Uzun zamandır okumak için ikinci el olarak aradığım, en sonunda da pdf olarak okuyabildiğim Yakut Orman, oldukça basit akıcı ve eğlenceli bir dille, Molly karakterinin çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan yaşamını anlatıyor. Cinsel yönelimini keşfini, evlatlık oldugu icin gördüğü kötü muameleyi,…devamıUzun zamandır okumak için ikinci el olarak aradığım, en sonunda da pdf olarak okuyabildiğim Yakut Orman, oldukça basit akıcı ve eğlenceli bir dille, Molly karakterinin çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan yaşamını anlatıyor. Cinsel yönelimini keşfini, evlatlık oldugu icin gördüğü kötü muameleyi, bir yönetmen olmak için okurken gördüğü cinsiyeçiliği ele alıyor.
"Bu roman bir lezbiyen romanı olarak etiketleniyor, bu yüzden de edebiyatın gettolarına sıkıştırılıyor. Bir iş ya da insan ne zaman kategorize edilse, bu istisnasız bir hakaret içerir. Aslında verilen mesaj "Bu sizin gibi insanlarla ilgili değil. Beğenebilirsiniz. ama günün sonunda konu edindiği 'alt tabakalar 'dır. Alt tabaka diye bir şey yok. Lezbiyenler, translar, boşluğu neyle doldurursanız işte, yok. Sadece insanlar var,
karmakarışık bir enerji bütünüyüz, farklı kabiliyetlerimiz var, siyahın en koyu tonundan beyazın en açık tonuna her renkteyiz. Her şeyi ve herkesi banndınyoruz benliğimizde. Erkek ve kadın olmaya bile inanmıyorum, bir uçtan diğer uca gidip gelen bir spektrumdayız ve ikili kültürün içinde boğuluyoruz: erkek-kadın, siyah-beyaz, hetero-gey, zengin-fakir ve böyle devam ediyor. Halbuki tonlanmız sonsuz ve en aptalca yanlışımız da insanları maddiyatına göre tanımlamak."
"insanın içinde bulunduğu durumu anlamlandırmasının tek yolu birilerinin sana verdiği, bazıları yüzyıllar hatta belki de bin yıl önce ortaya çıkmış bir etiketi alıp bunun sonucunda gördüğün baskının ne kadar kalıplaşmış olduğunu anlamaktı. işin bu kısmı bitti. Düşünsenize, başkalarının sizin için ortaya attığı bir tanımı kabullendiğiniz anda ezilen tarafsınız. Ezilenleri kol kola girmek, gördükleri ortak baskıyı haykırmak, kendilerine ait bir kültür (tabii ki her zaman oldukça gösterişli) yaratmak güçlendirir. Fakat yine de ezilensinizdir."
"Yapabileceğiniz en devrimci şey kendiniz olmak, kendi gerçeğinizi söylemek, hayata kollarınızı açmak, acıya bile.
Tutkulannızı keşfedin."
"Ölü insanların yer altında gözlerini açıp göremediklerini nereden biliyorlar? Ölü olmak hakkında bildikleri hiçbir şey yok. Belki de onu diğer ölü insanlarla birlikte
bir sandalyeye oturtmaları gerekirdi."
"Belki de bütün o sert tavırların gösterişten ibaret olduğu anlaşılmasın diye bütün erkekler herkes uyuduktan sonra yapıyorlardı bunu ya da sadece biri öldüğünde. Hiç emin değildim ve bilmemek beni rahatsız ediyordu."
"Kahverengi damlalar berrak
suyun içine dönerek karışırken kapıya baktım ve Carl'ın bir daha eve gelmeyeceğini fark ettim. Kendimi o kadar salak ve çaresiz hissettim ki. İşten eve geldiğinde taze kahvesi hazır olsun diye kahve yapmaya girişmiştim."
"Bunun bir tür sapkınlık olduğunu düşünmüyor musun? Bu seni hiç mi rahatsız etmiyor yavrum? Sonuçta normal değil."
"Yaşadığımız dünyada insanların mutlu olmasının normal olmadığının farkındayım ve ben mutluyum."
"Village'ı baştan aşağı yürüdük, mahalledeki birkaç kişiyle tanıştırdı beni-iyi giyimli bahisçiler, seks işçileri, birkaç tane torbacı. Hepsini sevdim. Bana gülümseyen tek
insanlar onlardı."
"Gerçek hayatla olan bağımı koparmak istemiyorum."
"Kim böyle bir şey ister ki? Doğduğumdan beri gerçek hayatla bağım çok iyi, artık kopmasını istiyorum."
"Niye beni etkilemesine izin
veriyorum ki? Neden insanların beni anında sildikleri gibi ben de onları silemiyorum? Niye her seferinde canımı acıtıyor?"
"Bence kendinden ve cinselliğinden emin olsaydın bu kadar bağırarak lezbiyenlik
propagandası yapmazdın."
"Propaganda mı? Senin soruna cevap vermeye çalıştım o kadar. Bağırarak yapılan bir propaganda görmek istiyorsan metrodaki reklamlara, dergilere, televizyona yani her
yere bak. Bu ülke heteroseksüelliği ve kadın bedenini, her şeyi, şiddeti bile satmak için kullanıyor. Siz var ya o kadar kötü durumdasınız ki artık bilgisayarların sizi eşleştirmesine dahi muhtaç kaldınız."
"Bütün kariyer seçeneklerim arasında
sinemanın biraz daha açık görüşlü olacağını düşünmüştüm ama o zavallı egoları kameranın arkasında öylesine
şişmişti ki "kendi" mıntıkalarında bir kadının onlarla rekabet etmesine, üstüne üstlük bir de kazanmasına tahammül edemiyorlardı."
Göletin diğer tarafından başka bir kurbağa cevap verdi. İki küçük yeşil kafa kıyıdaki memeliyi gözetlemek için sudan çıktı. Amfibiler bizim az gelişmiş canlılar olduğumuzu düşünüyor olmalı, sonuçta onlar gibi hem suda hem karada yaşayamıyoruz. Biyolojik üstünlüğü bir yana,
bu koca kurbağanın hayatı benimkinden çok daha düzgün. Bu kurbağa film çekmek istemiyor. Bu kurbağa hayatında
daha önce hiç film görmedi bile ve açıkçası umurunda da değil. Tek yaptığı yüzmek, yemek, sevişmek ve istediği zaman şarkı söylemek. Hiç bir kurbağanın sinir hastası olduğu duyulmuş mu? İnsanlar evrimin zirvesinde olduklarını düşünmekten ne zaman vazgeçecek?"
"Carrie, politik görüşü Cengiz Han'ın bile sağında kalan Carrie. Tanrı birlikte yaşamamızı isteseydi hepimizi aynı renk yaratırdı diye düşünen, bir kadının ancak birlikte olduğu erkek kadar iyi olabileceğine inanan Carrie. Ve ben onu seviyorum. Ondan nefret ettiğimde bile onu seviyordum. Belki de tüm çocuklar annelerini sever, o da benim
bildiğim tek anne. Belki korku ve önyargının karışımından oluşan kabuğunun altında gerçekten sevgi dolu bir insan vardır. Bilmiyorum ama her şekilde onu seviyorum."
8.4/10