Spoiler içeriyor
Adelaide… Seni asla anlayamayacağım. Çünkü sen toksik bir ilişki yaşamadın; sen de o ilişkinin toksik taraflarından biriydin. Rory karakteri tam anlamıyla karaktersizin tekiydi, buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ama en azından başından sonuna kadar aynı tavırla ilerledi. Adelaide’a onu sadece…devamıAdelaide… Seni asla anlayamayacağım. Çünkü sen toksik bir ilişki yaşamadın; sen de o ilişkinin toksik taraflarından biriydin. Rory karakteri tam anlamıyla karaktersizin tekiydi, buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ama en azından başından sonuna kadar aynı tavırla ilerledi. Adelaide’a onu sadece kullandığını hep hissettirdi. Yalnızca ihtiyacı olduğunda yanında olmasını istediğini gösterdi. Onu sevmediğini de defalarca hissettirdi. Buna rağmen Adelaide, bütün bunları bile bile yaşadığı her şeyi kendi kafasında normalleştirdi. Sürekli bahaneler üretti, kendine ilişkide farklı roller biçti ve bunların hepsini kendi kendine yaptı. Bana göre bu da en az Rory kadar toksik bir davranıştı. En basit örnekle; ilk birlikte kaldıkları gece Rory kendi yatakta yatarken Adelaide’ı yere yatırdığında, Adelaide’ın bir daha o adamın yüzüne bile bakmaması gerekirdi. Bir insanın kendine yaptığını yedi cihan bir araya gelse yapamaz derler ya, ben bu kitabı tam olarak öyle yorumladım. Bence bu kitapta asıl haksızlığa uğrayan kişi Nathalie’ydi. Rory en büyük haksızlığı ona yaptı. Gerçek toksik ilişkiyi yaşayan kişi de bence Nathalie oldu.
Bir de Adelaide’ın Rory’den çok Nathalie’yi takıntı hâline getirmesine ayrı sinir oldum. Bir noktadan sonra sanki istediği kişi Rory değil de Nathalie’ydi. Onunla ilgili düşünceleri, kıyaslamaları ve saplantıları bana hiç sağlıklı gelmedi. Üstelik yazar bunu sanki oldukça normal bir durum gibi anlatıyordu. Bu da beni rahatsız etti. Adelaide’ın yaptığı birçok hataya sinirlendim ama en çok da kitabın sonunda gidip eski sevgilisinin arkadaşıyla birlikte olmasına tepki gösterdim. Keşke kendine bambaşka biriyle yeni bir hayat kurabilseydi. Bu son beni hiç tatmin etmedi. Bubs karakteri sanki sonradan hikâyeye eklenmiş gibi hissettirdi. Adelaide ve Rory birlikteyken yan odada uyuyan adamla, hikâyenin sonunda romantik bir ilişki yaşanması bana çok zorlama geldi. Üstelik etik açıdan da bana doğru hissettirmedi. Bu yüzden finalde verilmek istenen mutluluk hissi bana hiç geçmedi. Kitapta en sevdiğim karakter ise kesinlikle Eloise oldu. Gerçekten mükemmel bir arkadaştı.
Genel olarak değerlendirecek olursam; Adelaide’ın özellikle sevgilisinin eski sevgilisine karşı geliştirdiği saplantılı tavırlar beni fazlasıyla rahatsız etti. Yazarın bunu neredeyse normalleştirmesi de cabası. Bunun yanında, çok daha etkileyici bir mutlu son yazılabilecekken böyle bir final tercih edilmesi ve son kısmın oldukça gelişigüzel anlatılması da kitaptan aldığım keyfi azalttı. Üstelik finalde karakterler arasındaki bağ bana hiç geçmedi. Zaten bana göre bu ilişkinin etik tarafı da oldukça tartışmalıydı.
Kitaba puanım 5/10 Bu puanın en büyük sebebi ise yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça akıcı bir anlatım dili kullanmış olması. Bunun dışında ne karakterlerle ne de finalle bağ kurabildim.