İbn-i Battuta 1325 yılında hac yolculuğu maksadıyla Fas'tan yola çıkmış ve 1354 yılında geri döndüğünde yaklaşık otuz yıllık, onu dünyanın o zamanki en uzun süre ve en geniş coğrafyayı dolaşan seyyahı yapan, seyahatini tamamlamıştır. Bu seyehatleri esnasında; Kuzey Afrika, Mısır,…devamıİbn-i Battuta 1325 yılında hac yolculuğu maksadıyla Fas'tan yola çıkmış ve 1354 yılında geri döndüğünde yaklaşık otuz yıllık, onu dünyanın o zamanki en uzun süre ve en geniş coğrafyayı dolaşan seyyahı yapan, seyahatini tamamlamıştır.
Bu seyehatleri esnasında; Kuzey Afrika, Mısır, Arabistan, Anadolu, Altın Orda, İran, Orta Asya, Maldivler, Hindistan, Güney Asya ve Çin gibi bir çok farklı coğrafyayı ziyaret etmiştir ve döndüğünde bu pek kıymetli seyahatnameyi kaleme aldırmıştır.
Özellikle dikkat çekici olan şey, yalnızca şehirler veya ülkeler arasında dolaşması değil; farklı devletlerde yıllarca yaşaması ve kadılık gibi çeşitli görevler üstlenmesi, buralarda evlenmesi,yerel halk gibi yaşaması ve savaşlar dahil bir çok maceraya atılmasıdır. Hindistan’da Delhi Sultanı’nın hizmetine girmiş, kadılık yapmış, Maldivler’de bulunmuş, Çin limanlarına kadar ulaşmıştır. Yani klasik bir “gezgin”den çok, hareket hâlindeki bir gözlemci ve diplomat gibidir.
Ayrıca onun çağında İslam dünyasının geniş ticaret ve ilim ağları da bu yolculukları mümkün kılmıştır. Fas’tan Çin’e kadar uzanan bölgelerde ortak bir dini ve kültürel altyapının bulunması, medreseler, kervansaraylar ve hac yolları sayesinde daha güvenli bir hareket alanı sağlamıştır. İbn-i Battuta da gittiği hemen her yerde buradaki vakıfları, tekkeleri, tarikatları mutlaka ziyaret etmiş, şeyhlerden ve onların hikmetlerinden bahsetmiş, onlara övgüler dizmiştir. Bu yüzden İbn Battûta’nın seyahatnamesi aynı zamanda ortaçağ İslam dünyasının ne kadar bağlantılı olduğunu gösteren önemli bir kaynak sayılır.
Yolculukları esnasında İbn-i Battuta'nın yolu Anadolu'ya da düşmüş, Antalya'dan Ezruruma oradan Konstantinopl'a kadar buradaki bir çok şehri, ahalisini, sultanını detaylıca anlatmıştır. Bu ziyareti esnasında Bursa'yı da ziyaret etmiş orada ki Orhan Bey önderliğindeki Osmanlı'nın kuruluş yıllarına da değinmiştir. Özellikle Anadoludaki Ahilik teşkilatına dikkat çekmiş, bu teşkilatın örgütlülüğüne, çalışmalarına, faydalarına ve Anadolu insanının misafirperverliğine övgüler yağdırmıştır.
Seyahatnamenin dili yer yer abartılı ve hikâyeleştirilmiş görünür. Zira, bazı yerlerde bizzat göründüğü söylenen doğa üstü olaylardan, ifritlerden, büyü ve büyücülerden bahsedilir, ancak bu seyahatnamenin değerini azaltmaz. Çünkü o zamanki seyahatnamelerde gözlemlerin yanı sıra duyumların da gözlem gibi aktarılması doğal bir durumdu. Okuduğum önceki seyahatnamelerde de benzer anlatımlar vardı.
Seyahatname severler veya bu türü denemek isteyenler için mutlaka okunması gereken eserlerdendir.