📌 Son zamanlarda izlediğim en sıra dışı Hint filmlerinden biri oldu Animal. Film temel olarak; varlıklı bir iş adamı olan babasının (Anil Kapoor) sevgisinden ve onayından mahrum büyüyen Ranvijay’in (Ranbir Kapoor), yıllar sonra babasına düzenlenen bir suikast girişimiyle eve geri…devamı📌 Son zamanlarda izlediğim en sıra dışı Hint filmlerinden biri oldu Animal. Film temel olarak; varlıklı bir iş adamı olan babasının (Anil Kapoor) sevgisinden ve onayından mahrum büyüyen Ranvijay’in (Ranbir Kapoor), yıllar sonra babasına düzenlenen bir suikast girişimiyle eve geri dönüşünü ve ailesini korumak adına nasıl gözü kara, karanlık bir canavara dönüştüğünü konu alıyor.
• Filmin özellikle ilk başlardaki ilerleyişini çok sevdim çünkü klasik sinema kalıplarının tamamen dışındaydı. Normalde bir filmde ne olacağını az çok kestirirsiniz ama burada senaryo asla beklediğiniz yöne gitmiyor. Tam ana karakter Ranvijay (Vijay) babasına resti çekti, şimdi çekip gidecek diyorsunuz; bir bakıyorsunuz geri gelip özür diliyor. Ya da tam ayrılacakken Geetanjali ile birden babasının karşısına çıkıp evleneceğini söylüyor. Üstelik tüm bunları o kadar düz, sade ve hayatın içinden bir doğallıkla yapıyor ki, film size yapay bir sinema ürünü gibi değil, gerçek hayatta her an yaşanabilecekmiş gibi hissettiriyor. Bu tahmin edilemezlik ve sıradanlık, filme muazzam bir gerçekçilik katmış.
• Filmde beni en çok etkileyen şeylerden biri de başrolümüzün o sarsılmaz, yüksek iradeli ve hakkaniyetli duruşu oldu. Aile içi kavgalarda kendisine ciddi haksızlıklar yapılmasına, babası ya da kardeşleri tarafından sertçe eleştirilmesine rağmen asla istifini bozmuyor. Çoğu insanın yapacağı gibi alınganlık gösterip trip atmıyor, "Ne haliniz varsa görün" deyip çekip gitmiyor. En zor durumlarda bile sükunetini, o güçlü ve maskülen duruşunu koruyor; inandığı doğruları eğilip bükülmeden, sakinlikle savunuyor. Bu sarsılmaz tavrı, aileyi ne pahasına olursa olsun bir arada tutma çabası, o ağır, güçlü ve iradeli karakter duruşunu hoşuma gitti. Kızıp arkasını dönmek yerine orada kalıp göğüs germek, gerçekten çok sağlam bir irade gerektiriyor ve karakterin bu yönü filme çok yakışmış.
• Her şey güzel ilerliyordu ta ki o meşhur otel sahnesine kadar... Oteldeki çatışma sahnesiyle birlikte film ne yazık ki o gerçekçi havasından tamamen sıyrılıp bambaşka bir boyuta geçiyor. Tek bir adamın koca baltalı bir ordunun arasına baltayla dalıp sanki yüz yıllık bir balta ustasıymış gibi herkesi tek başına katletmesi, yine tek bir kişinin abartılı ve hatta komik bir silahla yüzlerce kişiyi öldürmesi ve o yüzlerce kişinin mal gibi silahın önünden labut gibi durması, o aşırı abartılı makineli tüfek sahneleri... Bu sekanslar bana biraz filmin ciddiyetine gölge düşürmek ve başrolün egosunu tatmin etmek için çekilmiş gibi geldi. O ana kadar ilmek ilmek işlenen o ağırbaşlı, gerçekçi atmosferi biraz zedelemiş. Ve tüm bu sahnelerde sanki film evreninde Hindistan’ın polis ve emniyet güçleri yokmuş gibi işlenmiş olmalı ki asla polis veya devletin herhangi silahlı bir gücü görünmüyor.
• Ancak bu abartılı aksiyon sahnelerini bir kenara bırakırsak, filmin geri kalanındaki o "beklenmedik" çizgi hiç bozulmuyor. Karşımızda alıştığımız, her şeyi doğru yapan o kusursuz Hint filmi kahramanları yok. Vijay kesinlikle iyi biri değil; ama tamamen kötü, içi boş bir karakter de değil. Babasına duyduğu, neredeyse hastalık derecesindeki (patolojik) sevgi yüzünden her şeyi yapabilecek gözü kara bir adam. Aslında tüm o vahşeti ve sertliği, derinden hissettiği o "baba onayı" alma çabası ve çocuksu sevilme arzusu yüzünden yapıyor. Hikaye ilerledikçe onun bu saplantılı haline ve düştüğü durumlara bazen üzülürken, bazen de yaptıklarına kızıyorsunuz. Karaktere bu gri tonun verilmesi filme çok büyük bir psikolojik derinlik katmış.
• Klasik Hint sinemasındaki o renkli, neşeli dans sahnelerinin olmaması, her şeyin çok daha vahşi, kanlı ve karanlık ilerlemesi filmin tonunu harika desteklemiş. Hatta o eleştirdiğim balta sahnesinde bile arkada çalan geleneksel Punjabi halk şarkısının (Arjan Vailly) o vahşi atmosferle yarattığı tezat sinematografik açıdan çok başarılıydı. Film yaklaşık 3.5 saat gibi uzun bir süreye sahip olsa da, sunduğu bu "ne olacak" merakı sayesinde kendisini bir şekilde soluksuz izletiyor.
• Özetle; o abartılı dövüş sahneleri filmin ciddiyetine biraz ket vurmuş olsa da, klişeleri yıkan senaryosu, karakterin o güçlü, sarsılmaz maskülen iradesi ve ters köşeleriyle kesinlikle izlemeye değer, farklı bir deneyimdi.