yaşıyorlar ya kowloon elemanları karıştı, iki kowloon da olabilirdi. Klonlar birbirlerinin yerine geçmiş olabilirdi.. Kowloon tek olup, insanlar klonlanmış olabilir, baş rolün hafızası karışmış olabilir, çok şey olabilirdi. Ve bunların hepsini düşünüp beynimi yorarak izlemek de ayrıca keyifliydi.
💣Ama hiç tahmin etmediğim şekilde gelişti, ürkütücü hissettirdi. Hıçkırıkların arasında ki yumru gibi oturdu tüm konu.
Ve 7. Bölüme kadar taşlar oturmadı, bu da çok başarılıydı bence. Çünkü sonra birden bire her şey anlamlaşmaya ve anlaşıldıkça ürkütücü olmaya başladı.
Anlamaya başladıkça seviyorsun, anlamaya başladıkça daha çok hissediyorsun, anladıkça daha çok şaşırıyorsun.
Histen hise, mimikten mimiğe geçerek seyrettim.
BOMBA gibi bir animeydi diyebilirim.
Gerçekten efsaneydi, izlediğim en iyi bilim kurgulardan biriydi, diyebileceğim bir anime olacak her zaman..
(Dipnot çok bilim kurgu izlememiş biri değilim ama olsun jdkdkdkskdk)
~~
Tamam beni rahatsız eden şeyler oldu. Gayların ve translarin ev sahibi olduğu bir anime olması özellikle. Çok kapasiteli bir konuydu yani, fazla genişti.
Gay gay sahneleri geçerek izledim. Ana karakterlerin bir şeyler yaşamasını beklerken yeşil kafalının kara sevdasıyla karşılaşmaktan hoşlaşmadım yani.
Bl animesi falan olsa, tercih eden izler ama böyle şeyler izlemek görmek yaşamak benim tercihim değil her şeyin içinde görmeye başlayınca rahatsız oluyorum. Ve son animelerin çoğunda var.
~~
Neyse genel olarak, çok başarılı bir konuydu. Anılarını hatırlamadığın bir sabaha uyanmak.
Annenin sana oluşturduğu benlikten kurtulmak.
Ve diğer yan karakterlerin kendilerince dertleri. Ama en önemlisi kudo-san... Kudo hem düşündürttü, hem hüzün verdi, ürküttü... Sonda ağlatıyordu az kalsın.. ah be kudo.
|Zaman ve nostalji göndermesi de bana korona öncesi dünya ile korona sonrası yaşamı, tüm nostaljimizin, güzel anılarımızın, yaşamaya devam ettiğimiz ve etmeyi istediğimiz şeylerin sanki silinmiş olması hissini verdi. Hani şey var ya, korumanın üzerinden, 3 yıl değil, 7 yıl geçti...
Bilmiyorum bunu düşündüğüm de bana gelen hisle bu animeyi izlerken ki his az çok benzerdi..
Öyle işte, konusunun çekiciliğinden, ilerleyişinin heyecanından, sonunun etkileyiciliginden dolayı tavsiye ederim.
Rahatsız olduğum yanlarından dolayı da tavsiye etmem. Orası size kalmış (✿^‿^)
Son bir şey;
Sürekli düşündüm şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım diye. Ya da hiç yapmasaydım diye... Pişmanlıklarımla çok vakit harcadım. Bir şansım daha olsun isterdim. Ve cevabı buldum evet. Cevap şu; "Başka bir şansım daha yok ve olmayacak." 🌌
ها