Spoiler içeriyor
Daisy Darker’ın ailesi olabildiğince kötüydü. Biri öldüğünde,hepsi yalan söyledi ve olan biteni görmezden geldi. Daisy Darker’ın ninesi en yaşlılarıydı ama hiç olmazsa akıllıydı. Onun vasiyeti hepsini delirtti ve bu yüzden ölmesi gerekti. Daisy Darker’ın babası hayatını kendi ritminde yaşadı. Bencilliği…devamıDaisy Darker’ın ailesi olabildiğince kötüydü.
Biri öldüğünde,hepsi yalan söyledi ve olan biteni görmezden geldi. Daisy Darker’ın ninesi en yaşlılarıydı ama hiç olmazsa akıllıydı. Onun vasiyeti hepsini delirtti ve bu yüzden ölmesi gerekti. Daisy Darker’ın babası hayatını kendi ritminde yaşadı. Bencilliği ve piyanosu onu kendi cehennemine yolladı. Daisy Darker’ın annesi taş kalpli bir oyuncuydu. Bütün çocuklarını sevmedi ve rolünü kaybetmeyi hak etti. Daisy Darker’ın ablası,Rose üç kardeşin en büyüğüydü. Akıllı,sessiz ve güzeldi ama kaderinde yalnız ölmek vardı. Daisy Darker’ın ablası Lily,ailenin en boş kafalısıydı. Vurulmayı hak eden bencil,şımarık bir cadıydı. Daisy Darker’ın yeğeni vaktinden evvel büyümüş bir çocuktu. Terk edilmiş ördek yavruları gibi vahşi hayatla başa çıkması zordu. Daisy Darker’ın gizli hikayesini ne yazık ki biri anlatmak zorundaydı. Kırık kalbi son vedasının sadece başlangıcıydı. Daisy Darker’ın ailesi yalanlarla yıllarını harcadı. Ama ölmeden önce birlikte geçirdikleri son saatlerde derslerini aldılar.
Sorunlu bir kalple doğan hatta bu yüzden defalarca kez ölümden dönen Daisy Darker ailesinden hiç sevgi görmeden,görmezden gelinerek büyümüştür. Ona sadece ninesi Beatrice sevgi göstermiştir. Anne babası boşanıp sık sık yolculuklara çıkınca ve ablaları da yatılı okula gönderilince küçük Daisy günlerini uzun süre ninesinin evi Deniz Camı’nda geçirmiştir.
Deniz Camı Cornwall’da bir adada,denizin aşındırdığı hatta belini büktüğü eski bir evdir. Hergün gelgit yüzünden akşam saatlerinde sular yükselir ve evin kasabaya giden kumlu yolu sular altında kalır,Deniz Camı’nın dış dünyayla bağlantısı kesilir. Buranın Daisy için yeri ayrıdır.
Beatrice Darker ünlü bir yazardır. İllüstrasyonlarını kendi yaptığı çocuk kitapları çok sevilmiştir. Özellikle de torununun adını ödünç alarak yazdığı “Daisy Darker’ın Küçük Sırrı” en bilinen kitabıdır. Beatrice
yıllar önce bir falcıdan 80 yaşında öleceğini öğrenir. 80.yaş günü geldiğinde kutlama için bütün Darkerlerı ve hayatında önemli bir yere sahip olan komşu çocuğu Conor’ı Deniz Camı’na çağırır. Kimsenin birbirini sevmediği bu aile uzun süreden sonra bir araya gelir. Daisy yine ailesi tarafından görmezden gelinir.
Yemeğin sonunda Beatrice herkesi çok kızdıracağı vasiyetini açıklar. Gece yarısı olduğunda ise Darkerlar Beatrice’in ölüsünü bulurlar. Fakat artık sular yükselmiştir. Üstelik telefon da çekmiyordur. Ninelerinin kaybını sindirmeye çalışırken biri daha ölür. Suların çekilmesini beklerken ailenin sırları bir bir ortaya çıkmaya başlar.
Alice Feeney’den okuduğum ikinci kitap ve bunu da çok beğendim! Taş Kağıt Makas Alice Fenney’nin en popüler kitabı sanırım. Ama bu da ondan geride kalmayacak şekilde ters köşelerle doluydu. Gerçekten böyle bir son beklemiyordum.
Çok akıcıydı. Her bölüm öyle bir yerde bitiyor ki bir sonraki bölüme geçmeden duramıyorsunuz. Bu yüzden kitabı elimden bırakamadım ve iki günde bitirdim. Alice Feeney’nin burada kalemini ayrıca beğendim. Bazı satırları bence gerçekten derindi. Ve güzel kelime oyunları vardı. Şiirler de ayrı hoşuma gitti. Bu kitap bir filme uyarlansa ne kadar güzel olurdu. (Tabi kaliteli yapılmak şartıyla.)
Spolu kısım***
Yaşlı hissediyor diye kendine anne dedirtmeyen bir anne,müzik peşinden koşarken ailesini bir kenara atan bir baba,buz gibi bir abla,şımarık hatta bencil bir diğer abla ve kötü bir şey olduğunda kendinden vazgeçmeye hemen hazır olan ilk aşkı…
Hepsine ayrı ayrı sinirlendim. Ama en çok Lily’e sanırım. Lily’den iliklerime kadar nefret ettim.
Daisy’nin okula gönderilmemesi ve her şeyden mahrum bırakılması beni çok üzdü. Her konuda geride bırakılmış. Ablalarının eskileriyle büyümüş. Ona neredeyse hiç yeni kıyafet bile alınmamış.
Bir anne baba nasıl böyle olabilir…her şeye göz yummuşlar…kitabın son 20-30 sayfasında ağlamak üzereydim. El birliğiyle Daisy’nin sonunu getirmişler,hayatını elinden almışlar. Annesinin onayıyla o ameliyatı olsaydı ve sahildeki o gece yaşanmasaydı Daisy hala sağ olabilirdi…