Küçük İskender ve Arthur Rimbaud, farklı ülkelerden farklı dillerden şiirler yazıyor olsalar da, açık queer kimliklerinden ötürü her zaman "sıradışı" olarak etiketlenmeleriyle bir araya gelen iki isim. Küçük iskender'in edebiyat camiasında karşılaştığı insan tiplerini, yazmanın, farklı türden yazmanın ve "farklı"…devamıKüçük İskender ve Arthur Rimbaud, farklı ülkelerden farklı dillerden şiirler yazıyor olsalar da, açık queer kimliklerinden ötürü her zaman "sıradışı" olarak etiketlenmeleriyle bir araya gelen iki isim. Küçük iskender'in edebiyat camiasında karşılaştığı insan tiplerini, yazmanın, farklı türden yazmanın ve "farklı" olarak nitelendirilirken yaşamanın zorlukları hakkında verdiği tavsiyelerden oluşan Rimbaud'ya Akıl Notları, çok uzun zamandır basımı yapılmayan, belki ikinci el olarak bulabileceğiniz, ne yazık ki hak ettiği mecrayı bulamamış bir eser.
"Yürürken güneşi ardına alan, önüne düşen gölgesinden bile korkar."
"Tanrı’yı tanımlamak için Tanrı’ya inanmak
yetmiyor. Tanrı’nın insandaki gereğinin bilincine varmak şart. Şairlerin şiiri tanımlama çabasının altında da böylesi ters bir açılım var: “Şiiri tanımlayabilirsem şair olurum.” tarzında. Ya da tam tersi: “Gerçekten şairsem şiiri tanımlayabilmeliyim.”Şiirin bir tanıma değil, bir tasarrufa ihtiyacı olmalı. Algı tasarrufu. Haftanın her günü kiliseye giderek veya sabahtan akşama kadar namaz kılarak iyi bir mümin olamazsınız; ölçüyü tuturmak ve gereğini yerine getirmektir aslolan."
"Şiir, kaybolmaktır. Şiir, ebe kendisini ararken saklandığı yerde gizli bir haz duyan oyuncunun hissetiğidir. Son anda görünmektir. Ya da hiç görünmemek!
Hiç görünmemeyi göze almaktır şiir."
"Şair doğası gereği eylemcidir. Eylem kendi kendini örgütler. Dağınıklığı önlemek, kişisel bilincin yetisi altındadır."
"İnsan hayatı kutsal değildir, insanın kendisini ifade ederken faşizme karşı verdiği mücadele kutsaldır."
"İnsanın özgür oluş olgusunu sınırlandıran ve baskı altında tutan, toplumda kemikleşmiş görgü ve ahlak kriterlerine, şovenizme, paralel ideolojilere, töreciliğe, militarizme karşı olduğumuzu hâlâ söylemek ve dile getirmek zorunda bırakıldığımızdan dolayı utanç duyuyoruz Rimbaud! Sen de duymayı gör! Görmenin acısını duy!"
"Şairler, kara parçalarında çürürler, ruhları hapsolur; bilinmeyendeki enerji, anlaşılamayandaki çekim gücü, merak edilendeki sihir, senin şiir kimyanı senden
habersiz değiştirdi bile. Sorulara cevap olma! Kimseye sorulamayan ol! Çünkü bu, senin kaderin Rimbaud!"
"Sen, deşifre edilmiş paranoyaların “garbın
afakı”nı sarmadığı sistem ve yöntemlerle vücuda gelmiş bir reform hareketinin
tükürerek kutsadığı neslin, nesillerin de temsilcisisin: Tek kodsun!"
"Şair, elbete hayal kurar. Her şair, hayal kurma maharetini ilerletmelidir de, ama hangi hayalin ötelerde gerçeğe dönüştüğünü bilememek, işte o, şair için bir kâbus, bir tıkaç, bir bariyerdir."
"Her organik oluşumun ayakta durabilmesi için kemikleşmiş bir altyapıya ihtiyaç
duymasını kabullenebiliriz, ancak, kemik terlemez, kemik kanamaz, kemik romatizma ve kireçlenme riski taşır. Her kemik omurgaya ait değildir. Her kemik kafatasına ait değildir. Yerini bilmek, en büyük erdemdir. Kemiksen de yerini bileceksin."
