"The things you love aren't always what you're meant to do" Bu söz yine love through a prism referansı ama ben de sevdiğimiz şeyler bizim için her zaman doğru olması gereken şey midir değil midir diye ufak bir dijital iz…devamı"The things you love aren't always what you're meant to do"
Bu söz yine love through a prism referansı ama ben de sevdiğimiz şeyler bizim için her zaman doğru olması gereken şey midir değil midir diye ufak bir dijital iz bırakmak için geldim yeniden.
Ben bu başlığı ve Peter'ın deneyimini çok sevdim çünkü benim de bir deneyimim var. El işlerini hep çok severdim kendimi bildim bileli bu anlamda da bir şeyler yapsam çok mutlu olurum sanırdım ama bir gün bu kariyer anlamında bana bir ders, ödev veya görev olarak geldiğinde adeta cehennem gibi hissettim asla ve asla mutlu olamadım. Yapmaktan mutlu olmadığım gibi sonucundan da olmadım hem de bunları sevmeme rağmen. Saatlerce uğraşmak zoruma gidiyordu, verdiğim emek ve yorgunluk bana sadece kötü hissettiriyordu ve ben sadece bunlara bu şekilde vakit ayırmak istemediğimi düşünüyordum. Bazen bazı şeylere beslediğin tutku veya sevgi sana aynı şekilde geri dönüş vermiyor tıpkı karşılıksız sevgi gibi ama bu demek değil ki sen onu aslında sevmiyormuşsun hayır sen onu seviyorsun ama bunun senin için bir meslek veya görev haline gelmesini istemiyorsun çünkü belli ki kendini iyi hissettiğin yer orada onunla değil.
Kendini göstereceğin ya da göstermekten mutlu olacağın, sende ne potansiyel varsa parlayacak olan şeye gittiğinde bir şeyler sana kaldırması daha kolay geliyor ve rahatlıyorsun çünkü o şey seni tatmin de etmeye başlıyor doğru alanda doğru konumda olduğunu biliyorsun. Peter deneyimlediği şeyde sadece kayboldu çünkü Kit ile arasındaki farkı gördü Kit adeta sanata aşık resim için yaşayan bir çocuktu ve olmak istediği yeri çoktan biliyordu. Bundan ötürü o akademideydi ama gelin görün ki onun ailesi de kraliyetten olduğu için kendisinin sorumluluk alması gerektiğini ve bir aristokrat olması gerektiğini söylüyordu. Baktığınızda ikisinde çok farklı hikayeler var Peter kendi serüvenini kendi başına deneyimledi tüm bu resim, sanat yolunu kendi seçti ve gördü. Çocukken çok ilgi duyduğu bir şeyin peşinden gitti ama aslında pek de oranın insanı olmadığını fark etti. Bu noktada Peter'ın kendi hayatında rota değiştirmesi onun artık sanata, resme ilgisinin yok olduğunu mu gösteriyordu peki hayır sadece onu bir geleceğe dönüştürmedi çünkü öyle bir gelecekte kendini görmedi. Kit ise aristokrat da oldu yıllarca ordan oraya da savruldu ama resim onun için ne işti ne bir görevdi ne de övgü alacağı bir malzeme onun için sadece sanattı ve Kit sanatla var oluyordu. Yapması gerekenleri yapıp resimle yaşamaya devam etti ve bundan şikayetçi değildi çünkü kit'de baştan beri bunu söylüyordu ne bunu yarıştıracak bir işe dönüştür ne de başkalarından övgü almak için bir malzeme yap eğer o şeyi seviyorsan onunla yaşa. Eğer bir şeyi seviyorsan, ilgi duyuyorsan onu deneyebilirsin bundan korkman doğal olsa da cesur ol ama denediğinde beklentini karşılamayıp seni hayal kırıklığına uğratırsa da bundan gocunma çünkü evet sırf o şeyi çok sevdiğinden sana istediğin gibi geri dönüş vermemesi fazlasıyla sarsıcı gelebiliyor insana ama bu senin onu sevmene ya da yapmaya devam etmene engel değil. Sonucuna bir şekilde ulaşacaksın ve bir şekilde de onu nereye koyacağını senle nerde olacağını bileceksin. Shin'in Lili'ye hatırlattığı gibi "sevdiğin şeylerden vazgeçme." Üç kelime ama dünyalara bedel. Lili resimden 5 yıl uzak yaşadı ama sevgisinden, hevesinden ve tutkusundan bir şey eksilmemişti, ne de olsa neyi gerçekten seviyorsak ondan uzaklaşmak sadece unutturur ve zihin de o gerçekliğe alışır ama o kör noktayı tetiklediğinde de tek bir şeyin değiştiğini fark edersin işte o da zamandır.