Toplumda, acının ve manevîyatın ekmeğini yemek için ekstra çaba gösteren birtakım kimseler vardır. Bu kimseler, insanların acılarını ve manevi duygularını sosyal medya yolu ile sömürüp etkileşim artırmak için her türlü yola başvururlar. Sahne önünde göz yaşı döküp dava insanı gibi…devamıToplumda, acının ve manevîyatın ekmeğini yemek için ekstra çaba gösteren birtakım kimseler vardır. Bu kimseler, insanların acılarını ve manevi duygularını sosyal medya yolu ile sömürüp etkileşim artırmak için her türlü yola başvururlar. Sahne önünde göz yaşı döküp dava insanı gibi görünürken perde arkasında etkileşim gelirini kontrol edip; farklı editler, gündemde yeni bir algı oluşumu, reklam tanıtım seçenekleri gibi listeler yaparak insan değerlerini ve ahlaki boyutları telekomünikasyon yoluyla sömürmeye devam ederler. Bu ülkede iki şeyin ekmeği çok güzel yenir. Din ve vicdan. Sözde Filistin için destek paylaşımları yapan sözüm ona dava adamları şu anda durumlarında ve hikâyelerinde ürün reklamları yapıp tatil gönderileri paylaşıyor. Eh savaş bitmedi sadece trendi gündemden düştü. Açlığın olduğu bir coğrafyayı hazırladığı editte referans alarak lüks mekanda oturup börek sipariş edip o böreği yemekten vazgeçermiş gibi yapan kişilerin sevenlerinin olması ve o kişileri takdir edenlerin aramızda nefes alıyor olması akla hayale sığmıyor. İnsanımızın daha uyanık olması gerekiyor.
Bir kişi lüks bir lokantada börek sipariş ettikten sonra editte aç bir çocuğu iki saniye gösterip bir şeyi yemekten vazgeçer gibi yapması ve kamera kapanınca her şeyi mideye indirmesi ne kadar mantıklı olabilir ki? Yanlış anlaşılmasın bu insanlar hiç reklam almasın veya yemek yemesin demiyorum. Ancak anlaşılması gereken nokta şu ki manevi değerleri sömürüp insanı salak yerine koyanlara popülarite kazandırılmamalı. Kazandırılır ise tabi ki onlar da hype delisi röportaj kanallarına konuk olup haksız oldukları konularda haklıymış gibi kendilerini acındırır.
Bakınız birkaç hafta önce ülkemizde bazı okullarda acı verici olaylar yaşandı. Sapkın düşünceli zihniyetlerin kirlettigi çocuklarımız büyük yıkımlara neden oldu. Böyle ciddi bir mesele için sözde dava adamları bir anda esip gurlemeye başladı. Peki bu dava adamları bu süreç boyunca nasıl bir çözüm buldu? Anlatmak istediğimi anlamış olmanızı umut ediyorum. Ve sözlerimi Cemil Meriç'in şu sözüyle bitiriyorum:
"Aydınların aydınlatamadığı bir halkı soytarılar aldatır."