"Son yüzyılın hakiki edebiyatı, tıbbi müdahale gerektirecek bireylerin kaleminden çıkmıştır. Onların dışındakiler özenme, imrenme, kıskanma, nazire bazında uç’a yaklaşma çabasındadırlar. Bu noktada, kimliklerin şöhretle ilişkisinden sözetmek fazlasıyla teatral. Çünkü salt şairin dramatize edilebilecek bir yaşam öngörüsü yoktur."
"Hüzünlenip de yaratıcı olamayan birini tanıyor musun Rimbaud?! Neşenin yaratıcılığı beslediğini sanmıyorum. Sıkıştığımız, içinden çıkamadığımız olaylar karşısında tıpkı çözüm üretmemiz gibi hüznün ablukası altındaki sanatçı da düş ve düşün dünyasından, o sanal labirenten kurtulmak, bir ışık huzmesi görebilmek için çırpınır. Biz, hüznün arkasına sığınanlardan değiliz. Hüzünle yanyana gelip NEDENLER’le savaşmayı seviyoruz. Sonuçları, hüzünlü de olsa, bir kazanç gibi görebilmek, galiba, serseriliğin olgun yanı olsa gerek!"
"Şiirin bütüne yayılan ‘kelime ya da kelime grubu tekrarları’! Bir tek biz değil,
herkes yüzyıllardır “aynı şeyler”i söyledi; bunun altını çizmek için denenmiş bir
tekniktir o. Concept’i psikiyatri tescilli bir söylem. İfadeye ketum olmayan bir paranoya panoraması sokmak. Tekrar etmek, bireye insanî özellikler katar: Toprak kazmak,
alkışlamak, nefes almak, ‘seni seviyorum’ demek, ağlamak. Eylemi çoğullamak, şiir
içinde de anlama yaşama coşkusu veriyor; en azından inatçı kişiliklerin şiire yansıması
olarak da bakılabilir. Belki de biz şiir yazmıyor, o sayfalarda mürekeple çocuk
yetiştiriyoruzdur Rimbaud!"
"Hayat, bütün suçları inkâr eder; şiir, bütün suçları üstüne alır."
"Şiir, sağlıklı bir beynin ürünü müdür?!
Şiir okumayan ve şiiri sevmeyenler, bu uzak duruşun nedenini tek kelimeyle açıklarlar
çoğu kez: “Anlamıyorum!” Anlaşılamayan bir şey’in sağlıklı bir beynin ürünü olması
mümkün müdür?! ....ancak, şiirin manevi tatmin görevini üstlenmiş bir sanat dalı olmadığı, hata bir sanat olmadığı açıktır. Şiir, ruhsal bozukluk belirtisidir. Şiirle uğraşanlar, bu marazi durumla barışık yaşadığı süre içersinde, o süre dahilinde şair olabilir, şair diye adlandırılabilirler. Algı bozuklukları ve buna bağlı uyum bozuklukları bir şairin şair kimliğinin temel taşlarını oluşturur."
"Neden şiir yazıyorsun Rimbaud; kaybedeceğini en baştan itiraf için mi?!"
"Sanki üzerimizden bir kainat geçiyor
ve bizler bütün bu boşluğun önündeki tamponun yüreğimize çarpışıyla savrulup karşı şeriten gelen yalnızlığın altına düşüyoruz, bir kez de onun tarafından ezilmek için."
Ama hiç endişem yok Rimbaud senle ilgili; biliyorum ki azgın dalgaları bir sevgilinin
ağzındaki ıslaklık, korkunç yanardağları meleklerin çakmak çakmak gözleri, düşen
yıldırımları yolunu aydınlatırken infilâk eden deniz fenerleri olarak algılıyorsun. Öyle
de zaten.Sarhoş Gemiler batmaz Rimbaud.
Sıkma canını, müsterih ol. Daha çok saltanat yıkılacak adımızı duydukları anda
oldukları yere, aşka yakışan büyük bir gürültüyle. Sen şiirine yakışan bir hayatın emanetçisi, bekçisi ve tek sahibisin.Kendi yazdığın kaderi taşıyan alnından hasretle öperim.
kardeşin, candostun
Küçük İskender."
8/10