Spoiler içeriyor
17 yaşındaki Tress,halkının “Kaya” diye andığı siyah bir tuztaşından oluşan bir adada yaşamaktadır. Kaya’nın verimsiz topraklarında neredeyse hiçbir şey yetişmez. Buraya çoğu şey dışarıdan gemiyle gelir. Fakat Kaya’da bir sürü değerli su kuyusu vardır. Diğer adalar su ihtiyacını karşılamak için…devamı17 yaşındaki Tress,halkının “Kaya” diye andığı siyah bir tuztaşından oluşan bir adada yaşamaktadır. Kaya’nın verimsiz topraklarında neredeyse hiçbir şey yetişmez. Buraya çoğu şey dışarıdan gemiyle gelir. Fakat Kaya’da bir sürü değerli su kuyusu vardır. Diğer adalar su ihtiyacını karşılamak için buradan gemilerle su alırlar. Kaya’dan insanın en önemli ihtiyacı olan su alınsa da Kaya halkından birinin gemilere alınması,adayı terk etmesi kesinlikle yasaktır.
Kaya,Yeşil Lunagri adı verilen,gezegenin etrafında gökyüzünde yer alan on iki ayın yörüngesine oldukça yakın bir yerdedir.
Bu aylardan yeryüzüne kum taneleri gibi spordan yeşil pınarlar dökülür. Gemiler bu zümrüt yeşili tozun üzerinde seyahat edebilir ama aslında sporlar çok tehlikelidirler. Islanırsa patlar ve soluyan kişinin burnundan gözlerinden sarmaşıklar çıkarır. Sporları etkisiz hale getiren tek şey tuz ve gümüştür. Kaya halkı yaşamlarını tehdit eden bu on iki aya tanrıymış gibi tapar. Sporlardan korunmak için de tuz madenlerinden zorlu çalışma şartlarıyla tuz çıkarırlar.
Tress, Kaya Dük’ünün malikanesinde temizlik yaparak ailesinin geçimine katkı sağlamaktadır. Dük’ün bahçıvanı olduğunu iddia ettiği Charlie’ye ise özel hisler beslemektedir. Charlie her ne kadar bahçıvan olduğunu söylese de Tress onun dükün oğlu olduğunu biliyordur. Ağır iş yapmadığı pamuk ellerinden belli olan,geveze ama güzel kalpli Charlie de Tress’e karşı boş değildir. Fakat birgün babası onu evlendireceğini duyurur.
Babasının emrine karşı çıkamayan Charlie başka denizlerin prensesleriyle tanışmak için uzun bir yolculuğa çıkar. Her limanda tanıştığı birbirinden farklı gelin adaylarını bir şekilde kendinden vazgeçirebilse de Geceyarısı Denizi’ne vardığında Efsuncu diye anılan,nam salmış bir yağmacının esiri olur.
Hayatı boyunca Kaya’dan dışarı adımını atmayı bir kez bile düşünmemiş olan Tress,Charlie’yi kurtarmak için adadan kaçar. Yolculuğunun başlarında Huck isminde konuşan bir sıçanla yolu kesişir. İkili Karganın Şarkısı isimli bir korsan gemisine düşse de Tress,Geceyarısı Denizi’ne gitmeyi aklına koymuştur.
Brandon Sanderson’ın Sissoylu üçlemesine bayılmıştım. Okuyacak bir şeyler ararken uzun süre önce aldığım bu kitaba bir şans vereyim dedim. Bir seri olmaması da beni mutlu etti. Güzel serilerle karşılaşınca devam kitaplarının elimde olmaması beni üzüyor çünkü 😂 gerçi bu kitabın devamı olmasa da aynı evrene ait bir kitap daha gelebilir. Hikayeyi Karganın Şarkısı’nın mürettabatından Hoid anlatıyor ve kitaptaki son yazar notunda Sanderson, Hoid’ın da geçmişini anlatmak istediğini yazmış. Bir de aslında bu kitap da Kozmer evrenine dahilmiş. Yani Fırtınaışığı Arşivi ve Sissoylu ile aynı evrenden.
Kitap bence güzeldi. Yalnız kitaptan Sissoylu’dan etkilendiğim kadar etkilendiğimi söyleyemem. Evet,Sanderson yine yaratıcılığını konuşturmuş. Ama Sissoylu evreni kadar derinlikli değildi. Yine de sonlara doğru ilginç ters köşelerle karşılaşıyoruz. Onu da spolu alanda açıklayayım.
Kozmer evreni hayranları için mutlaka okuyun diyemem ama okuduğuma da pişman olmadım. Okuduğum birkaç gün başka diyarlara gittim.
Spolu alan***
Kitabın ilk 400 sayfası yukarıda da yazdığım gibi,bir peri masalı sanki. Tress Efsuncu’ya bir şekilde ulaşıyor. Ama sonra Efsuncu’nun kulesinde ilginç şeylerle karşılaşıyor.
Size “tabletler, güvenlik kameraları ve video konferansı” desem ne dersiniz…Efsuncu ilginç rünler çizebilen ama teknoloji da kullanan bir uzaylı sanırım! Başka bir gezegenden gelmiş. Hatta kitabın sonunda kulesiyle birlikte Tress’in gezegeninden gidiyor. Sanki kulesi bir uzay gemisi?
Huck’ın Charlie olmasını hiç beklemiyordum ama beni şaşırtan bir diğer şey de kitabın son bölümlerinde Hoid’ın Hawaii tarzı çiçekli gömleklerle tasvir edilmesi oldu. (Kitaba illüstrasyonlar da eşlik ediyor.) Hoid de başka gezegenden gelmiş bir canlı ve ne olduğunu tam olarak anlayamadık. Kitabın son bölümlerinde masal ve bilim kurgu iç içe geçmiş resmen. Daha önce bu tarzda bir şey okuduğumu hiç sanmıyorum. Daha doğrusu anımsamıyorum. İlginçti doğrusu.